<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488</id><updated>2011-09-07T04:41:12.214-07:00</updated><category term='rekabet'/><category term='kendini bilme'/><category term='Değişim'/><category term='KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ'/><category term='İnsan'/><category term='gelecek'/><category term='İnsanoğlu'/><category term='Korku'/><category term='sevgi bilinci'/><category term='evrim'/><category term='Sevgi'/><category term='İnsanluğa çağrı'/><category term='çocuklarımız'/><category term='İklim değişikliği'/><category term='öfke'/><category term='Özgürlük'/><category term='gezegensel değişimler'/><category term='Hırs'/><category term='Açgözlülük'/><category term='sistemler'/><category term='KÜRESEL FELAKET'/><category term='sessiz yürüyüş'/><category term='daha geç olmadan'/><category term='Küresel ısınma'/><category term='İnsanlık Medeniyeti'/><category term='uygunsuz gerçek'/><category term='Sevgi Bilnci'/><category term='Ego'/><category term='Bilinç'/><category term='felaketler'/><category term='kürel ısınma'/><category term='Vizyon'/><category term='amaç insan'/><category term='vakit geç olmadan'/><category term='barış'/><category term='kelebek etkisi'/><title type='text'>KÜRESEL ISINMA</title><subtitle type='html'>http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749,  
www.kuresel-isinma.org,   
www.globalwarmingvideos.org</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>20</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-6423823384771042808</id><published>2009-03-25T12:23:00.000-07:00</published><updated>2009-03-25T22:54:31.366-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='daha geç olmadan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küresel ısınma'/><title type='text'>DAHA GEÇ OLMADAN – Anla ve Yol’aÇık</title><content type='html'>*************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAHA GEC OLMADAN..,.. lutfen izleyiniz.....izlettiriniz…..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.google.com/videoplay?docid=-1212075545357100122"&gt;http://video.google.com/videoplay?docid=-1212075545357100122&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAHA GEÇ OLMADAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezegenimizde oyun içinde oyunlar oynanmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun tasarımcı-hokkabazları birbirinden üstün, birbirinden marifetli. Tüm dünyada petrole, nete, televizyona, hazır yiyeceğe, ilaca, kısaca; kültürünün ve gelişkinliğinin elverdiği oranda çeşitli fiziksel, zihinsel ve duygusal objeler, kalıplara ve durumlara alıştırılmış insan kitleleri şaşkın çaresiz ve korkmuş bir şekilde; küresel ısınma, savaş, itiş kakış haberleri arasında savrulup durmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar kime ve neye inanacağını bilmiyor. Her kafadan ayrı bir ses, her yerden ayrı bir isyan yükseliyor.&lt;br /&gt;Herkes ve her şey kendi içinde, kendi hesaplaşmasını yaşıyor. Ve ancak herkes kendisine hesap verebiliyor.&lt;br /&gt;Ve herkes ancak kendisini anlayabiliyor.&lt;br /&gt;Hiç kimsenin birbirini duymadığı, etrafında dönen kaosundan kimsenin kimseyi gözünün görmediği anlardayız.&lt;br /&gt;Sonuçta biz insanlar zeki bir türün üyesiyiz. Etrafımızda dönen dolaplar içinde neler olup bittiğini anlayabilecek ve bu kargaşanın içinden açıklığa ve feraha yol alabilecek inisiyatife sahip varlıklarız. Yeter ki görelim, anlayalım ve Yol’a çıkalım.&lt;br /&gt;Gezegende en büyük hesap-kitap işleri; küresel ısınma adı altında işleyen çarklarda kargaşalar ve beklentiler olarak yaşanmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümetler, bilim insanları, IPCC, medya, çevre örgütleri; kısaca gezegende yaşayan insanlar; küresel ısınma olup olmadığının ve eğer oluyorsa da sonrasında ne olacağı ve dolayısıyla ne tür önlemler alınacağı ve uygulanacağı konusunda bir karara varamamış durumdadır. Yada tüm bu kurumların bir kararı var ve bizlerin; insanlar olarak bunlardan haberimiz yok.&lt;br /&gt;Küresel ısınma ve felaket haberleri gündemlerimizi karabulutlar gibi kaplarken, Amerika’dan doğan ekonomik kriz haberleri ve etkileri dalga dalga dünyayı sarmaya ve -uyandırmak için- acı bir şekilde sarsmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;Sonuçta İnsanlık; Havva’nın ve Adem’in binlerce yıllık macerasından ve Elma Düşünden uyanmak üzeredir. Çünkü Elma-Dünya tahımı elden yitip gitmek üzeredir. Küresel ısınma insan kaynaklı veya değil; insanlık nüfusunun son 100 sene içinde hızlı bir şekilde artmasından, körüklenen tüketim çılgınlığından ve daha burada sayfalarca yazabileceğimiz nedenlerden dolayı; gezegenimizin; ekolojik dengesine, üzerinde yaşayan canlılarına, denizlerine ve bitki örtüsüne aşırı derecede zarar verilmiş ve gezegen tüketilmiştir. Üstüne üstlük; insanın bizzat kendisinin de gezegenin ekolojik sistemine bağımlı olmasına, gezegen üzerindeki canlılardan beslenmesine rağmen gezgene tüm bu saydıklarımızı yapabilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun huyudur; ben yapmadım demesini adet edinmiştir. Fakat gezegende olan tahribata sesimizi çıkarmadığımız her seferinde, yok olan türleri geri getiremediğiniz her kayıpta, gezegende insanın vahşeti yüzünden ölen her canlıda, kullandığımız ve tabiata zarar veren her üründen ve bunların üretim modellerinden v.s…..v.s…sorumluyuz. (tüketim alışkanlığınızı değiştirmediğiniz sürece) .&lt;br /&gt;Aslında sorumluluğumuz basitçe kendimiziz. Çünkü olan her birimizin yaşamlarına ve üzerinde yaşadığımız gezegenimize olmakta.&lt;br /&gt;Durum bu ise henüz ……”daha geç olmada” gezegeni ve yaşamlarımızı dengeleyebilmek için; dünyamız ile ilgili daha net bir ANLAYIŞA kavuşmak durumundayız.&lt;br /&gt;Ancak ve ancak net bir anlayış ve neler olduğunu kavrayış bizleri; içinde bulunduğumuz ataletten ve kaoslardan güvenle çıkaracaktır.&lt;br /&gt;İşleyiş olarak insanın zihni; neler olduğunu anladığında çözümler üzerine odaklanabilir. Anlamak aynı zamanda olanların kabulunu ve teslimiyetini getirir. Çekişme ve kaos biter. Çünkü olan olmuştur. Sorumlularda gezegende olduğuna ve aynı akıbete üçaşağı beş yukarı zaman diliminde uğrayacağına göre, gezegenimiz, yaşamlarımız geleceğimiz ve çocuklarımız için elimizden bir şey geliyorsa yapma NİYETİNDE oluruz. Çözümlere odaklanıp, çözümleri ortaya çıkarabilir, uygulamaya koyabilir, uygulanması konusunda sivil topum örgütleri ve yola çıkan diğer insanlarla birlikte çalışabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta;  küresel ısınma insan kaynaklı veya değil; gezegenin ve insanlığın tükenişinde, küresel ısınmayı birileri kendi çıkarlarına alet ediyor veya insanlığı bir yerlere sürüklüyor gibi gizli kapaklı oyunları seyrederken ve faillerini bulmaya çalışırken; aynı zamanda “daha geç olmadan” gezegen ve yaşamlarımız için de harekete geçecek anlayışa ulaşabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de oyun içindeki oyun; Doğru yöne bakmamızı engellemek için oynanan şaşırtmaca oyunudur. Biz yine de biraz ilkel olup gezegenimizin ve insanlığın verdiği alarm sinyallerine güvenmeyi öğrenmeliyiz ve olanı sinyallerden anlamalıyız.&lt;br /&gt;Sonuçta; küresel ısınmayı en iyi açıklayan; fosil yakıt kaynaklı teori nedenlerini de içinde barındıran  ve ısınmanın nedeni olarak uzaydan gelen gama ışınımlarını ve  güneş patlamalarını  ve neticesinde dünya çekirdeğinin hareketliliğini ileri sürerek inceleyen araştıran ve tezini ispata çalışan SEKAR  John/Velikovsky-TEORİSİdir. Küresel ısınmadaki her şeyin teorisi gibi bütün nedenleri için alan ve anlamlandırarak, insanlara bütünsel bir bakış açısı sunan bir teoridir. (Bu teoriye göre tehlike yeryüzünde insanoğlunun gezegene yaptığı tahribatla birlikte uzayda ki gama ışınımından gelmektedir. İncelemenizi tavsiye ederiz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar son yılarda televizyondan akan cehalet yayınları ile o kadar etkisiz hale getirildi ki halen bir tepsi içinde ve öküzün boynuzlarında yaşıyor olduğumuzun sanrısına kapılabiliriz. Çeşitli şişirilmiş absürt haberler gündemimizden düşmezken ve hayat bir kutunun içinde bize yaşatılırken,  uzayda; ışık hızıyla bilinmedik bir yöne hareket halinde olan bir gezegende olduğumuzu unutabiliriz. Sonuçta gezegenimiz Samanyolu Galaksisi’nde, Güneş Yıldız Sistemindeki 3.gezegendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne acıdır ki; bütünsel ve yüksek bakış açısını unuttuğumuzda; gezegenimiz ve yaşamımız da biz fark etmeden yanı başımızdan akıp geçecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Gezegeni; barındığımız, karnımızı doyurduğumuz, güzel günlerimizi yaşadığımız, muhteşem güzelliklerini seyre daldığımız, ailemizle çocuklarımızla güzel günlerimizi paylaştığımız, bizi besleyen ve bize YAŞAM sunan bir Yuvadır.&lt;br /&gt;Dünya bizim Yuvamızıdr.&lt;br /&gt;Ve Bütün insanlar ayrımsız bizim Ailemizdir. Çünkü aynı gezegende yaşıyoruz.&lt;br /&gt;Dünya üzerindeki bütün canlı türleri de varoluşumuzu paylaştığımız, varlık türleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidecek başka gezegenimiz yok.&lt;br /&gt;Gezegeninize, yaşamınıza ve geleceğinize sahip çıkınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına&lt;br /&gt;25.03.2009 / İstanbul / Türkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-6423823384771042808?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/6423823384771042808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=6423823384771042808' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/6423823384771042808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/6423823384771042808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2009/03/daha-gec-olmadan-anla-ve-yolack.html' title='DAHA GEÇ OLMADAN – Anla ve Yol’aÇık'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-2754539392013524357</id><published>2008-12-22T03:56:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T04:02:05.157-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sessiz yürüyüş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İklim değişikliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='amaç insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Değişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küresel ısınma'/><title type='text'>AMAÇ INSAN II - Sessiz Yürüyüş</title><content type='html'>küresel ısınma; insana(kendimize) ve gezegene olmakta olanı görmek için lütfen izleyiniz&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blip.tv/file/1429348/"&gt;http://blip.tv/file/1429348/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Zeitgeist Addendum  filminin belirgin olarak 66:06dk, 66:23dk, 66:31 dakikalarında; insanın teknolojiye bağımlı hale getirilmeye çalışılmasını (ikna edilmek) ve böylelikle de yeni bir  teknolojiye bağımlı kölelik paradigması yaratılmasını onaylamıyoruz. Teknoloji gereklidir. Ama amaç teknoloji değildir. İnsandır. Zeitgeist filminde belirttiğimiz dakikalarda teknoloji; insanın kurtarıcısı gibi sunulmuştur. Kaynak bazlı teoriden bahsetmektedir. Bize göre; filmde Venüs projesinin temellendirildiği kaynak bazlı teori, bugün ki insanın bilinci ile gerçekleştirilemez. Ve insana yeni bir kölelik getirebilir. Robotlaşma. (bu film gerçekleri açıklamak gibi bir vizyonla yola çıkmışsa da içinde teknolojiye yapılan atıfla ve değerle Matrix Filminin argumanlarını bu dünyada gerçek kılacak olan tohum zihniyettir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Görüşümüzden; insan bilinci; sevgi bilincine evrimleştiği zaman, zeitgeist filminin içinde önerilen kaynak bazlı teknoloji ve venüs projesi gerçek kılınabilir. Daha önce değil.)&lt;br /&gt;Filmi yukarda değindiğimiz konuların ışığında; ekonomik sistemin nasıl yapılandığını kavrayabilmeniz için seyretmenizi tavsiye ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca ekonomik sistemin gelişimini (insanı köleleştirmesini) bilimsel olarak daha iyi anlayabilmek için grup sayfamıza eklediğimiz Yrd.Doç.Dr.Şule Daldal’ın akademik bir çalışma olan “NEO-LİBERAL POLİTİKALAR VE HEGEMONYA KRİZİ” yazısını okumanızı tavsiye ederiz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=17707815749&amp;amp;ref=ts"&gt;http://www.facebook.com/group.php?gid=17707815749&amp;amp;ref=ts&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***********************************************************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMAÇ INSAN II - Sessiz Yürüyüş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki “Milyon” kişiyiz.Belki de “Sonsuz” kişiyiz.Hepimiz; insan onuruna yakışır şekilde yeşil bir gezegende barış huzur refah mutluluk sağlık ve sevgi içinde yaşamak istiyoruz.&lt;br /&gt;Hepimiz içimizde tükenmeyen ve bizi “Gerçek İnsanoğlu” yapan; İnsanın Asaletine, Yaşamın Kutsallığına, Sevginin Aşkın hatırına ve Barışın güzelliğine  Sessizce Yürüyoruz. Sessiz Yürüyüş;  bilincimizde, tüketici alışkanlıklarımızda, yaşamımızda, eylemlerimizde; insanlarla ve dünya ile ilişkilerimizde bilinçli olarak (her ne olursa olsun)  “Sevgiye” Yol aldığımız bir Sessiz Yürüyüştür.&lt;br /&gt;Değişimle Sonuçlanır.&lt;br /&gt;İnsanlığın; kendisine ve dünyaya Ol’makta olanı görmesi ve eğer istiyorsa; bütün bunlardan sevgiyle özgürleşmeyi seçmesi, kendi içinde kendine(vicdan mekanizmasını harekete geçirip) yürüyerek gerçekleştirebileceği bir süreçtir.&lt;br /&gt;Ve her varlığın “Kendisinin Sorumluluğudur”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın; “Kendisinin Sorumluluğu”; özgürlüğüdür. Ancak ve ancak kendisi olabilen insan özgürleşebilir. Özgürlüğü düşleyebilir. Ve özgürlük olasılık olarak düşlenebildiğinde, olabileceğine inanılabildiğinde gerçek olabilir ve gerçek olabilmesi için uğrunda mücadele edilebilir. Ne için mücadele ettiğinizi bilmeniz gerekir. Bildiğiniz zaman özgürlüğü bir hedef haline getirebilirsiniz. Çünkü nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiçbir rüzgârdan hayır gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel (alışkanlıklar-tüketici veya bağımlılıklar), psikolojik (size öğretilmiş gerçeklik-inançlar değerler yargılar şartlanmalar), ruhsal ( dinsel inançlar-spritüel sanrılarımız)  olarak özgür olabilmeyi kavramak (olmakta olanı görmek ve sorumluluk almak) ile gerçekleştirme (kelebek etkisine inanarak sevgiyle eylemde olmak) arasındaki süreç Sessiz Yürüyüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik sistemlerin, ahlaksal yapıların, dinlerin, doğmalarının, toplumsal bilincin, insan psikolojisinin; açıkça çöktüğü, doğrunun ne, güzelin nasıl ve iyiliğin nerde olduğunun bilinmediği toplumsal kaosun içinde; sizin ayağa kalkmanıza ve sizinle birlikte diğerlerinin de ayağa kalkmasının tek bir koşulu vardır. Vicdan mekanizmasının harekete geçirilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak içinize yürüyebildiğinizde toplumsal olarak birlikte barış ve huzur içinde yaşamanın koşulu olan; vicdan mekanizmasını harekete geçirmiş olursunuz.&lt;br /&gt;Vicdan mekanizmasının harekete geçmesi; birey olarak kendinizin, kendinizle birlikte diğerlerinin ve gezegeninde sorumluluğunu aldığınızın göstergesidir. Bir şekilde yaşamın devamının sorumluluğunu almaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam; gezegen üzerindeki canlı ve cansızların; sürekli olarak yokluktan varlığa görünüşe çıktıkları sonsuz devinimin, değişimin ve evrimin Bütünüdür.&lt;br /&gt;Her şey değişir.&lt;br /&gt;Değişmeyenler durgunlaşır ve çürür.&lt;br /&gt;Büyük değişimler büyük adımlarla gerçekleşir. Bu devrimdir.&lt;br /&gt;Eğer ki; devrim sayılan büyük adımı atarken her iki adımı (fiziksel ve ruhsal) birlikte “”sıçramaya”” dönüştürebiliyorsak orada -Evrim- gerçekleşir.&lt;br /&gt;Evrim, devrimle olur. Devrim, evrim gereği gerçekleşir. İki kelimenin üzerine koyacağımız ve herkesin en yüksek hayrına olacak değeri ise, bu ikilinin türler veya insanlık veya varlık bilincinde veya var oluşunda ne kadar özgürlük, sevgi, bütünlük, tamamlanmışlık kattığı belirler.&lt;br /&gt;Eğer İnsan; içinde yaptığı Sessiz Yürüyüşünden mutluysa;  olmakta olan uygundur.&lt;br /&gt;Eğer Toplum; gerçekleşmekte olan devrimde; Birlikte adım atabiliyor ve nihayetinde; fiziksel, psikolojik ve ruhsal özgürlüğüne sıçrayabiliyorsa; Ol’makta Ol’An EVRİM’dir.&lt;br /&gt;Ve Evrim; doğası gereği bir başlangıcı ve bir sonu içerir. Başlangıç ve son birbirinin içine geçer. Eski biterken yeni başlamaktadır. Eski gitmemiştir. Ama henüz yeni de gelmemiştir.&lt;br /&gt;Yapılması uygun Ol’An; Kelebek Etkisine inanarak; kendinize, varlığınızın nedeni olan diğerlerine, gezegene ve üzerindeki canlı türlerine; gücünüzün yettiği elinizin uzandığı kadar kol kanat gererek; koruyacağınız, yok oluştan esirgeyeceğiniz ve gezegen üzerindeki yaşamın devamını özgürce gerçek kılacağınız Sessiz Yürüyüşünüzde olmaktır.&lt;br /&gt;Değişimlerde insan için en sağlıklı referans noktası yüreğidir. Çünkü kaosta her şey bir nevi alacakaranlık kuşağında yaşanır.&lt;br /&gt;Referans noktası yüreğinin olması; -ben yaptım oldu- mekanizması değildir. Zaten -ben yaptım oldu- mekanizması, toplumsal bilincin kurtulmaya çalıştığı hastalıklardan biridir.&lt;br /&gt;Yolda yürüyecek olanı alacakaranlık kuşağından geçirecek sadece vicdan mekanizması olabilir. (vicdan; herkesin aslında için için; iyiliğin ve kötülüğün nerede olduğunu bildiği ve kendisinin ise bu iki kutbun hangi değerinde olduğunu bilmesi halidir. Vicdan mekanizması harekete geçtiğinde kişi; ya olduğu gibi olur, ya da göründüğü gibi olur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve insan bir canlı olarak gezegendeki diğer canlı türleri ile birlikte; gezegen üzerindeki Yaşama aittir. Üzerinde yaşadığı gezegen ve gezegen üzerindeki her şey ile birlikte  bir Bütündür.&lt;br /&gt;İnsan her ne kadar gezegenden bağımsız bir varlığı varmış; gezegende ekolojik dengenin bozulması sonucunda yaklaşmakta olan iklim değişikliğinden ve  felaketlerden kendisine zarar gelmeyecekmiş gibi duyarsız ve umursamaz davranıyor olsa da maalesef insanın gezegenden ayrı bir varlığı söz konusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan; gezegeni tıpkı diğer canlı türleriyle birlikte tamamlayan ve diğer canlılarla yaşam nehrinde birlikte akandır. Kendinin Sorumluluğunu aldıktan sonrada gezegen üzerindeki yaşam nehrinin akışından daha iyiye yöneltmek ve vesile olmak maksadıyla sorumlu olandır. Yada en azından yaşam  doğal akışını olduğu gibi korumak üzere sorumlu olandır. (Zarar vermemek de korumaktır)&lt;br /&gt;Bu nedenle gezegen üzerinde“Kendinin Sorumluluğunu” alarak vicdan mekanizmasını harekete geçirmemiş insandan ne kendine ne diğerlerine hayır gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdan mekanizmasını hareket geçirmiş insan; ataleti kırabilir ve insan olmanın gereğini yerine getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda ekonomik ve psikolojik çöküş insanların ataleti kırmasına engel olmaktadır. Fakat; vakit artık çok geç olmadan da karanlığın kapılarının sonsuza kadar kapatılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;Zaman altın değerindedir.&lt;br /&gt;İnsanlık gezegen ve diğer canlılar için her dakikanın geriye dönüşü olmayan bedelleri bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanların - bitkilerin bu durumdan haberi olmadığı ve dünyaya olanlardan da sorumlu olmadıkları için; bütün sorumluluk dünyayı kirleten, kendi içinde ve birbiriyle sürekli kavga eden, dünya gezegeninde var olduğundan beri savaşan, tatminsizliğinden  dolayı çılgınca tüketen, tüm güzellikleri yok eden, her alanda kendini diğerlerinden ayıran anlamsız bir yarışın içinde olan, paylaşmayı bilmeyen, üstüne üstlük hiçbir uyarıyı da (ekolojik felaket ve toplumsal kargaşa) dikkate almayan ve hala çıkarlarını gözeten ve tarihinin en büyük -var olmak veya yok olmak- savaşının içinde bulunan; insanoğlunun üzerine kalmıştır.&lt;br /&gt;Yapılması gereken gezegene, üzerindeki canlı türlerine, ekolojik sistemlere ve Biz İnsanlığa ne olduğunu görmek ve harekete geçmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda dünyada iki kaos- birlikte olmaktadır.&lt;br /&gt;İlk kaos (sefilliğin acizliğin dünyasıdır) gitmekte olandır. Yüz yıllardır insanlara inandırılan betimlenen ve öğretilen dünyadır.&lt;br /&gt;Sizlerin korkularınızla acılarınızla ve bunları her An’da seçmenizle ve ataletinizle kendini var kılmaya devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kaos (barışın sevginin dünyası) gelmekte olandır. Eğer sistemde yer almayı bırakırsanız; sessizce yüreğinize yürüyebilirseniz ve her anda vicdan mekanizmasını harekete geçirip, eylemlerinizle ve nihayetinde hepimizin seçimiyle iradesiyle gerçek olacak olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit geç olmadan hepimizin; değişmeyi seçenlerin; Sessizce Yürümeye başlaması hayrımızadır.&lt;br /&gt;Yürüyüşünüz; Gücünüzdür.&lt;br /&gt;Ve İnsanın Gücü; Kendisinin Sorumluluğunu almasıdır.&lt;br /&gt;İnsan şimdiye kadar yapması gereken tüm savaşları yapmıştır. &lt;br /&gt;Sevgiden başka gidebileceği tüm yollara da gitmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Burada; insanın vicdan mekanizmasını hareket geçirmekten ve sevgiyle sessizce yürüyüp, değişmekten başka çaresi yoktur.  “Sevgi Olmuş” insanın varlığından yansıyan çözümlerin her biride insanlığın hizmetine sunularak; toplumda özgürlüğün, barışın,  dengenin ve huzurun yaşanmasına hizmet edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi Olmamış bir *Bilincin*; küresel ısınmayı; önleme durdurma adına ürettiği her şey yine şimdiye kadar olduğu gibi, bir takım karanlık zihniyetlerin elinde menfaatleri gereği, İnsanlığın hayrına maskesi altında kullanılarak ve insanların üzerinde güç oluşturmak için bir araç daha yaratılmasına hizmet etmekten başka bir işe yaramayacaktır.&lt;br /&gt;İnsanlığın yakasından; dünyayı kirleten, çöplük haline getiren, insanları bir birine düşürerek savaş meydanlarında düşman eden ve öldüren, dünyayı ve insanları kendi çıkarları için kullanan, sömüren bütün yapıların, kurumların, birimlerin, kişilerin düşmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insanın;  vicdan mekanizmasını hareket geçirecek; Sessiz Yürüyüşü; kendisine, diğerlerine, dünyaya ve evrene karşı bir SORUMLULUĞUDUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜÇ, SORUMLULUKTUR.&lt;br /&gt;SORUMLULUK; Olmakta olanı olduğu görmek ve harekete geçmektir.&lt;br /&gt;GÖRMEK; Değişmektir.&lt;br /&gt;DEĞİŞİM; Her zaman sizin ve diğerlerinin huzuru, refahı barışı ve mutluluğu için; daha iyiye ve daha güzele olan Var Oluşu seçebilmektir.&lt;br /&gt;SEÇMEK; Kaderinizi bilinçli olarak yaratmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARATMAK; Görmek, Düşünmek, Söz Söylemek, Eylemde Bulunmak ve tüm bunları yaparken seçimlerinizin başında nöbet tutmaktır. İradedir. Azimdir. Netliktir. Açıklıktır. Kararlılıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sevgiyle diyoruz ki ;HENÜZ VAKİT VARKEN; GEZEGENE VE YAŞAMINIZA NE OLMAKTA OLDUĞUNU LÜTFEN GÖRÜNÜZ.&lt;br /&gt;YAŞAMINIZA VE GEZEGENİNİZE LÜTFEN SAHİP ÇIKINIZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına&lt;br /&gt;11.11.2008 İstanbul / Türkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-2754539392013524357?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/2754539392013524357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=2754539392013524357' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/2754539392013524357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/2754539392013524357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2008/12/ama-insan-ii-sessiz-yry.html' title='AMAÇ INSAN II - Sessiz Yürüyüş'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-3776247433680278905</id><published>2008-12-02T06:17:00.000-08:00</published><updated>2008-12-02T06:19:22.761-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelebek etkisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Değişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küresel ısınma'/><title type='text'>AMAÇ İNSAN  I – Kelebek Etkisi</title><content type='html'>küresel ısınma; gezegene olmakta olanı görmek için lütfen izleyiniz &lt;a href="http://vimeo.com/2316052" target="_blank"&gt;http://vimeo.com/2316052&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMAÇ İNSAN  I – Kelebek Etkisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaos ve karanlık; binlerce yılın getirdiği ağır sorunlarla birlikte dünya gezegenini ve sakinlerini kuşatmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemler karışmış, idealler insanların yüreğinden çoktan çekip gitmiş, faziletin ve vicdanın ne olduğu ise hiç hatırlanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın sıcak bölgelerinde yaşanan ve yaşanması muhtemel olan çatışmaların- savaşların ve  nükleer tehdidin gölgesinde ve ayrıca tek başına medeniyeti dünya üzerinden silip süpürme gücünde olan   küresel ısınmanın etkisi ile meydana gelen, gezegensel doğal olaylar aktivitesinin artışı ve büyüklüğü; insanları korkutan, çaresiz hissettiren nitelik almıştır. Medyanın, basın yayın kuruluşlarını da felaket haberlerinden ve gelişmelerin doğal olarak insanlığı ilgilendiren yönünü raiting amaçlı abartarak kullanımları neticesinde kişiler güvensiz, yarından umutsuz, karamsar ve depresif durumdadırlar. İnsanlar TV başında gerçeklikten uzak ve insani değerleri her gün eriten TV programlarıyla basın ve yayın ile de uyutularak fiziksel zihinsel ve duygusal olarak atalet içine sokulmaktadır.&lt;br /&gt;İnsan Toplumu  olarak bu karanlığın gölgesinde her geçen gün; hoşgörülü, uzlaşmacı, uzak görüşlü, sağduyulu ve metanetli olma ve birlikte hareket etme yeteneklerimizi ve anlayışımızı kaybetmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkezi hareketi Amerika’da başlayan ve dalga dalga tüm dünyaya yayılan ekonomik krizle birlikte arkasından tetiklenecek olan insanlardaki ve birlikte toplumlardaki psikolojik ve ruhsal çöküntüler aslında hepimizin bildiği gibi şimdiye kadar yaşamış olan bütün ikilik ve nefs tabanlı sistemlerin ( açgözlülüğün)  çöküşü ile alakalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar artık beni sokmayan yılan binyıl yaşasın diyemez.&lt;br /&gt;Çünkü yılan herkesi sokmuştur. Ve zehrin etkisi toplumsal bilincimizde hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Bunu YAŞAMLARIMIZDA fark etmek -AN- MESELESİDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunlarımızın orasına burasına bakmayı ve kaderimize hayıflanmayı bırakmalı ve KENDİ çözümümüzün bir parçası olmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya ve İnsanlığa dolayısıyla bizim Geleceğimize ve Gezegenimize olan kayıtsız “bakışın” ve umursamaz yaklaşımların bir çözüm olmadığını basitçe görmeliyiz. Yaklaşan günlerde her koyun kendi bacağından asılmayacak. İnsanlık medeniyetini tehdit eden tüm unsurların karanlığında Tek gezegende yaşamasından ve Tek zeki tür olmasından dolayı (tüm olanlarda payımız ne olursa olsun) HEPİMİZE tek bir hesap kesilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya tek tek  YOK OLACAĞIZ  yada BİRLİKTE İNSANCA VAR OLACAĞIZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Burada, ülkemizde ve diğer ülkelerde, sırça köşklerinde, yönetimde koltuklarında oturanlar, söz söyleme gücünde ve hükümet etmek erkine sahip olanlar; savaş, nükleer tehdit, küresel ısınma gerçeğiyle ve dünyaya ne olduğuyla ilgilenmezlerse, eğer canları ilgilenmek istemezse veya ne bileyim; siz de bilirsiniz çok büyük işleri vardır -firmalarını karlı hale getirmek, yeni pazarlara açmak, parti işleriyle ilgilenmek, zaferlere koşmak, savaşçılık oynamak, uluslararası teşkilatlarda birkaç söz söylemek ve dostlar alış verişte görsün türünden birkaç anlaşmaya imza atmak ve koltuğu kimseye kaptırmamak gibi tatlı tatlı “çok lüzumlu şeylerle” uğraşmaya devam etmek isterlerse- biraz acele etmeleri gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü; Dünyamız her geçen gün ISINMAYA (?) devam etmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölgesel savaşlar ve nükleer oyuncaklar ile gezegen riske edildiğinde ve zaten kapıda bekleyen küresel felaketler yaşanmaya başlandığı zaman, insanoğlunun bunu durduracak ne teknolojisi, ne zamanı, ne de gidecek başka bir yeri olacaktır.&lt;br /&gt;Bu nedenle bir insan olarak; kısaca hayatımızın her alanında ve tüm uğraşılarımızda; tek gezegende yaşamamızdan ve tek geleceğimizden dolayı insanlığın hayrına olana hizmet edebilmeliyiz.&lt;br /&gt;Çözüm sadece kendimizi düşünmek değil, kendimizle birlikte diğerlerini de düşünmek ve buna göre hareket etmektir.&lt;br /&gt;Güce sahip olduğunuz alanlarda, erkin elinizde olduğu makamlarda,  konumunuzun ve gücünüzün farkında olarak, toplumda bir şeyleri herkesin hayrına olacak yönde değişmesine hizmet etme  yolunda çalışmak ve diğer insan kardeşlerinizi; acıda, sefillikte, insan onuruna yakışmayan durumlarda, aşağıda tutan ve tutsak eden, sistemin bütün yapılarını adanmış bir şekilde bütünün hayrına (sizin, diğerlerinin ve gezegenin) değiştirmeye çabalamak;  bunun için hizmet etmek; bu dünyaya İNSAN olarak doğmamızın ve İNSAN olmamızın bir borcudur. Ve bizlerin şimdi dünyaya ve insanlığa hizmet etme ve borcumuzu ödeme vaktimiz gelmiştir.&lt;br /&gt;Zamanı ŞİMDİdir.&lt;br /&gt;İnsanlar sistemlere hizmet etmez.&lt;br /&gt;Sistemler insanların varoluşuna ve daha mutlu bir yaşam sürmesine hizmet etmelidir.&lt;br /&gt;AMAÇ İNSANDIR.&lt;br /&gt;SİSTEMLERDEKİ, EFENDİ İNSANDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın efendi olmadığı amaç olmadığı sistemlerde; insanlar basitçe insan değil, sistemin gönüllü kölesidir.&lt;br /&gt;Sanır ki kendisine hizmet ediliyor.&lt;br /&gt;Sefilliğin acının yokluğun yoksulluğun zulmün kısaca açgözlülüğün olduğu yerde; amaç insan değildir. Başka bir şeydir.&lt;br /&gt;Ve Evrensel Yasalar gereği hiçbir sistem İnsanı ve yaşamı yok etmeye bırakılmaz. Yok edenin bizatihi kendisi insan olsa bile.&lt;br /&gt;Neden Sonuç yasaları; şimdi küresel ısınmayla ortaya çıkan gezegensel durumda olduğu gibi devreye girer ve sistemleri tekrar -AMAÇ İNSAN- konumuna gelmesine hizmet eder. Birlikte bu amaca hizmet edenleri de faziletleri ve erdemlerinden dolayı seçimlerine ve seçimlerinin sonuçlarından harekete geçen;  neden sonuç yasasına göre evrimleştirir.&lt;br /&gt;Bu nedenle gerçek anlamda İnsanlığa Hizmetin vakti şimdidir. Çünkü İnsanlık geleceğimiz ve Dünyamız tehdit altındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan varlığınızı; gücünüzü, mesleğinizin bilgilerini-imkanlarını, konumunuzu-ilişkilerinizi, tavrınızı, umudunuzu, emeğiniz ve nihayetinde VİCDANINIZI; önce kendinizin, diğer insanların ve nihayetinde insanlığın; fiziksel, maddesel, zihinsel, duygusal tutsaklığından kurtulması ve bu yolla dünyadaki sefilliğin, aczin yokluğun, yoksulluğun, zulmün, adaletsizliğin ve cehaletin ve sonsuza kadar bitmesine hizmet etmek için seferber ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelebek etkisi yaratabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için tek yapmanız gereken şey gerçekten Gezegene olmakta olanı görmek ve gücünüzün yettiği, aklınızın erdiği kadarıyla harekete geçerek; derde deva olacağınız yerlerde derman olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü; gidecek başka DÜNYAMIZ yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına&lt;br /&gt;10.10.2008 İstanbul / Türkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-3776247433680278905?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/3776247433680278905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=3776247433680278905' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/3776247433680278905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/3776247433680278905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2008/12/ama-insan-i-kelebek-etkisi.html' title='AMAÇ İNSAN  I – Kelebek Etkisi'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-5027110015184785602</id><published>2008-11-23T03:57:00.000-08:00</published><updated>2008-11-23T04:02:16.366-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürel ısınma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uygunsuz gerçek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarımız'/><title type='text'></title><content type='html'>“UYGUNSUZ GERÇEK” VE ÇOCUKLARIMIZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınma ile ilgili bilgilendirme amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara; öğrencilerin ders saati içinde seyretmesi maksadıyla  Al Gore’un “Uygunsuz Gerçek” belgesel filmi gönderilmeye başlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar güzel…çocuklarımız bilgilenecek şeklinde düşünebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat; çocukların “Uygunsuz Gerçek” ile karşı karşıya geldikleri tablo çok vahimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel ısınma ile ilgili verdiğim seminerlerde tanıştığım çocuk insan ve genç insanlardan gördüm ki; okulda öğrendiklerinden ve deneyimlediklerinden çok etkileniyorlar. Ve yaşamlarında referans alınacak bir durum olduğunda ise okulda onlara öğretilenleri ciddiye alıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle büyük bir olasılıkla okulda seyrettikleri “Uygunsuz Gerçek” filminden etkilenecekler. Çünkü filmde bizlerin bile tam farkındalığına eremediğimiz,  henüz etkilerini yavaş yavaş hissetmeye başladığımız  ve atalet içinde sadece seyrettiğimiz, gezegen üzerinde varoluşumuzu, medeniyetimizi geleceğimizi ve basitçe insan varlığımızı tehdit eden ekolojik olaylar olmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikoloji bilimi; insanların etkileşime girdikleri olaylarda; anlayamadığımız veya bilinçli zihnimizle( yetişkinler için kalıplar, şartlanmalar, sınırlar, v.s…. çocuklar için büyüme süreci hazır olamama gerçekliği alğılayamama olabilir)  kabul edemediğimiz görüntülerin ve bilgilerin; bilinçaltımız tarafından,  daha sonradan tekrar gözden geçirilmek üzere kayıt edildiğini söylüyor. Bilinçaltımıza kayıt edilenler, anlayamamaktan ve çözümleyememekten dolayı tanımlayamadığımız korkulara, korkular nedensiz endişelere, nedensiz endişeler ise belirli davranış kalıpları( savunma duvarları) yaratmamıza neden olabiliyor.  Ve varlığımızı tehdit altında hissediyoruz.&lt;br /&gt;Bizler korkularımız doğrultusunda; ( fiziksel varlığımızı hayatta tutabilmek için ) içgüdüsel olarak bilinçaltımızdan otomatik olarak yönlendiriliyoruz.  ( Freud, Gestalt incelemenizi tavsiye ederim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarda ki bilgiden hareketle; seminerler sırasında anne-babalarla ve öğrencilerle görüşmelerim neticesinde edindiğim bilgileri sizlerle de paylaşma gereği hissediyorum.&lt;br /&gt;“Uygunsuz Gerçek” filminden sonra çocuklarda meydana gelen psikolojik değişimler; (tabiî ki tek anneler ve babalar tarafından dile getirilenlere rağmen bir şeyin hiçbir zaman tek bir nedeni yoktur. Hepsi birliktedir. Veya birisi ağırlıklı olabilir) Gece boyunca uyku bozukluğu, yalnız yatamama, uykuya dalmaktan korkmak, sürekli bir şey olmasından endişelenmek, anne ve babayı kaybetmekten korkmak, aşırı yemek yeme, kardeşleriyle çatışmalarda artış, ders yapma ve okula gidişte ( özellikle 3, ve 4. sınıfa kadar olan çocuklarda) sorunların çoğalması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca çocuklarımızın psikolojisi olumsuz yönde etkilenmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınma Bilinç Değişimi Hareketi olarak; çocuklarınızın psikolojik ve ruhsal durumlarını birkaç ay çok iyi gözlemlemenizi tavsiye ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim çocukta bir şey yok demeyiniz.&lt;br /&gt;Uygunsuz Gerçek filmini bir şekilde seyretmenizi ve çocuklarınızın; hangi gerçeklik ile nasıl karşı karşıya kaldıklarını anlamaya çalışmanızı tavsiye ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda gerçek şudur ki…..&lt;br /&gt;Şu anda Türkiye de yaklaşık 14 milyon öğrenci bulunmaktadır.&lt;br /&gt;14 milyon çocuk Türkiye’nin %20 si demektir.  Üniversite öğrencileri bu rakama dahil değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öğrencinin 4 kişilik ailesi var ise ve  ortalama “Uygunsuz Gerçek” filmini 8 milyon öğrenci seyrederse; toplamda 32 milyon kişi; filimi seyreden çocuklarından dolayı bir şekilde etki altında kalacak demektir. Çocuklar mutluysa anne babada mutludur. Çocuklar huzursuzsa; ailedeki bireylerde etkilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle lütfen çocuklarınızla sohbet ediniz. Çocuklarınızı yalnız bırakmayınız. TV de ve bilgisayarda ne seyrettiklerinden haberiniz olsun.&lt;br /&gt;Basitçe çocuklarınıza gerçekten vakit ayırınız ve çocukları şu günlerde size sunulmuş yaşam armağanı olarak ve sadece var oldukları için seviniz.(onların nasıl olması gerektiği ile ilgili hiçbir şey beklemeden ve yargılamadan)…ki zaten öyledir. Bizler, sizlerinde bildiğiniz ve her zaman Ol’duğunuz sevgiyi gündemimiz nedeniyle sadece hatırlatanlarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların ve etrafınızdaki sevdiğiniz insanların; dünyaya güven ve kendilerine güven duygusunu besleyecek ne varsa; sevgiyi huzuru çoğaltmak ve dengeyi köklendirmek için çaba gösteriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada nasıl varolacağınızın takdirini hiç kimsenin eline bırakmayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki her insan gibi mutlu olmaya; sevgide huzurda refahta ve sağlık da olmayı hak ediyorsunuz. Ve daha yeşil bir dünyada, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamayı sadece ve sadece siz kendi adınıza gerçek kılabilirsiniz. Ve hepimiz bunu gerçekleştirdiğimizde; daha yeşil bir dünyada İnsan onuruna yakışır bir şekilde yaşayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ve baba olarak, nihayetinde bir insan olarak; çocuklarla ilgili öğrendiğimiz ve kendi çocuklarımızda yaşadığımız süreci ve olayı bilmenizin hakkınız olduğunu düşündük. Ve bizlerde Ol’Anı sevgiyle paylaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her daim sevgide barışta huzurda ve Neşede olmanızı diliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;br /&gt;20.11.2008 İstanbul / Turkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-5027110015184785602?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/5027110015184785602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=5027110015184785602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/5027110015184785602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/5027110015184785602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2008/11/uygunsuz-gerek-ve-ocuklarimiz-kresel.html' title=''/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-7172924480471922040</id><published>2008-09-19T12:32:00.005-07:00</published><updated>2008-09-19T12:59:14.573-07:00</updated><title type='text'>DÜNYA İNSANLIK AİLESİ</title><content type='html'>DÜNYA İNSANLIK AİLESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun psikolojik ihtiyaçlarından bir tanesi olan “bir yere ait olma” duygusu veya ihtiyacı yaşadığımız yüzyılda üzerinde önemle durulması gereken bir olgudur.&lt;br /&gt;Ait olma ihtiyacı, insanın kendisini eksik hissetmesi ve neticesinde  tamamlanma arzusu ile ilgilidir. Kabul görme, sevme ve sevilmeyle tamamlanır ve tatmin edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar; değişik zamanlarda ihtiyacına göre bir guruba, bir partiye, bir ideolojiye, bir dine, tarikata v.s ait olabilirler. Bu ait olmak bilinçli seçimle gelen bir aidiattir. Bir ırka, millete ve aileye ait olmak ise doğumla gelen bir seçimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu kendini tamamlama ve hep bir “şey” olma ihtiyacı içindedir. Bu ihtiyacın altındaki duygu; eksiklik, acizlik, zavallılık, yetersizlik, değersizliktir. Doğuştan veya seçimle gelen aidiatler; “şeylerin-yerlerin” değerleriyle kendini tamamlamaya çalışır. Fakat ne yaparsa yapsın nereye ait olursa olsun bir türlü tamamlanamaz. Tamamlanma eylemi “Kendisinin” dışında arandığından her girişim, eksikliğin yarattığı gittikçe derinleşen hayal kırıklığı ile sonuçlanır. Dışarıda dış dünya vardır. Bazen her ne kadar tinsel içerikli guruplarda “içe ait olanlar” konuşuluyormuş veya oluyormuş gibi olsa da bütün her şey dışsal şekillerde – dışarıda gerçekleşmektedir.&lt;br /&gt;Bu aidiatlerde ne kadar uzun süre oyalanılıyorsa, içsel hayal kırıklığının, acının, eksikliğin boyutları ve varlığın tükenişi de o oranda artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun; tarihin başlangıcından beri süren uzun yolculuğunda öyle bir can alıcı noktaya gelinmiştir ki, bu dünyada; kendisi ve diğerleriyle barış içinde  huzur bulabilmesi için binlerce yıldır ait olduğu kimlikleri sorgulaması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde olan savaşların, zulümlerin, sefaletin, acının ve ayrılığın nedeni üzerimize yapıştırdığımız ve biz olduğunu düşündüğümüz ve inandığımız kimliklerimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu millettenim, şu dindenim, bu ırktanım, şuna inanırım, şu guruba üyeyim, bu mürşide giderim, bu muhterem zatın dediklerini yaparım v.s gibi söylemlerin  ve “kendini” oldurmaya çalışmaların bir sonu yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle şunun anlaşılması gerekir ki; tüm ait olma uğraşıları, insanı insandan ayıran ve bizlerin insanlığını kaybettiği dipsiz birer kuyudan başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu ait Ol’ma uğraşıları; dünyada hep enleri ve çokları isteyen bir türlü doymayan,  hatta Öte Alemde veya Yüksek Boyutlarda Cenneti, payeleri imkanları bilgileri almak ve Ol’mak için can hıraş bir mücadelenin içine girerek, kendini her vesile ile insan kardeşlerinden ve dünyadan ayıran egodan başkası değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce yıldır insanoğlunu, yaşamını, geleceğini, malını canını, umutlarını sömüren sistemler ve bu sisteme ait olan kişiler, insanın bu kimlik arayışından, kurdukları kurumlarla, partilerle, tarikatlarla, örgütlerle, ideolojilerle, uydurma dinlerle kendi egolarını tatmin etmektedirler.&lt;br /&gt;İnsanoğlunun gücünden beslenmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi veya hayrımıza hizmet ediyor görünse bile eğer bir sistem, ideoloji, düzen; bizim içimizde acizlik, yetersizlik, değersizlik, bağımlılık, korku, tükeniş yaratıyorsa ve bu aidiyeti yitirmeyle kaybedeceklerimiz (maddi manevi) bizi bu oluşumlarda hala tutmaya devam ediyorsa, biliniz ki gücünüzü sizden alıyorlar. Sizden besleniyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın çaresizliği, gücünüzü sizden alanların çaresi oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle; insanoğlu,  Maslow’un Kuramı olan ihtiyaçlar hiyerarşisindeki “Bir yere ait olma ve sevgi ihtiyacını”  tüm insanlık olarak önce Tek bir yere ait olduğunu görerek ve idrak ederek, yeryüzündeki tüm ayrılıkları, savaşları çatışmaları, sefilliği bitirebilir.&lt;br /&gt;Çünkü İnsan yeryüzünde kendini diğerlerinden ayrı gördüğü için yeteri kadar acı ve keder yaşamıştır. Yapılması gereken kimlikler sıralamasında insanın ilk kimliğine yerleşmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan Dünya gezegeninde yaşayan canlılar arasında bir Tür’dür.&lt;br /&gt;Ve sadece bir Tek İnsan türü vardır.&lt;br /&gt;İnsanın kimliği; İNSAN Ol’masıdır.&lt;br /&gt;Diğer bütün kimlikler “İnsan Olma” kimliğinin üzerine gelerek oturan kimliklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun bundan sonra hayrına hizmet edebilecek yeğane kimlik “İnsan Kimliğidir”.&lt;br /&gt;Ve bu da aslında İnsanın ilk değeri ve ilk kimliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan Kimliğinizi gerçek kılmadan, hiçbir kimliğimizi gerçek kılamayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezegenin geldiği son noktada kaosların arasında bütün kimlikler de boştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun; artık “Evrensel İnsan” olabilmesi için, şimdiye kadar ki bütün kimliklerini terk etmesi ve sadece “İnsan Kimliğinin” içine yerleşmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bunun için insanın tek ihtiyacı olan “Kendisi” olmaktır. İnsan Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21yy da; dünyamıza ve insanlığa yüzlerce sen önce gelmiş öğretiler, dinler, insanoğlunun kendi eliyle yaratılan ideolojiler, örgütler, partiler, kuruluşlar, dernekler her ne kadar bizim hayrımıza hizmet ediyor görünürse görünsün ve gerekçesi ne olursa olsun, İnsanlık kendisine “sunulan” hiçbir şeye ait değildir. Hiçbir sisteme, öğretiye, ideolojiye, bütünlüğe ve “Kadere” ait değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan tek tek, önce “Kendisine” sonra İnsanlık Bütünlüğüne sonrada Dünyaya aittir.  Ve bunların “oluşunun” bütün bilgisiyle kendi yaratacağı “Kadere” aittir.&lt;br /&gt;Dünya ve İnsan bir Bütündür.&lt;br /&gt;İnsanlık bir Bütünlüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz insanlık olarak hepimiz dünya gezegeninde, diğer dünya üzerinde olan canlı türleri ile birlikte bir Bütünü oluşturuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı bir organizmanın unsurları gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu her ne kadar dünya üzerindeki diğer canlı türlerinden zeki bir varlık olsa da, dünya sisteminin dışında her şeyden soyutlanmış olarak yaşayabilen bir varlık değildir.&lt;br /&gt;İnsanoğlu Dünya Ekolojik Sistemine aittir.&lt;br /&gt;İnsanoğlunun üzerinde yaşadığı gezegenden ayrı bir varlığı yoktur.&lt;br /&gt;İnsan dünya gezegenin dışında var olamaz. Yaşayamaz.&lt;br /&gt;Aynı şekilde insan için, diğer insan kardeşleri olmazsa da yaşayamaz. Var Ol’masının bir amacı kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle; Dünya ekolojik sisteminden tek bir unsur eksik bile olsa sistem dengede kalamaz ve var olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa İnsanoğlu; çevresini, doğal imkanlarını, kendi türü de dahil diğer canlı türlerini;  kısacası gezegene ait Ol’An her şeyi babasından kalmış miras gibi harcamakta ve tüketmektedir. Veya tüketilmesine acizliği, duyarsızlığı ile izin vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığınız çevreye ile ilgili tahribatlara, yaşamınız canınız ve geleceğiniz kısacası İnsanlığınız ile oynanan oyunlara, olaylara duyarsız kalmak, seyirci kalmak acizlik sergilemek, duyarsızlıktır.&lt;br /&gt;Ve duyarsızlık kısaca izin vermektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye kadar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce yıldır doğayı, havayı, madeni dağı taşı toprağı, suyu kendi malıymış gibi har vurup harman savuran insanları ve bu olaylara ve insanlara duyarsız kalarak izin veren Biz İnsanlığı, küresel ısınmayla tetiklenen gezegensel aktivitelerden dolayı zor günler beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın sabrı bitmiştir. Kaynakları tükenmek üzeredir.&lt;br /&gt;Ama İnsanoğlunun hala sahiplenme arzusu, sahiplenme hırsının tetiklediği diğerlerini ve riskleri yok etme dürtüsü tükenmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ve gezegen bir bütün olduğu için ve gezegen tükendiği için aslında İnsanın geleceği ve kendi varlığı da tükenmiştir. Ama insanlık bunu hala görememektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne acıdır ki görmediği için olup biteni anlayamamakta, anlayamadığı için de, gezegenini kurtarmak için hep birlikte harekete geçip gidişata dur diyememektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü insanlar, bloklara, oluşumlara, milletlere, dinlere, tarikatlara, örgütlere ideolojilere bölünmüş bir durumdadır. İnsan kendi içinde büyük bir kimlik bölünmesinden doğan GAFLETİ yaşamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölünmüş olduğu içinde birlikte hareket edememektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimlik bölünmesi insanı her geçen gün güçsüzleştirir.&lt;br /&gt;İnsan Ol’ma Gücünüzü, Özgür Ol’ma Gücünüzü, huzurlu ve barış içinde insana yakışır bir yaşam sürme GÜCÜNÜZÜ elinizden alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve insanoğlunun içinde ve dışında bütün haline geldiğinde, kimliklerine bakmadan insan kardeşlerine güvendiğinde ve inandığında, kendisine şimdiye kadar anlatılmış bütün toplumsal bilincin kötü masallarını unuttuğunda; birlikte Tek yürek, Tek el, Tek söz olarak iyiliğe güzelliğe barışa huzura refaha kilitlendiğinde çözebileceği gezegensel bir durumu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık olarak yapmamız gereken Gezegenimize ve İnsanlık Medeniyetimize ne olmakta olduğunu bir an önce görmek, değişmek ve İnsan Kimliğimize yerleşerek kendimiz ve Dünyamız için “VAKİT GEÇ OLMADAN” İnsan kardeşlerimize gezegenimize yaşamamıza sevgimize ve yüreğimize sahip çıkarak hareket geçmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acizlik, sefillik, atalet, bölünmüşlük, savaş, zülüm, tozlu öğretiler, ritüeller zavallılık, sistemlere yem olmak, dilencilik yapmak ve İnsan Bütünlüğüne ihanet ve delalet içinde olmak İnsanoğluna yakışmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğluna; insan onuruna yakışan bir şekilde, ayağa kalkarak kendine, insan kardeşlerine, gezegenine sahip çıkmak ve İnsan Ruhunun asaletinde durarak Dünya ve Evrende fark yaratmak yakışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin tüm şiddetiyle etrafımızda döndüğü bir süreçte sarılabileceğimiz ve iman edebileceğimiz sadece yüreğimiz ve insan kardeşlerimiz ve gezegenimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün kimliklerimizi terk ederek sadece İnsan kimliğine yerleşmemiz, Dünya ve İnsanlık için, savaşın, zumlun, acının ayrılığın sefaletin de bitmesi anlamına gelir.&lt;br /&gt;Ve tarihin tozlu sayfaları sizlerin seçimiyle kapanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve böylece İnsanlık olarak Yeni Çağın şafağını hep birlikte huşu içinde nihayet seyreyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit Şimdidir&lt;br /&gt;Mekan Dünya Gezegenidir&lt;br /&gt;Bütünlük Dünya İnsanlık Ailesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;11.11.2007 / İstanbul / Turkiye&lt;br /&gt;Küresel Isınma&lt;br /&gt;Bilinç Değişim Hereketi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749"&gt;http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;www.kuresel-isinma.org&lt;/a&gt;,  &lt;a href="http://www.dunyadabaris.org/"&gt;www.dunyadabaris.org&lt;/a&gt; , &lt;a href="http://www.peaceforhumans.com/"&gt;www.peaceforhumans.com&lt;/a&gt; ,  &lt;a href="http://www.globalwarmingvideos.org/"&gt;www.globalwarmingvideos.org&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-7172924480471922040?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/7172924480471922040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=7172924480471922040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/7172924480471922040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/7172924480471922040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2008/09/dnya-insanlik-ailesi_19.html' title='DÜNYA İNSANLIK AİLESİ'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-7775678092819963459</id><published>2008-09-19T12:32:00.004-07:00</published><updated>2008-09-19T12:57:06.449-07:00</updated><title type='text'>THE WORLD HUMANITY FAMILY İstanbul / Turkiye</title><content type='html'>THE WORLD HUMANITY FAMILY&lt;br /&gt;İstanbul / Turkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Belonging to somewhere” sense or need; that is one of the psychological requirements of the human beings; is a phenomenon that should be strongly emphasized in our era. &lt;br /&gt;Belonging need is related to the sense of human about his/her own imperfection and as a consequence of this sense desire to complete it. This can be completed and satisfied by being honored, loving and being loved. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In different periods; people can be a part of a group, a party,an ideology, a religion, a sect etc. due to their needs. This belonging is the one that comes about with conscious choice. On the other hand; belonging to a race, nation and family  is a choice that comes along with birth.  .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The human being  continuously needs to define himself/ herself and needs to be “something”.  The sense underlying this need is imperfection, incapability, pitifulness, poorness, worthlessness.  The belongings that come along with birth or choice try to complete themselves with the values of “things-places”. However the human can not be completed no matter what he/she does, no matter where he/she belongs to.   As the completion act is searched out of “Itself”; all initiatives end up with ever deepening disappointment created by imperfection. The external world is outside.  Sometimes, even though it seems that “ the ones belonging to interior world” are being pointed out or occur in spiritual groups; everything materialize in external figures – external world.&lt;br /&gt;The longer human beings hang around these belongings; the more increase the extent of interior disappointment, sorrow, imperfection and the exhaustion of the entity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In the long journey of the human being that has been continuing till the start of the history, it has been reached to such a crucial point that in order to find peace in reconciliation with itself and others in this world; the humanity has to question the identities to which it has belonged to for centuries.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The cause of the wars, oppressions, misery, sorrow and seperation on earth is the identities that we attach ourselves, consider as ourselves and  to which we believe in.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;There is no end in discourses such as I am from that nation, I am from that religion, I am from that race, I believe in that, I am a member of that group, I follow that guide, I exercise what that reverend person says etc. and trying  to mature “oneself”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;First of all this should be understood that all struggles for belonging to something is not anything other than dead wells seperating one from the other and in which we lose our humanity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;All these struggles for belonging to something is not other than ego that desires the tops and more in the world and never being satisfied ; that seperates one from his/her human brothers and sisters and that in each single occasion  strives  in a hard struggle to obtain Heaven in even the World Beyond and  on High Dimensions, to have honours, oppurtunities and knowledge ; and to be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For thousands of years; the systems that exploit the humanity, its life, future, wealth, soul, hopes  and the ones who are part of this system have been satisfying their own egos from this identity seek of the human by means of the institutions, parties, sects, oraganizations, ideologies, fabricated religions which they have founded. They have been nurtured from the power of humanity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Even seems to serve in good-will or to our benefit; if a system, ideology, order creates incapability, inadequacy, worhtlessness, dependency, fear, exhaustion in ourselves and the probable losses ( material or spiritual) resulting from quitting this belonging still continue to keep us in these formations; be sure that it takes its strength from you. They are nurtured from you. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The desperation of the human becomes the relief for the ones who take their strength from you.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For this reason; humanity  can terminate all discrepancies, wars, conflicts , misery on earth through seeing and conceiving that the whole humanity belong to single place as in “ Belonging to a place and love need” in Moslow’s theory of hierarchy of needs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Because humanity experienced lots of sorrow and grief on earth as it considers itself seperate from the others. What should be done is to place the human in its original identity in identity order.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Human is one of the species among the living things in the World planet.&lt;br /&gt;And there is a Single Human kind.&lt;br /&gt;The identity of the human is its being HUMAN.&lt;br /&gt;All other identities are the ones that come about and reside in the “ Being Human” identity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The single identity that can serve for the benefit of the mankind from now on is “ Human Identity”.&lt;br /&gt;And this is actually the original value and original identity of human.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We can materialize none of our idenitites unless we materialize our Human Identity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In the recent situation of the planet; all identites are also blank between chaoses. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For mankind’s being “ Universal Human” ;from now on, it should leave its all identities till now and it should bear only the“ Human Identity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And all that human needs for this is being “ Itself”. Being “Human”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In 21st century; no matter to what extent the doctrines, religions, idelologies created by mankind, organizations, parties, institutions, associations seem to serve to our benefit and no matter what the justification is; the humanity belongs to nothing “offered” for it. It does not belong to any system, doctrine, ideology, integrity and “ Fate”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;All people, one by one, firstly belong to “himself/herself” and afterwards to the World. And the “ “existence” of these belongs to the “ Fate” that he/she will create on himself/herself through knowledge. &lt;br /&gt;World and Human is one and only.&lt;br /&gt;Humanity is an integrity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;As the human beings; we all form an integrity on the planet world with the other living specimens on the other world. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just like the elements of an organism.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In spite of the fact that the human being is a far cleverer creature than the other living specimens in the world; it is not an entity that is able to live in a manner isolated from everthing out of the world system.&lt;br /&gt;Human beings belong to World Ecology System.&lt;br /&gt;The mankind has no other entity than the one that is available on the planet it lives.&lt;br /&gt;The human can not exist out of the planet world. Can not live.&lt;br /&gt;In the same manner; a human can not live without his/her brothers and sisters in mankind. On the contrary;he/she has no reason for existence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;So; even a single component is deficient from the World’s Ecologic System, the system can not sustain its balance and can not exist.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Whereas, humanity wastes away and exhausts its environment, natural facilities, living specimens including itself; in short, everything that belongs to the planet, like a patrimony. Or thanks to its incapability, insensivity, let them to be exhausted.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Remaining insensitive, not being involved in and remaining incapable against hazards to the environment you live, tricks made on your life, soul and future shortly to your Humanity is merely insensitivity.   &lt;br /&gt;And insensitivity means letting, in short.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;How far?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The human beings; who waste away the nature, air, mines, all around the world and earth as if they were their own and we, the Mankind, who remain insensitive to these acts and people and who let them; will face with hard times because of the planetary activities set off by global warming.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The world is at the end of its tether. Its resources are about to exhaust.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But the human’s will to possess, and impulse to destruct the other and risks  that is triggered by this will to possess have not been exhausted. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;As the humanity and the planet is one and only, the future and entity of Human itself have also been exhausted along with the planet. But the humanity still fails to see this fact.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is what a shame that as it can not see, it fails to understand what happens; and as it fails to understand, it can not take an action all together to save the planet and can not put a brake on the course of events.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Because; human beings are divided into blocks, formations, nations,religions, sects, organizations and ideologies.  The humanity experiences the UNAWARENESS in itself that come about from the great identity division.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It can not act in unison as it is divided.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Identity division weaks the human day by day.&lt;br /&gt;They take away your power of Being Human, Power of Being Free, POWER of surviving in a humanely life in peace and reconciliation.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And the humanity has an planetary issue which it can solve by keeping in unity in its external and interior world, trusting and believing in its brothers and sisters without distinction about their identities, forgetting all evil tales of the social consciousness that have been told to it till now; by focusing all together on welfare, glory, peace, reconciliation, prosperity in single heart, single hand, single voice.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What we should do as humanity is to see immediately how we destroy our Planet and Human Civilization, to change and upon adopting our human identity; to take an action by protecting our brothers and sisters, our planet, our life, our love and heart “ BEFORE IT IS TOO LATE” for us and our world.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In capability, misery, inertia, disunity, war, oppression, old doctrines, rituals, pitifulness, being bait for systems, begging, treason and misguidance towards Human Integrity is an unhumanlike attitude.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An humanlike approach is to stand up in a manner proper for human dignity , to protect itself, its brothers and sisters and its planet and to create difference in World and Universe by keeping in nobility of Human Spirit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In a process that everything revolves around us with a vengeance, what we can wrap and believe are only our hearts, brothers and sisters and our planet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Our adoption of only our Human identity and leaving all other identities means the termination of wars, oppression, sorrow, discrepancy and misery for World and Humanity. &lt;br /&gt;And ancient pages of the history is closed through your choice.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And so; as Humanity,  we can finally watch the dawn of a New Era in awe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Time is Now.&lt;br /&gt;Place is the Planet World.&lt;br /&gt;Integral World is the Family of Humanity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Author: Nilgün Nart&lt;br /&gt;Action for Global Warming Consciousness Change&lt;br /&gt;11.11.2007 / İstanbul / Turkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749"&gt;http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.peaceforhumans.com/"&gt;www.peaceforhumans.com&lt;/a&gt;  &lt;a href="http://www.globalwarmingvideos.org/"&gt;www.globalwarmingvideos.org&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-7775678092819963459?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/7775678092819963459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=7775678092819963459' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/7775678092819963459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/7775678092819963459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2008/09/world-humanity-family-istanbul-turkiye.html' title='THE WORLD HUMANITY FAMILY İstanbul / Turkiye'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-2663501150317540559</id><published>2008-09-19T12:32:00.003-07:00</published><updated>2008-09-19T12:55:41.315-07:00</updated><title type='text'>İKLİM DEĞİŞİKLİGİ – EVRENSEL SİYASET- EVRENSEL İNSAN</title><content type='html'>İKLİM DEĞİŞİKLİGİ – EVRENSEL SİYASET- EVRENSEL İNSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 de Bali’de İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 13. ,Kyoto Protokolü’nün de 3. Taraflar Konferansı gerçekleştirildi.&lt;br /&gt;Bali Eylem Planı adı adı altında bir çalışma oluşturuldu. Fakat bu çalışma hemen Şimdi Burada başlayan bir eylem kararından ziyade, konferansta görüşülen konular ve yapılacak anlaşmalar ile nereye  gidileceğini gösteren başlangıcın başlangıcı kararı gibi bir hazırlık çalışması niteliğindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya ülke liderleri henüz küresel Isınmayı durduracak eylemleri gerçekleştirme ile ilgili “kavrayışı” ve “İradeyi” geliştirmiş değildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca Bali’de olan; Dünya ülkelerinin nasıl bir fikir ve eylem birliğine varacaklarının usullerin de  uzlaşmaya çalıştıkları seromoniden ibaretti.&lt;br /&gt;Ve Bali de gerçekleştirilen ritüelin işaret etiği acı gerçek ise; 2012 tarihinin sonunda eğer dünya liderleri kendi aralarında nasıl uzlaşabilecekleri konusunda anlaşabilirlerse; birlikte karbon salınımları ve diğer acil önlemler konusunda  birlikte ciddi birşeyler yapmaya ve gerçek eyleme geçmeye kara verecekleridir.&lt;br /&gt;Kısaca anlaşılması gereken henüz dünya üzerinde ki hiçbir lider gezegen, insanlık ve geleceğimiz için ciddi bir şey yapmaya karar vermiş değildir. Şimdiye kadar ülkelerin kendi insiyatifleri ile küresel ısınmayı durdurma maksatlı  bölgesel bazda yaptıkları çalışmalar ise son derece yetersizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya fabrikaları, santralleri tam kapasite tüm kıtalarda eski usul üretim sistemleriyle, fosil yakıt tüketerek- karbonlarını atmosfere salarak, kirli sularını – atık maddelerini doğaya bırakarak, buna ek olarak toplumsal bilinçte akıl almaz reklam ve davetlerle tüketim çılgınlığına sürüklenerek, duyarsızlık ataletsizlik, çıkar çatışmalarıyla dünyamızın ve insanlığın geleceği bir oldu bittiye getirilmek üzere. İnsanlık Medeniyeti, Evren tarihinin tozlu kayıtlarına her an kaldırılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işlemden kim karlı çıkacak, karlı çıktığında; ne işine yarayacak anlaşılır gibi değil.&lt;br /&gt;Yıllardır dünya çapında tanınan iklimbilim uzmanları, saygın bilim akademileri, IPCC tarafından; Küresel ısınma ve yaklaşmakta olan felaketler konusunda  yapılan uyarılara kulak tıkayan ve bir türlü harekete geçmeyen dünya ülke liderlerinin artık küçük hesap peşinde koşmaktan vaz geçmeleri gerekiyor. Yoksa dünya adına çok büyük bir fatura Evren tarafından İnsanlığa kesilmek üzeredir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün hala Kyoto protokolunu imzalayıp imzalamama hesapları yapan ülke temsilcileri bilmiyorlar mı ki; Kyoto Protokolu konusunda uzlaşmaya varsalar ve dünyadaki her ülke karbon salınımını durdursa bile, hemen her şey yoluna girmeyecek ve bıçakla kesilmiş gibi küresel ısınma-etkileri durmayacaktır. Atmosferde şimdiye kadar birikmiş karbon ve diğer gazların atmosfer içinde çözünümü dönüşümü ve dengeye gelmesi için 50-100 senelik bir zamana ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz senlerde Birleşmiş Milletlerin raporlarında hareket geçmek ve bir şeyleri gezegende kalıcı olarak değiştirmek için (iklim değişikliğini ve küresel ısınmayı önlemek) ne önlem alınması gerekiyorsa 5 sene içinde uygulanması konusunda açıklama yapmışlardı. Bu belirtilen zaman içinde önlemler alınmadığı takdirde geç kalınmış olunacak ve gezegendeki yaşam, insanlık ve medeniyetimiz büyük bir tehlikeyle baş başa kalacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya ve İnsanlık yani medeniyetimiz şimdiye kadar olmadığı kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır.&lt;br /&gt;İnsanoğlu tarihin hiç bir devrinde bu kadar “yokoluşun” sınırlarına yaklaşmamıştır.&lt;br /&gt;Kısaca gezegenimiz ağır, ölümcül bir hastalık geçiriyor. Ve biz gezegenimizi hemen acil servise alıp müdahale etmeliyiz. Beklide müdahaleden sonrada iyileşmesi için ellerimizi açıp dua edebiliriz!&lt;br /&gt;Gezegeni bu hale nasıl getirdiğimizi düşünüp, kendimize ders çıkartarak bir daha aynı hatayı yaşamamak için gerçek ve kalıcı önlemleri almalıyız. Bütün bir insanlık olarak da yekpare hareket etmeyi öğrenmek her zaman için hayrımızadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay bu kadar basittir.&lt;br /&gt;Fakat şu anda ülkelerin “hala” Kyoto ile oyalanmaları, “sürekli” ulusların kendi çıkarlarından bahsetmeleri, özel durumlarını öne sürmeleri (haklı olabilirler fakat bu gelmekte olan sonu değiştirmiyor) çok komik ve açıkça anlamsız.&lt;br /&gt;Bu aynen şuna benziyor. Yukarda anlattığımız işlemin tersine hareket ediyoruz.  Hastamızın başında hala hurafeler anlatıp, kocakarı usulleri ile onu yatıştırmaya çalışıyor ve derdine çare olduğumuzu sanıyoruz.&lt;br /&gt;Siz böyle bir görüntü görseydiniz ne yapardınız. Hasta ölmek üzere can çekişiyor&lt;br /&gt;Ve başındakiler hala masal anlatarak mal kavgası yapıyor.&lt;br /&gt;Kısaca dünyamıza İnsanlık medeniyetimize ve geleceğimize olmakta olan budur. Bunun dışında anlatılan her şey hikayedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle dünya ülke liderlerini, erki elinde tutanları, sermayenin başında oturanları ve gücü bir şeylere yeterek dünyanın ve insanlığın derdine ilaç olacak olanları Evrensel İnsan olmaya davet ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eyleme geçmeniz ve birlikte gezegen ve insanlık için birlikte hareket etmeniz gereken gün  bu GÜNDÜR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karbon salınımlarını gezegen yüzeyinde ve atmosferinde ciddi oranda azaltmanız gereken hatta belki de durdurmanız gereken gün, bu GÜNDÜR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2012 sonrası DEĞİL.&lt;br /&gt;2012 sonrasında alınacak tedbirlerin hiçbir şey ifade etmeyeceğini Birleşmiş Milletler raporlarında zaten belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek Bir gezegenimiz olduğunu dikkate alarak, tek bir atmosferi teneffüs ettiğimizin bilincinde, yeryüzünde Tek Bir İnsan Türünün var olduğunu idrak etmiş, ülkesinde ve dünyada yaptığı siyaseti bütünleştirmiş; bütün gezegeni, İnsanlık Medeniyetini ve geleceğimizi dikkate alarak yapılan siyaset Evrensel Siyasettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezegenin ve İnsanlığın hepsini kucaklayan, insanlığa yaklaşmakta olan felaketlerin yanında devede kulak kalan, küçük tarihsel hesapları, ülkesel menfaat diyerek nereye gittiği belli olmayan “kazançları” insan menfaati olarak savunmaları ve nitekim gerektiğinde kalabalıkları ve kendini de aşarak ve gündeminden sapmayarak, dünyada bir insan bir insan “hepimiz” diyen siyasetçi Evrensel Siyasetçidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve İnsanlık; eğer bütün bu tarihsel kader anlarını sağ salim atlatabilirse; Evrensel Siyasetçilerinin ve Evrensel İnsanlarının ellerinden öpecektir.&lt;br /&gt;Evrensel İnsanlar, dünyada yeni birlik anlayışının temelini oluşturacak İnsanlık medeniyetinin ölümsüz “Ataları” olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya sahnesine  Evrensel İnsanların ( Ataların) çıkma zamanı gelmiştir.&lt;br /&gt;Yoksa 2012 sonrası için vakit çoktan gelip-geçmiş olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;16.01.2007&lt;br /&gt;İstanbul / Türkiye&lt;br /&gt;Küresel Isınma&lt;br /&gt;Bilinç Değişim Hereketi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;www.kuresel-isinma.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749"&gt;http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT; “İnsanlığa Çağrı” ve “Evrensel Siyaset” yazılarının İngilizcesini  &lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;www.kuresel-isinma.org&lt;/a&gt; dan veya &lt;a href="http://www.globalwarmingvideos.org/"&gt;www.globalwarmingvideos.org&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.paceforhumans.com/"&gt;www.paceforhumans.com&lt;/a&gt;   uluslararası sitemizden  alabilirsiniz. Rus dilindeki çağrıları &lt;a href="mailto:nilgunart@yahoo.com.tr"&gt;nilgunart@yahoo.com.tr&lt;/a&gt; adresimden isteyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınma ile ilgili diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz…&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;http://www.kuresel-isinma.org&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-2663501150317540559?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/2663501150317540559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=2663501150317540559' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/2663501150317540559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/2663501150317540559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2008/09/iklim-deiikligi-evrensel-siyaset.html' title='İKLİM DEĞİŞİKLİGİ – EVRENSEL SİYASET- EVRENSEL İNSAN'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-5703749467235200749</id><published>2008-09-19T12:32:00.002-07:00</published><updated>2008-09-19T12:53:10.120-07:00</updated><title type='text'>CLIMATE CHANGE – UNIVERSAL POLITICS- UNIVERSAL HUMAN İstanbul / Turkiye</title><content type='html'>CLIMATE CHANGE – UNIVERSAL POLITICS- UNIVERSAL HUMAN&lt;br /&gt;İstanbul / Turkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In 2007 in Bali; the 13rd of the Climatic Change Framework Agreement, the3rd Parties Conference of Kyoto Protocol have been held.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A study under the name of Bali Action Plan has been performed. However; this study was not an action decision initiated there; but was a preliminary study determining the way under the light of issues mentioned in the conference and within the agreements made.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The leaders of the world countries had not already developed the “insight” and “will” about the actions that were supposed to stop the global warming.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shortly; there was only a ceremony in Bali in which the world countries tried to conciliate on the methods for reaching a unity in ideas and action.&lt;br /&gt;The home truth was signified in the ritual occurred in Bali; if the world leaders agree on how to conciliate till the end of 2012, they will make a decision together for to do something serious and take action about carbon oscillation and the other urgent measures.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shortly; none of the leaders in the world has decided to make something serious for planet, humanity and our future. The studies undertaken by the countries till now on their own initiations on regional basis in order to stop the global warming are insufficient.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;With their full capacity and old-fashioned production systems in all continents; the factories, power plants that consume fossil fuels, oscillate carbon to the atmosphere, contaminate the environment with their waste water and waste products, provoke the  excessive consumption by unconscious advertisements, invitations ; are about to fait accompli the future of the world and humanity through insensitivity and interest conflicts.   The Human Civilization may take place in the history of the Universe at any time.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Who will obtain benefit from this process and in what way this benefit will be used is not intelligible.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is time that the world leaders; who have ignored the warnings about the global warming and approaching disasters made by well-known climatology experts, science academies and IPCC and have not take action; renounce their interests. If not so; the Humanity will pay a penalty to the Universe for the World. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Even if all of the country leaders who hesitate about signing Kyoto Protocol come to an agreement on Kyoto Protocol and all of the countries stop the carbon oscillation; everything will not be right immediately and the effects of the global warming will not be over suddenly. We need 50-100 years for the solvation, conversion and balance of the carbon and the other gases that have been accumulated in atmosphere till now. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In recent years, UN reports presented explanations about that the measures to take action and permanently change the planet (to prevent climatic changes and global warming) should be taken in 5 years.  In case the measures are not taken within this defined period; we will be late and the life in the universe, humanity and our civilization will face a great danger.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The World, the Humanity, shortly our civilization is face to face with the greatest danger ever.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The humanity has never approached to the limits of perish more than this before.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shortly; our planet has a severe disease. And we should take our planet to the emergency service immediately and intervene to the situation.  May be after the intervention; we can pray for it with our hands open to the heaven!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We should think how we drive the planet to this situation, take lessons from this and impose realistic and permanent measures in order not to make the same mistakes again. It is always to our benefit to learn to act in unity as the whole humanity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This is so simple.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;However; it is really funny and meaningless that the countries “still” waste time with Kyoto, “always” mention about their own benefits, putting forward their exceptions (they can be right but this does not change the approaching end).&lt;br /&gt;This is similar to this. We act in contradiction to the above mentioned process. We still have superstitions and try to soothe our patient with folk remedies and suppose that we cure the disease.&lt;br /&gt;What would you do in this kind of scene? The patient is agonizing.  And the ones near it are telling tales and sharing its inheritance.&lt;br /&gt;Shortly; this is the situation of our world, humanity civilization and our future. All except this is lie.&lt;br /&gt;So; we invite the leaders of the countries, the ones who keep the strength, the ones who own the capital, and the ones who will be a remedy to the world and the humanity by means of their strength; to be a Universal Human.&lt;br /&gt;This is the DAY we take action and act together for the planet and humanity.&lt;br /&gt;This is the DAY we seriously reduce or even eliminate the carbon oscillations on the planet surface and atmosphere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT AFTER 2012.&lt;br /&gt;United Nations has already stated in its report that the measures that are to be taken after 2012 will be vain.&lt;br /&gt;The politics, that is performed considering that we have an only planet, conscious of the reality that we breathe the single atmosphere, having an insight about that there is a single humanity on earth, uniting the national and world politics; and performed regarding the whole planet, Human Civilization and our future is the Universal Politics.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The politician; who embraces whole of the planet and humanity, and not defends the insignificant historic issues, refrain from the “ Gains” under the name of national interest and surpasses himself/herself when necessary in the name of supporting the idea that there is a single humanity in the world and this humanity is us; is Universal Politician. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And the Humanity; if it bypasses all these moments in its destiny, will kiss the hands of its Universal Politicians and Universal Humans.&lt;br /&gt;The universal human will be the immortal “Ancestors” of the Human Civilization which will form the basis of new unity insight in the world.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is time that the Universal Human (Ancestors) comes to the World Stage. Otherwise; for the period after 2012, it will be too late. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Author:  Nilgün Nart&lt;br /&gt;Action for Global Warming Consciousness Change&lt;br /&gt;16.01.2007 İstanbul / Turkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;www.kuresel-isinma.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.globalwarmingvideos.org/" target="_blank"&gt;www.globalwarmingvideos.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.peaceforhumans.com/"&gt;www.peaceforhumans.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=17707815749&amp;amp;ref=mf"&gt;http://www.facebook.com/group.php?gid=17707815749&amp;amp;ref=mf&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-5703749467235200749?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/5703749467235200749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=5703749467235200749' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/5703749467235200749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/5703749467235200749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2008/09/climate-change-universal-politics.html' title='CLIMATE CHANGE – UNIVERSAL POLITICS- UNIVERSAL HUMAN İstanbul / Turkiye'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-1387249992617858997</id><published>2008-09-19T12:32:00.001-07:00</published><updated>2008-09-19T12:51:06.467-07:00</updated><title type='text'>MESSAGE TO HUMANITY I İstanbul / Turkiye</title><content type='html'>MESSAGE TO HUMANITY I&lt;br /&gt;(SYSTEMS)&lt;br /&gt;İstanbul / Turkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Please be a follower of the messages for the continuity of the Humanity and the planet World.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This universe is ours.&lt;br /&gt;Now; this life here is ours.&lt;br /&gt;We are humanity.&lt;br /&gt;The future is ours.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We are explaining our message:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kyoto Protocol should be signed by related countries “ Before it is too late” and it should be ensured that all of the rules of the protocol is applied by all of the countries without exception and the application should be started immediately.&lt;br /&gt;*Oscillation Trade: According to the Kyoto Protocol, compared to the year 1990; the countries are obliged to reduce their carbon dioxide oscillation that causes green house gas, up to the ratio of %5.2 between 2008 and 2012.   In spite of this; many of the countries enforced limitations to some industries (paper industry, energy power plants) in practice. This is enforced in EU wide and many countries are increasingly tending to exercise this.  Considering this; anyway, a company, that determines that it will oscillate more than the specified level, has to find Carbon Credit from somewhere else. This leads to Carbon Credit trade and market.&lt;br /&gt;Oscillation Trade that does not comply with the origin of Kyoto Protocol and “Human Dignity” should be stopped immediately and emergency measures should be taken by the related countries. By leaving formalism and in a moral way; sanctions should be enforced in order to charge the entities and countries that pollute the world for the ideas and actions such as “Polluting the world and destructing the future of humanity”.&lt;br /&gt;-*Within Kyoto Protocol; for the countries, that are under the heading of developing and that do not currently oscillate the gases that cause climatic changes,   there should be some additional rules  stating that within the future  industry and technologies configuration and development; they will regulate their industries so as not to produce more green house gas that will pollute the world.  &lt;br /&gt;*The rules that will be arranged considering the prosperity and development rights of the developing countries shall be regulated in a manner to provide that the technologies, no matter where they are generated, serve for the whole humanity and lead to evolution of human life towards a better, nicer and peaceful situation.&lt;br /&gt;*The purpose of the technologies should be a greener, and naturally balanced world and civilization in prosperity.&lt;br /&gt;*Within the United Nations or out of UN body; a structure named “United Humans” should be composed as soon as possible. It is time for the world to surpass the nation identity and unite under the “Humanity Identity”. The formation of this structure will be the basis for the measures to be taken for the planet, the agreements that should be made and the insight for the elimination of all kinds of interest conflicts.&lt;br /&gt;*The United Nations Humanity Organization should be financed by United Nations till it forms its own finance resources; however, over the United Humans organization, there should not be pressure and effect of any international structure.&lt;br /&gt;*United People should be composed of scientists from all of the countries who serve for the humanity, representatives of prominent and active non- governmental organizations, representatives of Economy- Internal Affairs- Education Ministries and ‘Real Wiseman (?)”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is essential that the alternative energy resources are searched and an independent universal “Scientific Research and Study Group” which is about this research and related to United People is founded. Also; no matter in which country it is generated the alternative energy information and technologies should be shared regardless of boundaries under the supervision of “ Scientific Research and Study Group”, the share terms should be eased and attention should be paid to fair share.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;From each country an independent “Water Resources Research and Generation Group” should be formed as an international unity organization for the solution of water problems which is foreseen to occur between 2020-2025 and also to raise scarcity and hunger in United Nations report.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For an emergent solution to the water problem; world water reserves should be identified, the water resources should be unearthed and should be valid for human use in these regions. In order to prevent the water wars; humanity should support this project as United Humanity without any return.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The world arms trade and technology should be taken under control and everything necessary should be done as soon as possible for stopping the war in the future. The control Mechanism of World Arms Trade should be organized under the structure of United Humanity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The technologic opportunities aiming to eradicate humanity should be manipulated for human dignity towards the “aim” of living in a more peaceful and beloved planet which is the “Home” of humanity.&lt;br /&gt;For the safeguard of the green places and forests; urgent and rigid precautions should be taken by the Ministries of relevant countries.  In the regions where the breath organs of the planet are valid; even a single tree should not be cut without any rightful reason.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In order to prevent the scarcity and hunger that is closing along with the global disasters; a special effort should be imposed in every country in order to inform and encourage the farmers.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Within the organization; the regulation that forces the usage of industrial seed; named as single type of seed by the European Union; should be annulled immediately. The earth, air and ecology of the countries are different from each other. So; the seed of the each region is different.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In a time when the scarcity and hunger is approaching, amending the genetic formation of the seeds and for commercial or other reasons urging the use of other countries under the name of industrial seed is an invitation to scarcity.  It is time to identify which country presents what and serves for which of the aims.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;After this moment; the foundation of nuclear power plants and power plants that use fossil fuels should not be permitted. This issue also needs to be taken under guarantee with Kyoto Protocol.&lt;br /&gt;Within the United Humanity; a World Peace Group composed of wise men should be founded. The Wiseman Group should be ready and should submit their recommendations within the bilateral or multi-party negotiations held for conflicts between the countries. If the countries agree, they should work together till the problem is eliminated.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genetic Researches performed in different countries should be open to the supervision of United Humanity and should be taken under control.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The United Humanity should form the principles of being a Universal Human and living in a unity and should work for performing these principles.&lt;br /&gt;Some international trade rules of The World Trade Organization should be re-regulated in a manner not to harm the international environment rules. Immediate action should be taken for the change and decrease in actions and trade of this organization that gives harm to environment.  Compliance with the environment in production and trade should be adopted as the main principle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;All of these recommendations should be brought to life seriously and urgently by all individuals and countries simultaneously.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;As Jim Rohn states; we can do everything if we have adequate reasons.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;INDIVIDUAL MEANING OF THE MESSAGE TO HUMANITY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is important that individuals put into “Agenda”, the precautions against global warming and monitor the improvements; finally implement these by means of relevant persons and structures and believe in success.&lt;br /&gt;Once an individual realize what is happening to the world and planet in which he/she lives in; he/she can change by taking the responsibility of life and humanity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We are not living alone in this world. We are not alone. We have responsibility for our children, to humanity and the world that let us live for centuries.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shortly; we should fulfill the responsibility of being “Human”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We should give a gift to our children by ensuring them future in a clean world and within a human civilization that has great love to share.  We should present their life to our children. As adults; we are responsible for this. And the POWER OF LIFE in us is enough for this.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Understanding” of humanity about what is happening to the Planet and Humanity will trigger the change of awareness in each of us.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;As a result of the thoughts, consumption habits, actions, agenda; one will be able to create a wonderful “Future” from his/her own change that will benefit to the world and Humanity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IF WE CHANGE; EVERYTHING HAS TO CHANGE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The change in us has the power to change EVERYTHING such as dark systems, corrupted institutions,  production models that contaminate the world and shortening our life, manipulative political structures that takes the power of being a human from us, the rooted relations, etc.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Systems are for humanity. Humanity is not living for systems.&lt;br /&gt;If we are absent, do not participate in the system; the system can not continue.&lt;br /&gt;They can not continue its entity. And the Power of humanity can recreate new systems and a livable, greener world. We can manage to act all together.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ONLY IF YOU CHANGE,&lt;br /&gt;TAKE A STEP FOR A CHANGE.&lt;br /&gt;EVERY WAY STARTS WITH A STEP AND COMES TO AN END WITH A STEP.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The misery, war, darkness, suffer, hunger dominating in the world will start with a pace and will come to an end with your last pace.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Then; our every moment and future will be wonderful for us, our children and humanity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is time to protect our planet, humanity, future and “us”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The time is now.&lt;br /&gt;Yesterday has already finished.&lt;br /&gt;Tomorrow will never come.&lt;br /&gt;Now here; “Today” “This moment” is ours to take action and Change.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Author: Nilgün Nart&lt;br /&gt;Action for Global Warming Consciousness Change&lt;br /&gt;17/12/2007 / İSTANBUL / TURKEY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;www.kuresel-isinma.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.peaceforhumans.com/"&gt;www.peaceforhumans.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-1387249992617858997?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/1387249992617858997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=1387249992617858997' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/1387249992617858997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/1387249992617858997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2008/09/message-to-humanity-i-istanbul-turkiye.html' title='MESSAGE TO HUMANITY I İstanbul / Turkiye'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-1298474221722016171</id><published>2007-12-12T06:37:00.000-08:00</published><updated>2007-12-17T15:48:21.178-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KÜRESEL FELAKET'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsanluğa çağrı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sistemler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İklim değişikliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Değişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küresel ısınma'/><title type='text'>İNSANLIĞA ÇAĞRI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İNSANLIĞA ÇAĞRI I&lt;br /&gt;(SİSTEMLER)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Lütfen, İnsanoğlunun ve Dünya Gezegeninin Varlığının devamı için çağrıların takipçisi olunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Gezegen, Bizimdir.&lt;br /&gt;Şimdi Burada bu Yaşam, Bizimdir.&lt;br /&gt;İnsanlık, Biziz.&lt;br /&gt;Gelecek Bizim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çağrımızı Açıklıyoruz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kyoto Protokolü, ilgili ülkeler tarafından “Vakit Geç Olmadan” imzalanmalı ve Protokol’ün her kuralının bütün ülkeler tarafından istinasız bir sekilde ve biran önce uygulanmaya başlanması sağlanmalıdır. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;*Salınım Ticareti : Kyoto Protokolüne göre, ülkeler, 2008 ile 2012 yılları arasında sera gazına neden olan karbondioksit gazı salınımlarını 1990 yılına göre %5.2 oranında düşürmekle yükümlüdürler. Buna rağmen, pratikte birçok ülke, belirli sanayi kuruluşlarına (kağıt endüstrisi, enerji santralleri gibi) sınırlamalar koymuştur. AB çapında bu uygulama vardır ve birçok ülke de buna doğru kaymaktadır. Buna göre, belirlenen seviyeden fazla salınım yapacağını anlayan bir şirket, bir biçimde başka yerlerden Karbon Kredisi bulmak zorundadır. Bu da Karbon Kredisi ticaretini ve borsasını ortaya çıkarmıştır.&lt;br /&gt;Kyoto Protokolünün çıkış noktasına ve “İnsan Onuruna” yakışmayan Salınım Ticareti, ilgili ülkeler tarafından derhal durdurulmalı ve bu konuda acil önlemler alınmalı, protokolün uygulanmasında şekilcilik terk edilerek, erdemli bir şekilde, Dünyayı kirleten kuruluşların ve ülkelerin “Dünyayı Kirletme ve İnsanoğlunun Geleceğini yok etme” düşünce ve eylemlerinin sorumluluğunu almaları ve gereğini yapmaları yaptırımlarla sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kyoto Protokolü’nde, gelişmekte olan ve henüz şuanda iklim değişikliklerine neden olan gazların salınımını gerçekleştirmeyen ülkeler başlığı altındaki ülkelerin, gelecekte ülke sanayi ve teknolojilerini yapılandırmalarında ve gelişmelerinde, dünyayı kirletecek daha fazla miktarda sera gazı üretmeyecekleri biçimde sanayilerini düzenlemeleri için ek kurallar getirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Gelişmekte olan ülkelerin de refah ve gelişim hakkı gözetilerek düzenlenecek kurallar, hangi ülkede üretilirse üretilsin, üretilen teknolojilerin bütün İnsanlığa ve İnsan Yaşamının daha iyiye, güzele ve barışa evrimleşmesine hizmet edecek şekilde düzenlenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Teknolojilerin ortaya çıkış amacı, daha yeşil, doğal denge içindeki bir dünya ve refah içinde bir uygarlık oluşturmak olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Birleşmiş Milletler bünyesinde ya da BM bünyesi dışında, en kısa zamanda “Birleşmiş İnsanlar” adı altında bir yapı oluşturulmalıdır. Dünya insanlığının millet kavramını aşma ve sadece “İnsanlık Kimliğinde” toplanma ve birleşme zamanı gelmiştir. Bu yapının oluşturulması; gezegen için alınması gereken önlemlerin, yapılması gereken anlaşmaların ve hertürlü çıkar çatışmalarını sonlandırmak üzere ortaya çıkacak anlayışın temeli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Birleşmiş İnsanlık örgütü, kendi finansman kaynaklarını yaratana kadar, Birleşmiş Milletler tarafından finanse edilmelidir, ancak Birleşmiş İnsanlar örgütü üstünde hiçbir uluslararası yapıdan gelen baskı ve etkinin bulunmaması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Birleşmiş İnsanlar; her ülkenin seçeceği insanlığa hizmet eden bilim adamlarından, ülkelerdeki büyük ve etkin sivil toplum örgütü temsilcilerinden, her ülkenin Ekonomi-İçişleri-Eğitim Bakanlığı temsilciliklerinden ve “Gerçek Bilgelerden(?)” oluşturulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Alternatif enerji kaynaklarının araştırılması ve bu araştırmayla ilgili Birleşmiş İnsanlığa bağlı ve her ülkeden bağımsız gezegensel bir “Bilimsel Araştırma ve Çalışma Gurubunun” kurulması gerekmektedir. Ayrıca, hangi ülkede üretilirse üretilsin alternatif enerji kaynakları bilgileri ve teknolojileri, sınır gözetmeksizin, “Bilimsel Araştırma ve Çalışma Gurubunun” başkanlığında paylaşılmaya açık hale getirilmeli, paylaşım şartları kolaylaştırılmalı ve paylaşımın adil olmasına dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Birleşmiş Milletler’in raporlarında öngörülen, 2020-2025 tarihleri arasında gerçekleşmesi beklenen ve arkasından kıtlığı ve açlığıda beraberinde getirecek su sorunlarının çözümü için şimdiden uluslararası nitelikteki bir bütünleşme örgütü olan Birleşmiş İnsanlığa bağlı her ülkeden bağımsız “Su Kaynaklarını Araştırma ve Yaratma Gurubu” oluşturulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Su sorununa acil çözüm için dünya su rezervlerinin saptanması, susuz kalacak bölgelerde şimdiden su kaynaklarının yeryüzüne çıkarılması ve o bölgelerdeki insanların kullanımına sunulması gerekmektedir. Yaklaşmakta olan su savaşlarını önlemek için bütün insanların bu projeyi karşılık beklemeden Birleşmiş İnsanlık olarak desteklemesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dünya silah sanayi ve teknolojisi kontrol altına alınmalı ve gelecekte savaşın durdurulması için gereken ne varsa bir an önce yapılmalıdır. Dünya Silah Sanayinin kontrol mekanizması, Birleşmiş İnsanlık yapısında organize edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsanoğlunu yok etmeye yönelecek teknolojik imkanların, İnsanoğlunun “Yuvası” olan yaşadığımız Gezegende nasıl daha huzur, barış ve sevgi içinde var oluruz “amacına” uygun olarak ve insan onuruna yakışır bir şekilde yönlendirilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Gezegende bulunan yeşil alanların ve Orman alanlarının korunması ile ilgili her ülkenin ilgili Bakanlıklarında acil ve esnek olmayan önlemler alınmalıdır. Gezegenin nefes organlarının bulunduğu bölgelerde tek bir ağacın bile nedensiz olarak kaybına ve kesilmesine izin verilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Küresel Felaketlerle yaklaşmakta olan kıtlık ve açlığı önlemek amacıyla, her ülkede tarım ve tohum konusunda çiftçileri bilgilendirme ve teşvik etmek için özel çaba harcanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Avrupa Birliği’nin tek tip tohum olarak adlandırdığı endüstriyel tohum kullanımını Birlik içinde zorunlu kılan düzenlemesi derhal iptal edilmelidir. Her ülkenin toprağı ve havası farklı, ekolojisi farklıdır. Bu nedenle, her bölgenin tohumu da farklı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kıtlığın ve açlığın gezegene yaklaşmakta olduğu bir zamanda tohumların genetik yapısı ile oynayarak ve bunu endüstriyel tohum diye ticari veya diğer nedenlerle/amaçlarla ülkelere dayatmak, kıtlığa davetiye çıkarmaktır.&lt;br /&gt;Bu konuda hangi ülkenin ne sunduğunun ve neye hizmet ettiğinin artık görülmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dünya yüzeyinde bu andan sonra nükleer santral ve fosil yakıtla çalışan santraller kurulmasına izin verilmemelidir. Kyoto Protokolü ile birlikte, bu konunun da güvence altına alınması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Birleşmiş İnsanlığın içinde bulunan Bilgelerden oluşacak bir Dünya Barışı Grubu kurulmalıdır. Ülkeler arasındaki anlaşmazlıklarda ikili ve çoklu görüşmeler sırasında Bilgeler ekibininde bulunması ve önerilerini iletmeleri sağlanmalıdır. Eğer ülkeler kabul ediyorlarsa, sorun giderilinceye kadar birlikte çalışılmasının yolu açılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Değişik ülkelerde gerçekleştirilen genetik araştırmalar, Birleşmiş İnsanlığın denetimine açık hale getirilmeli ve kontrol altına alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Birleşmiş İnsanlık, Evrensel İnsan olmanın ve dünyada nasıl bütüncül bir şekilde yaşanabileceğinin ilkelerini oluşturmalı ve bu ilkelerin yaşama geçirilmesine çalışmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dünya Ticaret Örgütü'nün bazı uluslararası ticaret kurallarını, uluslararası çevre kurallarına zarar vermeyecek şekilde yeniden düzenlemesi gerekmektedir. Bu örgüt tarafından çevreye zarar veren her alandaki faaliyetin ve ticaretin aşamalı bir oranda azalması ve değişimi için bir an önce harekete geçilmelidir. Her üretimde ve ticarette, çevreye ve ekolojiye uyum sağlanması, temel ilke olarak benimsenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bütün bu öneriler, eşzamanlı olarak ve bütün bireyler ve devletler tarafından ciddiyetle ve acil olarak yaşama geçirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jim Rohn’un belirttiği gibi, Yeteri Kadar Nedenimiz Varsa, Her Şeyi Yapabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;İNSANLIĞA ÇAĞRILARIN BİREY İÇİN ANLAMI&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel ısınmayı önleyecek tedbirlerin bireyler tarafından “Gündem” haline getirilmesi ve takipçisinin olunması ve nihayetinde ilgili kişiler ve yapılar tarafından uygulamaya alınması ve başarılacağına inanılması önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birey, yaşadığı Dünya Gezegenine ne olmakta olduğunu gördükten sonra yaşamının ve insanlığının sorumluluğunu üzerine alıp değişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu dünyada tek başına yaşamıyoruz. Yalnız değiliz. Çocuklarımızla beraber diğer insan kardeşlerimize ve yüzyıllardır üzerinde yaşamaya devam etmemize izin veren dünyaya sorumluluğumuz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Kısaca “İnsan” olmanın sorumluluğunu yerine getirmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımıza yarınlarını; onlara tertemiz bir dünya ve muhteşem, sevgiyle var olan ve paylaşan bir insanlık medeniyeti bırakarak armağan etmeliyiz. Çocuklarımıza yaşamlarını armağan etmeliyiz. Bizler yetişkinler olarak bundan sorumluyuz. Ve herbirimizin içindeki SEVGİNİN GÜCÜ bunun için yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun; Gezegene ve İnsanlığa ne olmakta olduğunun “Kavrayışı”, her birimizdeki bilinci değişmek üzere harekete geçirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her bireyin düşüncelerinin, tüketici alışkanlıklarının, eylemlerinin, gündeminin nihayetinde kendisinin değişiminden dünya ve İnsanoğlunun hayrına olacak şekilde muhteşem bir “Gelecek” yaratılabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;BİZLER DEĞİŞİRSEK HERŞEY DEĞİŞMEK ZORUNDADIR.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bizlerin değişimi; karanlık sistemleri, köhnemiş kurumları, dünyayı kirleten ve yaşamımızı tüketen üretim modellerini, insan olmanın gücünü elimizden alan çıkarcı siyasi yapıları, kemikleşmiş ilişkileri kısaca düşünebileceğiniz HERŞEYİ değiştirme gücüne sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemler insanlar için vardır. İnsanoğlu sistem için değil.&lt;br /&gt;Biz yoksak, biz sisteme katılmazsak sistem de var olamaz. Varlığını sürdüremez.&lt;br /&gt;Ve İnsanoğlunun Gücü yeni sistemleri ve yaşanabilir daha Yeşil bir dünyayı yeniden kurabilir. Eğer hep birlikte hareket edebilirsek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YETER Kİ SİZLER DEĞİŞİN.&lt;br /&gt;YETER Kİ SİZLER DEĞİŞİME BİR ADIM ATIN.&lt;br /&gt;HER YOL BİR ADIMLA BAŞLAR VE BİTER.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada yaşanan sefalet, savaş, karanlık, acı, açlık; sizlerin değişime atacağınız bir adımla başlayacak ve son adımınızla bitecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman kendimiz çocuklarımız, insan kardeşlerimiz ve dünyamız için her An’ımız ve yarınlarımız muhteşem olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezegenimize, İnsanlığımıza, Yarınlarımıza ve “kendimize” sahip çıkma zamanımız gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Vakit şimdidir.&lt;br /&gt;Dün çoktan bitti.&lt;br /&gt;Yarın ise hiç gelmedi.&lt;br /&gt;Şimdi Burada; harekete geçmek ve Değişmek için “Bugün” “Bu An” Bizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;( Ocak ayında yayınlanacak Türk İnsanına Çağrı ile devam edecektir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17/12/2007&lt;br /&gt;İSTANBUL / TÜRKİYE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;&lt;strong&gt;http://www.kuresel-isinma.org/&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RİCA; İnsanlığa Çağrının Dünya dillerine çevrilmesinde yardımcı olmak isteyen arkadaşların &lt;/strong&gt;&lt;a href="mailto:nilgünnart@yahoo.com.tr"&gt;&lt;strong&gt;nilgünnart@yahoo.com.tr&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; mail adresinden irtibata geçmesini rica ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT; İnsanlığa çağrı Şubat ayının sonuna kadar dünya dillerine çevrilerek, &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;&lt;strong&gt;http://www.kuresel-isinma.org/&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; sitesinde ilan edilecek uluslar arası sitede yayınlanacaktır.Çağrıları ilan&lt;/strong&gt; edilecek siteden yabancı dillerde temin edebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-1298474221722016171?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/1298474221722016171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=1298474221722016171' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/1298474221722016171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/1298474221722016171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/12/insanlia-ari.html' title='İNSANLIĞA ÇAĞRI'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-233413962930885371</id><published>2007-12-07T19:56:00.000-08:00</published><updated>2007-12-07T19:58:52.944-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KÜRESEL FELAKET'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Değişim'/><title type='text'>SESSİZ YÜRÜYÜŞ 8 ARALIK</title><content type='html'>SESSİZ YÜRÜYÜŞ - 8 ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİGİ EYLEM GÜNÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki milyonlarca insan bu gün ( 8 Aralık )İklim Değişikliğine Karşı Küresel Eylem Günü'nde, hükümetleri küresel ısınmayı durduracak acil önlemleri almaya çağırmak amacıyla Gezegen ve İnsanlık için bir&lt;br /&gt;“Sessiz Yürüyüş” yapıyor olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınma, Küresel İklim Değişikliği ile ilgili bilim adamlarının ve araştırma kuruluşlarının yayınladığı raporlar Gezegenimize ne olduğunu ve felaketleri önlemek için ne kadar süremiz kaldığını gün gibi açığa sermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raporlardan en çarpıcı örnekler Gezegenin  “Durumunun” vahim, Gezegenin ve İnsanlığın karşılaşacağı felaketleri durdurmak için önlem alınabilecek sürenin 5 yıl, hiçbir önlem alınmadığı takdirde ise gerçekleşecek senaryonun en kötüden daha kötü olacağını gösteriyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İngiltere Meteoroloji Ofisi, Hadley Merkezinin tahminleri 2010 yılından sonra sıcaklığın durdurulamaz bir şekilde artacağını tespit etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Birleşmiş Milletler’in Nobel Barış Ödüllü İklim Kuruluşu (IPCC), son ‘sentez’ raporunda şu açıklamalar bulunmakatadır: “Dünya İklim sisteminin ısınmakta olduğu bir gerçektir. Küresel hava sıcaklıklarındaki artışların, her yerde kar ve buzulların erimesinin, ve dünyada deniz seviyelerindeki ortalama yükselmenin gözlemlenmesiyle kanıtlanmıştır.  Acilen tedbir alınmaması halinde dünyanın hızla ölüme sürükleneceği, dünya denizlerinde küresel ısınma yüzünden görülen müthiş asitlenmenin denizlerdeki tüm hayat dokusunu altüst edeceği, küresel ısınmanın ise yeryüzündeki canlı türlerinin üçte birini yok edeceği, susuzluk ve kuraklığın tarım hasatını her yerde büyük kesintilere uğratarak büyük kıtlık ve açlıklara yol açacağını ortaya çıkarmıştır”.&lt;br /&gt;* İklim değişikliği konusunda dünyayı ilk defa uyaran Dr. James Hansen görüşü ise açık ve net; “İklim sisteminin eşik noktasında, uçurumun kenarında duruyoruz. Bu eşiğin ötesinde kurtuluş yoktur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dünya Doğal Hayatı Koruma Fonu (WWF), dünyanın iklim değişikliği felaketine uğraması için 5 yılın bulunduğunu belirtiyor. Ancak 5 yıl içinde gezegensel felaketleri tersine çevirmek için bir çalışma yapılabilir. Ve tarih 2012 dir. 2012 den sonra Dünya hükümetleri tarafından yapılacak emisyon azaltma çalışmaları veya diğer tedbir ve önlemlerin gezegeni kurtarmak için hiçbir değeri yoktur denmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Birleşmiş Milletlerin raporları 2020-2025 tarihleri arasında su savaşlarının başlayacağını susuzluktan-açlıktan dolayı dünya canlı türlerinin %50 sinin kitleler halinde öleceğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli Hükümetlerin sivil savunma birimleri, gizli servisleri, fucuristleri ve üniversiteleri tarafından hazırlanan; insanlığın 30 yıl içinde; küresel iklim değişikliği ile birlikte gelen felaketlerden dolayı nasıl bir savaşın, kargaşanın, açlığın, kıtlığın, felaketin, yok oluşun eşiğine geleceğini açıklayan raporlarına hiç değinmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim İnsanlarının yaptığı çalışmalar, bilgiler ve raporlar değerlidir. Fakat asıl değerli olan bütün bu bilgilerle “İnsanoğlunun”, tek tek hepimizin ne yapacağıdır. Neyi anlayacağımızdır. Anladıktan sonra neyi yapmayı veya neyi OL’mayı seçeceğimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketici alışkanlıklarımızı değiştirmemiz, toplum olarak bilinçlenmemiz, yaşamımıza ve gezegenimize sahip çıkmamız kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;Kısacası “değişmemiz” gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezegenimiz ısınmaktadır. Felaketler kapımızdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“”Artık mesele; ben değişsem ne olur değişmesem ne olur, ben gezegen için yürüsem ne olur yürümesem ne olur.””Söylemi basitçe çok saçma ve anlamsızdır.&lt;br /&gt;Gezegen sizin evinizdir. Varlığınızı sürdürdüğünüz yerdir.&lt;br /&gt;Tabiî ki gezegen ve bizler Tek Bir ve Bütünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelmekte olan öyle bir kaostur ki; tüm dünyada “ben değişsem ne olur ben yapmasam ne olur” diyenlere bile dokunacak kadar büyümüş bir “Durumdur”.&lt;br /&gt;Sorun bölgesel değil, bütünseldir. Her şeyi kapsamaktadır. Gezegeni, İnsanı, Yaşamı, Medeniyeti, Varoluşumuzu.&lt;br /&gt;Bu sefer hep birlikte hareket geçmek durumundayız. Daha yeşil bir dünyada huzur barış ve sevgi içinde yaşamak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar değişirken, hükümetlerin de yerel- gezegensel önlemleri almaları ve herkesin nerede ve ne konumda bulunuyorsa bulunsun hassas bir duyarlılıkla ne yapabiliyorsa ne eyleyebiliyorsa kendisi ve diğerleri için söylemesi yapması gerekmektedir.&lt;br /&gt;Gezegensel Durum ve aciliyetten dolayı Dünya İnsanlığına medya  ve hükümetleri yoluyla ve hükümetlere de bir takım anlaşmalarla sunulan,  Küresel ısınmayı  önleyici tedbirler, gezegende yaşayan her insan tarafından uygulanmazsa hiçbir işe yaramaz.&lt;br /&gt;Bu nedenle Birleşmiş Milletlerin raporlarında belirtilen felaketleri durdurmak için harekete geçilecek son 5 senede İnsanlığın taşıdığı Ortak Bilinç çok önemlidir.&lt;br /&gt;Ve şimdiki Dünya Toplumsal Bilincinin bu çalışmayı yapmak için yeterli olmadığının görülmesi anlaşılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü; herkes birbirine halen “o zaman neden hareket geçmiyoruz?” diye sormaktadır.&lt;br /&gt;Nedeni çok basittir. Çünkü halen hiç birimiz gerçek anlamda  harekete geçmedik. Çünkü değişmedik. Halen aynı şekilde hayatımıza devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve halen gezegene ne olmakta olduğu tam anlamıyla görülemedi ve kavranamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada yaşayan Bireyler, yaşadığı Dünya Gezegenine ne olmakta olduğunu gördükten sonra yaşamının, insanlığının, diğerlerinin, gezegenin sorumluluğunu üzerine alıp değişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler bu dünyada tek başına yaşamıyoruz. Yalnız değiliz. Çocuklarımızla, diğer insan kardeşlerimizle birlikteyiz. Bizim yüzyıllardır üzerinde yaşamaya devam etmemize izin veren gezegenimize karşı sorumluluğumuz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımızın yarınlarını, tertemiz bir dünya, sevgiyle var olan ve paylaşan bir insanlık medeniyeti bırakarak onlara armağan etmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımıza yarınlarını ve yaşamlarını armağan etmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlerin yetişkinler olarak bundan sorumluyuz.&lt;br /&gt;Ve bizler “değişim” sorumluluğunu üzerimize alarak değişebiliriz.&lt;br /&gt;Ve her birimizin içindeki SEVGİNİN GÜCÜ bunun için yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun Bilincinin değişimi, her bireyin düşüncelerinin, dünyayı ve diğerlerini algılayışını, duygularını, davranışlarının değişimini de beraberinde getirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZLER DEĞİŞİRSEK HER ŞEY DEĞİŞMEK ZORUNDADIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlerin değişimi; karanlık sistemleri, köhnemiş kurumları, dünyayı kirleten ve yaşamımızı tüketen üretim modellerini, insan olmanın gücünü elimizden alan çıkarcı siyasi yapıları, kemikleşmiş ilişkileri kısaca düşünebileceğiniz HER ŞEYİ değiştirme gücüne sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemler insanlar için vardır.  İnsanoğlu sistem için değil.&lt;br /&gt;Biz yoksak, biz sisteme katılmazsak sistem de var olamaz. Varlığını sürdüremez.&lt;br /&gt;İnsanın var olan düzene asileşmesi ve katılmaması sistemlerin değişimini gerektirir.&lt;br /&gt;Ve İnsanın gücü yeni sistemleri ve yaşanabilir bir dünyayı yeniden kurabilir. Eğer hep birlikte hareket edebilirsek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YETER Kİ SİZLER DEĞİŞİN.&lt;br /&gt;YETER Kİ SİZLER DEĞİŞİME BİR ADIM ATIN.&lt;br /&gt;HER YOL BİR ADIMLA BAŞLAR VE BİTER.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada yaşanan sefalet, savaş, karanlık, acı, açlık; sizlerin değişime atacağınız bir adımla başlayacak ve son adımınızla bitecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman kendimiz çocuklarımız, insan kardeşlerimiz ve dünyamız için her An’ımız ve yarınlarımız muhteşem olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(“Küresel Isınma Vakit Geç Olmadan” kitabından alıntıdır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart…..08/12/2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-233413962930885371?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/233413962930885371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=233413962930885371' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/233413962930885371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/233413962930885371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/12/sessiz-yry-8-aralik.html' title='SESSİZ YÜRÜYÜŞ 8 ARALIK'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-178388745487068137</id><published>2007-11-01T06:32:00.000-07:00</published><updated>2007-11-01T06:33:31.051-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='felaketler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi bilinci'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İklim değişikliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsanoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Değişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezegensel değişimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küresel ısınma'/><title type='text'>TARİH 2030 İNSANLIĞIN KADERİ BÖYLEMİ OLSUN I (KORKUYLA)</title><content type='html'>TARİH 2030 İNSANLIĞIN KADERİ BÖYLEMİ OLSUN I (KORKUYLA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Su kaynakları tükenmiş. “Su” elmastan ve altından daha değerli olmuş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Atmosferde soluyacak oksijen kalmadığı, soluduğumuz hava için çok büyük vergiler ödemek zorunda kaldığımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bitki örtüsünün tükendiği, çocuklarımıza ağacı ve çiçeği göstermek için utanarak, derin üzüntüler içinde ve her gün ölümlerden ölüm beğendiğimiz pişmanlıklarla, onları Ağaç ve Çiçek müzesine götürdüğümüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hayvan türleri hemen hemen bitme noktasına geldiği, beslenme zinciri kırılmış olduğundan tükeniş sürecinin de her geçen gün hızlandığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sürekli nerede patlayacağı belli olmayan ve bu nedenle gezegende geriye kalan nüfusun yarısının hiç dinmeyen fırtınalar kasırgalar hortumlarla boğuştuğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bölgelerin durumuna göre; ya güneşten kavrulacak, ya da soğuktan donarak yaşandığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kıtaların; Büyük Okyanus akıntısının yavaşlamasından nedeniyle okyanus zemininde ısı değişimlerinden meydana gelebilecek hareketliğin tetiklediği kıta hareketleri, depremler, yanardağ patlamalarıyla sarsıldığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yanardağ patlamaları ve atmosfere kuraklıktan dolayı savrulan tozların, atmosferin çevresinde gün be gün kalın bir tabaka gibi sarmalandığı ve ışığın her geçen gün azaldığı ve bu olgunun buzul çağının başlangıcına delalet ettiği ve bu gerçeklikle de beraber gezegensel boyutta korkunun ve paniğin hakim olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Tarım ve bitki alanları kuruduğu için, yapay ürünlerle beslenildiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; *İlerleyen günler ve yıllar içinde bütün çabamızın gıda ve su satın alabilmek ve “Yaşamda” kalabilmek için yapıldığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Su az olduğu için bağırsak deri ve her türlü hastalık arttığı ve tıbbı müdahale imkanlarının her geçen gün azaldığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ozon tabakası ve atmosferin diğer tabakalarının zarar görmesinden dolayı kanser ve diğer hastalıklarının da çoğaldığı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Su kaynakları tükendiği için, yiyecek ve açlık gezegensel boyutta olduğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Gezegende insanların giderek artan boyutta yiyecek ve su için ölümüne bir savaşın içine sürüklendiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Silahlanma ve silah teknolojilerinin üretiminin arttığı hayatımızın bir parçası olduğu ve herkesin elinde canını ve yiyeceğini korumak için silah taşıdığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; *Yiyecek ve su savaşından dolayı asayiş önemli hale geldiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Savaşlar nedeniyle Dünyasal bazda askeri bir yönetime geçildiği. Artık kimin hangi amaca hizmet ettiğinin bilinmediği ve denetlenemediği ve her şeyi düzeltmek için vaktin geç olduğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dünyanın ve İnsanlığın kaderinin” Var Olma” Savaşına kadar geldiği, savaşın;“son savaş - son insan” ve insan türünün de yeryüzünden silinmesinin yakın olduğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Nükleer silahla Dünya üzerindeki var oluşun bir kısmına bölgesel son verme düşüncelerinin ve hazırlıklarının yapıldığı ve insanlığın bir bölümünün gözden çıkarıldığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Tükenişe an be an tanıklık etmekten ölesiye yorgun pişman acı dolu bir yürekle ve bir deri bir kemik ölümü özlediğiniz ve türünüzün ve yarattığınız medeniyetin yok oluşunu bildiğiniz ve gördüğünüz……ve istisnasız her şeyin sonsuza kadar bittiği bir dünyayı yaşamak ister miydiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖYLE BİR DÜNYADA MI YAŞAMAK İSTİYORSUNUZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir dünyada yaşamak istemiyorsanız yapmanız gereken tek şey; görmek, sorumluluk almak, değişmek ve SEVGİ BİLİNCİNE yürümek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-178388745487068137?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/178388745487068137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=178388745487068137' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/178388745487068137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/178388745487068137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/11/tarih-2030-insanliin-kaderi-bylemi.html' title='TARİH 2030 İNSANLIĞIN KADERİ BÖYLEMİ OLSUN I (KORKUYLA)'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-3758864875743682150</id><published>2007-11-01T06:29:00.000-07:00</published><updated>2007-11-01T06:32:03.906-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi bilinci'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vakit geç olmadan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsanoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Değişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='barış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küresel ısınma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kendini bilme'/><title type='text'>TARİH 2030 İNSANLIĞIN KADERİ BÖYLE Mİ OLSUN II (SEVGİYLE)</title><content type='html'>TARİH 2030 İNSANLIĞIN KADERİ BÖYLE Mİ OLSUN II (SEVGİYLE)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dünya dengelenmiş; Yeşil ormanların göz alabildiğine uzandığı, okyanus ve denizlerin masmavi enginliğinde kıtaları çevrelediği, atmosferin her türlü atık maddeden ve zararlı gazlardan arındığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Doğal hayatın tüm zenginliğini oluşturan bitki ve hayvan türlerinin doğal ortamlarında İnsanoğlunun sevgisiyle diledikleri gibi var oldukları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Su kaynaklarının; nehirlerin, göllerin, şelalelerin coşkuyla bütün tabiatı besleyerek ve ona yaşam vererek özgürce pırıl pırıl aktığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Savaş tehditlerinin ve tehlikesinin bittiği, nihayet sınırlarlarda huzurun ve barışın sonsuza kadar mühürlendiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Silahların; her türlü insan varlığını yok etmek için tasarlanan teknolojinin ve üretiminin durdurulduğu ve olanların tarihin tozlu raflarına bir daha almamak üzere kaldırıldığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ülkeler arasında teknolojik, ekonomik, kültürel, sosyal, akademik, siyasi gelişmelerin İnsan Varlığına hizmet yarışına girdiği ve samimi bir şekilde her refahın dünyada her insanla paylaşıldığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Cehalet devrinin bittiği ve insanlığın Evrenin Bilgi Okyanusuna daldığı, her buluşun insanlığın gelişimi ve daha iyide mutlulukta refahta ve zenginlikte olması için geliştirildiği ve paylaşıldığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Var oluşun gerçek amacının; güzellik, sevgi, aşk, huzur, refah, bolluk, başarı, sağlık ve bütünlük olarak algılandığı yaşandığı ve herkesle paylaşıldığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dünya gezegeninde; aç sefil cahil fakir hasta zülüm gören hiçbir varlığın kalmadığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER İNSANIN;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Her bir insanın kendi özgün doğasında kendini sevinçle ifade ettiği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Doğanın ona sunduğu nimetlerden gönlünce kullanabildiği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Özgürlüklerin anlamlı paylaşımlar ve dayanışmalarla derinleştiği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsanoğlunun; kendi gücünde ve bilgisinde durduğu cesur, onurlu, başarılı, mutlu, coşkulu bir şekilde var olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsanın doğanın efendisi değil de bir parçası ve koruyucusu olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsanların bir birini yani insan kardeşlerini her an destekleyen ve herkes için sevgiyle karşılıksız verebilen, hoş görülemeyeni hoş gören ve af edilemeyeni af edebilen bir yüreği olan  İnsanoğullarının ve kızlarının yaşadığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sınırların önemli olmadığı hatta yitirildiği, hesapların kapandığı, hep daha daha iyiye giden günlerin olduğu  muhteşem bir İnsanlık Medeniyeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Nihayet medenileşen İnsanoğlunun; diğerleriyle, yaşamla, gezegenle, Evrenle ilgili sorumluluk aldığı, her kesin bir birini, Yaşamı- Gezegeni, Evreni  yükselttiği, yücelttiği ve tüm güzellikleri sevgiyle paylaştığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yaşamın aziz, Dünyanın yeşil, İnsan Ruhunun asil, olanakların ve imkanların sınırsız olduğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bütün İnsanlığın bir insan için var olduğu ve bir insanın da bütün bir insanlık için var olduğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsanlığın tek bir AİLE gibi olduğu ve bu sevginin her An’da hissedildiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖYLE BİR DÜNYADA MI YAŞAMAK İSTİYORSUNUZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir dünyada yaşamak için yapmanız gereken tek şey; görmek, sorumluluk almak, değişmek ve SEVGİ BİLİNCİNE yürümek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-3758864875743682150?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/3758864875743682150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=3758864875743682150' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/3758864875743682150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/3758864875743682150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/11/tarih-2030-insanliin-kaderi-byle-mi.html' title='TARİH 2030 İNSANLIĞIN KADERİ BÖYLE Mİ OLSUN II (SEVGİYLE)'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-1263459110949539466</id><published>2007-09-20T15:12:00.000-07:00</published><updated>2007-09-20T15:13:20.665-07:00</updated><title type='text'>DEĞİŞİM OLUN</title><content type='html'>Hala Bir Seçim Şansınız Varken Dünya Gezegeninde İnsan Onuruna Yakışır Bir Şekilde Var Olmayı Seçin ve Değişin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güne kadar fatura , ev kirası, ve diğer masraflarınızı ödemek için küçük hesaplar yaptınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seferde evrende nasıl var olacağınızı hesabını yapın lütfen. Siz nereye aitsiniz, siz nasıl bir yaşama sahip olmak isterdiniz.  Siz hayalinizde ve gücünüzde olsa idi kendinizde neleri değiştirmek isterdiniz. Siz nasıl bir dünya düşlerdiniz.&lt;br /&gt;Siz size öğretilenleri devam ettirmek aynı yiyecekleri aynı şekilde tüketmek her gün aynı şeyleri yapmak, durup dinlenmeden bir makine gibi çalışmak, korkular endişeler  ve derin bir yalıtılmışlık duygusu içinde bir günü daha tüketmek ve içinizdeki güneşin yine parlamayacağı bir güne daha başlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorulmadınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle gelmiş böyle gider inancından bıkmadınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızca kendinizi düşünmekten ve kendinizi ego denen hapishanenin içinde bulunmaktan boğulmadınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç mi insanca yaşamayı özlemediniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz binlerce çağın öğretilmiş ve robotlaştırılmış bir üyesi olmaktan çıldırmadınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün size arkadaşlarınız, aileniz, çevreniz ve toplumunuz tarafından aynı yoksulluk ve sefalet ve çaresizlik hikayeleri dinlemekten yorulmadınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın an be an dengesini yitirmesinden, iklimlerin değişmesinden ve varlığınızın kaynağı olan gezegenin kirletilmesinden etkilenmediniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi tutan nedir?&lt;br /&gt;Sizi aynı kalıplara zincirleyen nedir?&lt;br /&gt;Bütün sahip olduğunuz her şeyi değiştirmekten ve yeni bir anlayışa açılmaktan sizi tutan nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir sizin için gerçekten önemli olan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınma sonucunda yaklaşmakta olduğu gün be gün raporlarla tespit edilen ve bir kısım belirtileri yeryüzünün değişik bölgelerinde şu an başlamış olan küresel felaketlerin ayak seslerini duyduğunuz halde sizi ruhunuzda kıpırdamadan tutan ve atalet ile saran hangi korkudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden korkuyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezegenimizde sevgiyle var olma ve muhteşem bir İnsan medeniyetini yaratma zamanı gelmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her bir insanın kendi özgün doğasında kendini sevinçle ifade ettiği, doğanın ona sunduğu nimetlerden gönlünce kullanabildiği, özgürlüklerini anlamlı paylaşımlar ve dayanışmalarla derinleştirdiği, kendi gücünde ve bilgisinde durduğu cesur, onurlu, başarılı, mutlu, coşkulu bir şekilde var olduğu, doğanın efendisi değil de bir parçası ve koruyucusu olduğu, diğer insan kardeşlerinin her an destekleyen ve herkes için sevgiyle karşılıksız verebilen, hoş görülemeyeni hoş gören ve af edilemeyeni af edebilen bir yüreği olan  İnsanoğullarının ve kızlarının oluşturduğu, sınırların yitirildiği, hesapların kapandığı, hep daha daha iyiye giden günlerin olduğu  muhteşem bir İnsanlık Medeniyeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz böyle bir medeniyetin parçası, tamamı yaratıcısı olmak istemez miydiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek yapmamız gereken değişmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Algımızı ve görüşümüzü bulanıklaştıran bütün kinlerden, hesaplardan, açgözlülüklerden, nefretten, kibirden, öfkeden, hırstan, yıkımdan, mücadeleden ve savaşmaktan vazgeçip içinize yürümemiz ve yüreğimizin sesine kulak vermemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık Medeniyeti; yeniden yapılanmasını ve  değişimini; yeni bir var oluş biçimini akıllıca sevgiyle seçmekle gerçekleştirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman siz ve diğerleri vardı hep bir şeylerden ayrıydınız. Asla tam ve bütün olamadınız. Siz ve diğerleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün olmak tıpkı bir kuş gibi uçmaktır. Hafifliktir. Mutluluktur. Coşkudur. Sevinçtir. Aşktır. Paylaşımdır. Dayanışmadır. İyiliktir. Güzelliktir. Adalettir. İlimdir. Bilgidir. Onurdur. Kardeşliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Siz” dediğiniz varlık kuşun bir kanadı gibidir. “Diğerleri” de kanadın diğer kısmıdır. Nasıl ki bir kuşun uçmak için iki kanadı var ise ve tek kanatlı olarak uçamıyorsa; insanlarda Yaşam Sahnesinde siz ve diğerleri olarak var olursunuz. Tek siz, yani tek kanat olarak uçamazsınız.  Diğerleriyle cesurca bütünleşmeniz ve diğerlerinin yüreğinde kendinizi kaybetmeniz gerekir uçabilmeniz için. Dünya toplumu binlerce yıldır tek kanatla “Siz” olarak uçmaya çabalamaktasınız. Siz ve diğerleri, siz ve eşiniz. Siz ve iş arkadaşlarınız siz ve toplum. Ülke(siz ) ve diğer ülkeler toplumlar. Siz ve doğa. Kazanan ve kaybeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ki sizler burada tek başınıza tek kanatla uçamayacağınızı açık ve net olarak gördüğünüz gibi, siz diğerlerini de kendiniz gibi bilmedikçe,  düşünmedikçe, içinize sindiremedikçe, hissetmedikçe ve sevmedikçe uçamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü diğerleri de bu gezegende sizinle birlikte yaşıyor. Onların bu gezegende ve var oluşunuzda bulunması sizin varlığınızın ve mutluluğunuzun teminatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerlerinin yok oluşu sizinde yok oluşunuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler hep birlikteyiz.&lt;br /&gt;Asla ayrılmadık.&lt;br /&gt;Ayrı olduğumuza inandırıldık.&lt;br /&gt;Başlangıçtan beri hep birlikteydik.&lt;br /&gt;Ve sonsuz kadar da hep birlikte olacağız.&lt;br /&gt;Varlıkta ve yok oluşta da yine birlikte olacağız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçmak medenileşmektir. Uygar bir dünya toplumu yaratmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeni ve uygar bir dünyayı oluşturmak, dünya toplumunun Evrensel hedefi olmalıdır. Çünkü medeniyet ve uygarlık; toplumun zenginliği ve yüksek teknolojisi demek değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygarlık; topluluğu oluşturan varlıkların düşüncelerinde, yaşamlarında birbiri ile ilişkilerinde ve ürettikleri değerleri paylaşımlarında ve kullanma amaçlarında, üzerinde yaşadıkları gezegen ve Evrenle bütünleşmelerinde ne kadar bilinçlerinin gelişkin olduğu ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya toplumu olarak teknolojik bir toplumuz, zenginiz, zekiyiz diyebiliriz. Fakat asla uygar ve medeni değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü diğerlerini unuttuk. Bütünü unuttuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medenileşmek, diğerleriyle, yaşamla, gezegenle, Evrenle ilgili “sorumluluk almak” demektir;&lt;br /&gt;Sorumluluk almak, diğerlerini, Yaşamı- Gezegeni, Evreni de yükseltmek, yüceltmek ve tüm güzellikleri sevgiyle paylaşabilme Bilincidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya toplumlarının bir kısmının kendini uygar ve medeni olarak adlandırması da bir şeyi ifade etmez.&lt;br /&gt;Ne zamanki; dünyada aç ve sefalet ve şiddet içinde bir insan kalmazsa, işte o zaman uygar olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki insanoğlu dünyaya hükmetmez, dünyanın ve diğerlerinin bir hizmetkarı olur sevinci coşkuyu tamamlanmayı diğerleriyle bütün olmakta ve hizmetin sevincinde bulur, işte o zaman medenileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki insanoğlu dünyayı zalimce tüketmekten  vazgeçip, yeryüzünde yaptığı bütün pislikleri temizler ve gezegeni yüreğine alabilirse medenileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki İnsanoğlu silahını savaş meydanlarından, savaşmanın mantıksızlığını ve yıkıcılığını görerek ve diğerleriyle kucaklaşarak terk eder ve bir daha asla dönmezse işte o zaman medenileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki insanoğlu nefsinin aç gözünü maddeden çekerek ruhunun derinliklerine yönelterek, muhteşem medeniyetini ruhundan çekip çıkartabilirse işte o zaman medenileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki insanoğlu şimdiki toplumsal Bilince ölüp tıpkı bir Anka kuşu gibi kendini küllerinden yeniden bir İnsanoğlu olarak yaratabilirse işte o zaman medenileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir insan ve hiçbir ülke, diğer bir insanın ve dünyanın sefalet,  korku, açlık, hastalık, savaşla baskı altında yaşadığı bir dünyada, onunla aynı mekanı paylaştığı ve yaşadığı sürece; ne medeni sayılır ne de uygar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle İnsan değişmelidir. Bilinçli olarak yeni bir var oluşa geçmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz seçim yapmazsanız, sizin adınıza seçim yapılacak ve gücü elinde tutanlar ve yıllardır dünya insanlığının açlık ve sefalet içinde olmasına aldırmayanlar tarafından bir seçim yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz  değişimi, sevgiyi ve diğerleriyle kucaklaşmayı bütün olmayı, medeni muhteşem bir toplum olmayı, ve gezegeninizi seçiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçtiğiniz muhteşemliği ve sizi asla unutmayınız ve gereği neyse yapınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce yıldan beri dünyamızda yaşamız bilge kişiler aynı şeyi söylediler.&lt;br /&gt;Siz ne iseniz dünyada öyledir.&lt;br /&gt;Siz değişirseniz dünyada değişir.&lt;br /&gt;Her şey size bağlı. Sizin değişiminize bağlı.&lt;br /&gt;Siz değiştiğiniz için dünyada değişecektir. Bundan emin olunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığın tek düşmanı cahilliktir. Cahillik kendinizden ayrı olmanızdır. Kendinizden ayrı olduğunuzda diğerlerinden sevgiden ve gerçek bilgiden de ayrılırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçmak uygarlaşmak, medenileşmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya gezegeninde;&lt;br /&gt;Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için olma vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;İnsan insan bilincine evrilme vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;Herkes için bolluk sağlık sevgi aşk huzur içinde yaşama vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;İnsan kardeşlerimizi af etme paylaşma yardımlaşma dayanışma vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;İnsanlık olarak nefsimize ölüp, evrensel bir insanoğlu kimliğinde yeniden doğma vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;Karanlıkların  savaşların  yoksulluğun, acıların ayrılıkların, şiddetin, sefilliğin içinde güneş gibi doğmak vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;Şimdi her şeyi bir kenara bırakıp yalnızca sevgi için var olma ve sevgiden ve kendimizden daha azına ödün vermeme vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi üzerinde yaşadığımız Dünya Gezegeni ve İnsanlık için; söylenmeyeni söyleme, yapılamayanı yapma, cesaret edilemeyene cesaret etme ve son sözü son kez haykırma vakti geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir adım öne çıkıp “Kendimize” yürüme “Gezegenimizi” şifalandırma ve yüceltme vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bütün bunları yapabilmek için, bu gücü içinizde bulabilmek için sevginin ne olduğunu, yaşamın devamı için nasıl gerekli olduğunu ve “Sevginin” dünyayı değiştirebilecek ve asla tükenmeyecek sonsuz bir güç olduğunu anlamak ve hayatımızda “Gerçek” kılmamız gerekiyor. Ve sevgi insanın içine, mana anlamına sevgiyle yaptığı bir yolculuktur. Ve bu yolculukta bütün sözcükler ve ayrılıklar düşer insanın yüreğinden. Ve siz sevgi olursunuz. Siz değişirsiniz. Siz değiştiğinizde diğerleri ve dünya değişir.&lt;br /&gt;Dünya ve insanlar birbirinin içinde dönen bir çark gibidir. Bir değirmendir. Çarkın bir dişlisi bile değişse, hepsi değişmek; dönüşünü ve kendini değiştirmek zorundadır. Yoksa çark dönmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan başka ne şekilde anlatılırsa anlatılsın ne yapılırsa yapılsın boştur. Acı bir düşün içinde oyalanıştır. Ve İnsanlığı oyalayıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir adım öne çıkıp “Kendimize” yürüme vaktimiz geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“GİDECEK BAŞKA DÜNYAMIZ YOK. VAKİT ÇOK GEÇ OLMADAN BİRLİKTE YÜRÜYELİM. İNSAN ONURUNA YAKIŞAN DAHA YEŞİL BİR DÜNYADA YAŞAMAK İÇİN”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınma Vakfı’nı kurma çalışmalarımız başladı.&lt;br /&gt;“Küresel ısınma ve Sevgi Bilinci” ile ilgili yazılarımın ve çalışmalarımın tamamı Vakıfa aittir. Ve bütün Bir Eylemle yürütülecek organizasyonun küçük bir bölümüdür. Bu nedenle yazıları orijinal haliyle kullanmanızı rica ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel ısınma ile ilgili diğer yazıları okumak ve gelişmelerden haberdar olmak için tıklayınız….&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;http://www.kuresel-isinma.org&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-1263459110949539466?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/1263459110949539466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=1263459110949539466' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/1263459110949539466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/1263459110949539466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/09/deiim-olun.html' title='DEĞİŞİM OLUN'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-8456035000105057120</id><published>2007-08-04T05:24:00.002-07:00</published><updated>2007-09-27T05:00:11.450-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İklim değişikliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgi Bilnci'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özgürlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Açgözlülük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öfke'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küresel ısınma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rekabet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hırs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsanlık Medeniyeti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Değişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelecek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ego'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Korku'/><title type='text'>KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ</title><content type='html'>KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon programlarında Küresel Isınma ve Küresel Felaketlerden bahsediliyor. Dünya atmosferinin giderek ısındığı, bunun da çok yakında Küresel Felaketlerin artışında en büyük etken olacağı ve bizlerin yani Dünya İnsanlığının Küresel olarak bilinçlenmesi gerektiği anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şu anda dünyada yaşayan her insanın Bilincinin değişiminden söz ediliyor. Küresel Isınmaya ve onun sonucunda da 10 sene içinde kapımızda olacağı belirtilen Küresel Felaketlere neden olan ve halen bilincimizin içinde taşıdığımız neler var. Ve biz İnsanlık Medeniyeti olarak felaketlerin - kargaşanın eşiğine geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Bilincimizle atmosferi nasıl ısıttık, kıtaları nasıl hareket ettirdik, iklimleri nasıl değiştirdik, kutuplardaki buzulları nasıl erittik, dünya bitki örtüsünü ve üzerindeki canlıların türlerini gün be gün nasıl bitirdik. Nasıl milyonlarca milyarlarca mutsuz, aciz, sefalet ve yokluk içinde robot gibi yaşayan ve ölen, birbirini savaş meydanlarında nedenini bile bilmediği bir sebepten yok edebilen insanlar yarattık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu görünen tabloyu nasıl ve hangi bilinçle resmedebildik. Bu nasıl bir nefret, bu nasıl bir öfke, bu nasıl bir Toplumsal Bilinçtir ki bütün Dünyayı "Yok Oluş" Uçurumunun kenarına getirebildi.&lt;br /&gt;ŞİMDİYE KADAR KÜRESEL ISINMANIN ETKİSİYLE NELER OLMUŞ DÜNYADA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - Brezilya'daki Amazon yağmur ormanlarını her yıl kaybediyoruz Yaşarken karbondioksit (CO2) emen ağaçlar, öldükten sonra karbondioksiti geri bırakıyor. Amazon ormanlarında üç sene kuraklık yaşanması halinde ağaçlar dördüncü senede yok oluyor. Amazon'da 2 seneden beri Küresel Isınmadan dolayı yağış miktarı çok az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - Kuzey Atlantik akımlarındaki değişimler hızlanmış durumda. Gulf Stream eriyen buzullar vb. yüzünden yavaşlıyor. Yavaşlama sıcaklığın düşmesine ve iklimin değişmesine neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 - Üçüncüsü Grönland eriyor. Tamamen eridiği takdirde 10 metreye kadar dünyadaki denizlerde ve okyanuslarda yükselme bekleniyor. Bu da dünya yüzeyindeki en yoğun ve medeniyetin olduğu yerlerdeki yerleşim alanlarını kaybedeceğimiz anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - Son Yıllarda Küresel Isınmanın atmosferin üst tabakası olan stratosferin de soğumasına neden olduğu tespit edildi. Soğuyan stratosfer ozonun kendini tamir etmesini ve dengelemesini geciktirici etki yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 - Ozon tabakasındaki incelme planktonların yok olmasına neden oluyor. Planktonlar denizlerde ve okyanuslarda beslenme zincirin en alt seviyesinde ki canlılar. Deniz de yaşayan canlıların çoğu plaktonlarla besleniyor. Plaktonları yiyen diğer canlılar ve diğerleri ile beslenen diğerleri. Beslenme zincirinde bir kopmanın oluşması demek, beslenme zincirinin hepsinin etkileneceği ve zamanla yok olacağı anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 - Sahra çölü her sene biraz daha küçülüyor. Bölgesel rüzgarlar sahradan aldıkları toz bulutunu okyanuslara taşıyarak, içindeki minerallerle planktonları besliyor. Sahra çölü küçüldükçe ve ozon incelmeye devam ettikçe planktonlar tükenme noktasına gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 - Himalayalar ve üzerindeki buzullar ayna görevi görerek güneş ışınlarını geri yansıtıyordu. Yansıtma dünya da sıcaklığın dengelenmesi demekti. Şimdi Himalayalardaki buzlar eridiği için eskisi gibi sıcaklığı dengeleyemeyeceği ve ayrıca dağlardan akan nehirlerin ve oluşan göllerin kuruyacağı ve kıtlık ve kuraklığın yaşanacağı anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 - Muson yağmurlarının dengesi bozulmuş durumda. Ya çok yağıyorlar ve seller neden oluyorlar yada az yağarak kuraklığa neden oluyorlar. Bu da Hindistan'da korkunç yağmurların ve sel felaketlerinin yaşanması ve tarım alanlarının-yaşam bölgelerinin yok olması demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 - Okyanus yataklarında donmuş olarak bulunan büyük miktarlardaki metan yataklarının küresel ısınmayla açığa çıkarak sıcaklığı muazzam miktarlarda arttıracağı tahmin ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-Sibirya, Kanada'da gibi donmuş toprakları olan ülkelerdeki toprakların erimesiyle toprak içindeki fosiller açığa çıkacak ve çürüyecek. Bu da milyarlarca ton metan gazının açığa çıkacağı anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 - Ayrıca donmuş bir toprakların içinde şimdiye kadar bilinmeyen 500 gigatonluk yeni karbon kaynağı bulundu. Bu topraklar ısınmanın etkisiyle çözünüp sıcaklığı artıracağı tahmin ediliyor. Ve bu da Felaketleri bir noktadan sonra artık istesek de durduramayacağımız anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 - Küresel Isınmanın sürekli artışı ile El Nino okyanus akıntısının her yıl yaşanabileceği belirtiliyor. Her yıl yaşanması demek; tufanlar ve ani sel felaketleri ve kasırgalar yaratacağı anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar ile Dünya İnsanının Bilincinin, dolayısıyla her birimizin tek tek bilincinin ne alakası var diyebilirsiniz. Benim dünyada kapladığım yer, benim bahçemdeki karıncanın kapladığı yerden daha az. Zararım ise hiç yok. Fabrikaları ben mi kurdum? Okyanusları ben mi kirlettim? Ağaçları ben mi kestim? Diyebilirsiniz. Eminim Dünyada yaşayan her insana sorulsa aynı cevabı verecektir. Ben mi yaptım bütün bunları? Eğer hiç birimiz yapmadıysak o zaman kim yaptı? Okyanusta yaşayan balıklar mı yaptı? Bitkiler mi yaptı? Hayvanlar mı yaptı? Ağaçlar mı yaptı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANIT AÇIK..... Biz Yaptık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birimizin bilincinde olan ne var ise, alışkanlıklarımızdan, inançlarımıza, hırslarımızdan, açgözlülüklerimize, tutkularımızdan, değer yargılarımıza, öfkemizden, nefretimize, tatmin olmayan egomuzdan, beklentilerimize, tüketim alışkanlıklarımızdan, dünya ve diğerleri ile olan ilişkilerimize kadar hepsiyle birlikte; bizde olan ne var ise; Dünyada yaşanan Isınmanın nedeni ve yaklaşmakta olan Küresel Felaketlerin nedeni "Biz"iz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mevlana der ki "Testide ne varsa dışına o sızar."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bilincimizden sızanlar da dünyadaki felaketleri ortaya çıkardı.&lt;br /&gt;Bu nasıl bir Oyundur. Kim bu oyunu oynamaya cesaret edebildi, üstelik hepimiz, oynayanlar da dahil aynı geminin yolcularıysak.&lt;br /&gt;Aynı Dünya denen gezegenin sakinleriysek. Ve gidecek başka bir dünyamız da yok iken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamdan ve onun yeryüzündeki ifadesi olan her türlü görünüşten bu kadar mı nefret ettik? Tabiatı ve içindeki canlıları, çeşitli maskeler ve yollar ve nedenlerle yok ederken, kendimizi de yok ettiğimizin farkında olmadan nasıl bunları yapabildik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Bilinç farkındalıksa, farkındalığımız nelerin üzerinde, İlgimizi dikkatimizi arzularımızı isteklerimizi ve sonucunda eylemlerimizi yönlendirdiğimiz düşünceler ve düşünce sonucunda ortaya çıkan eylemler neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilincimizde olanlara ve onlarla olan ilişkilerimizin üzerinde biraz gezinelim.Daha iyi yemek yemek, daha iyi giyinmek, daha güzel görünmek, daha zengin olmak, daha çok şeye sahip olmak, daha başarılı olmak, iyi yaşamak istiyoruz.Her birimiz tek tek her şeyin en iyisine en çoğuna sahip olmayı düşünüyoruz. Bu isteklerimizi gerçekleştirebileceğimiz planları yapıyoruz, eylemlerde bunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bütün bunları yapıyoruz. Mutlu, sevgi içinde ve huzur içinde olmak için yapıyoruz. Huzuru ve sevgiyi mutlu olmayı ve bolluk içinde olmayı istemekte yanlış bir şey yok. Bu istekler her insanın yaşama arzusundan kaynaklanır. Ve sevgi, mutluluk, huzur, bolluk, başarı sağlık her insanın da hakkıdır. Her insan en iyi şekilde yaşamayı hak eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış olan bu arzuları yerine getirmek için tercih ettiğimiz yöntemde ve seçimlerimizdedir. Çünkü biz isteklerimizi gerçekleştirirken yalnızca "kendimiz" için isteriz. Buradaki kendimizden kasıt küçüklükten beri bize büyüklerimiz, çevremiz, eğitim sistemimiz ve iletişime geçtiğimiz diğer insanlar tarafından empoze edilmiş fikirlerin oluşturduğu "imaj kişiliktir".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal bilinç tarafından yaratılmış imaj kişilik yani Ego yani Nefs bu dünyada kendine küçük bir krallık, özel bir cennet kurmak ister. Fakat ne yazık ki egonun yaratmaya çalıştığı cennet, diğerlerinin cehennemi olur. Tek tek hepimizin ortak bilincinin toplamından oluşan Toplumsal Bilinç dünya kaynaklarının sınırlı olduğuna ve diğerleri ile paylaşırsa kendi küçük cennetini yaratmak için yeterli kaynak kalmayacağına inanır. Dünyada var olan kaynaklar ya kendisi için kullanacaktır. Ya da diğerleri için. Ve her zaman olduğu gibi yalnızca kendisi için kullanmayı seçer. Paylaşmaz. Paylaşılanın biteceğine ve azalacağına inanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun diğer üyeleri yani diğerleri, kendisinden sahip olduğu kaynakları paylaşmasını talep ettiğinde ret eder. Eğer paylaşılma talebi sertleşirse, karşısındaki diğerlerini çeşitli yöntemlerle manupile veya yok etmeye çalışır. Kişisel ilişkilerde nefret ettiği insanlar ve düşmanları oluşur. Ülkeler arasında savaşlar çıkar, küresel boyutta kıtlık yoksulluk açlık olarak ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü kendi küçük cennetini oluşturmak için kullanacağı kaynaklar ve sahip olduğu her şey "Güç" demektir. Güç demek güven, saygınlık itibar ve sahip olduklarının daha fazlasını ona getirecek araç demektir. Ve kendi cennetini dilediği gibi kurması içi ve yaşaması için gerekli olan tek şeydir. Daha fazlası daha iyisi demek ,daha fazla üretim demektir. Daha fazla sahiplenme ve daha çok istemek demektir. Sahiplenme Paylaşmamak demektir. Paylaşmamak Savaş demektir. Savaş; Silah, Nükleer tehlikeli deneyler, Kirlilik, Atık demektir. Belki de Dünyayı bir düğmeye basarak nükleer savaşın eşiğine getirmek demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ve bunun adı da AÇGÖZLÜLÜKTÜR.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birimiz kendimiz adına, her şeyin daha fazlasını istedikçe ve elimizdekileri paylaşmayı red ettikçe ve diğerlerinin varlığını içimize sindiremedikçe şuandaki Küresel Bilinç veya diğer adıyla Toplumsal Bilinç değişmeyecektir. Ve değişim gerçekleşmediği için de Küresel Felaketler büyük bir hızla Dünya Gezegeninde yaşanacak ve türümüz değil daha fazlasını yeterli olan yaşam şartlarını bile bulamayarak son günlerini yaşayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel felaketler yaşanmaya başladığı zaman, insanoğlunun bunu durduracak ne teknolojisi, ne zamanı, ne de gidecek başka bir yeri olacaktır. Ve Küresel Felaketler sizin küçük cennetinizin ve ne kadar altınızın, paranızın ve yatırımlarınızın olduğuna bakmaz. Kim olduğunuzun, ne kadar itibarlı ve başarılı olduğunuza da bakmaz. Her şeyi kendi Sürecinde ve Yasalarında yeryüzünden süpürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Açgözlülük şahı da piyonu da aynı kutuya koyar ve İnsanoğlunun Dünyadaki Yaşam Oyunun son perdesini indirir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınma sonucunda yaklaşan Küresel Felaketleri durdurmanın tek çözümü İnsanoğlunun Açgözlülüğünü fark etmesi ve henüz vakit varken dünya gezegeninde yaşayan diğer kardeşleriyle, dünyada bir bütünü oluşturduğunu bilerek ve sevgiyle paylaşmayı öğrenerek Sevgi Bilincine Evrilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun içine bakarak her şeyin daha fazlasını, her şeyin daha iyisini isteyen Egosunun Açgözlülüğün görmesi, üretime talep oluşturan tüketim alışkanlığını gözden geçirip değiştirmesine neden olacaktır. Tüketim alışkanlığının değişmesi, üretimi yapan kişilerin değişen alışkanlıklar neticesinde dünyayı daha az kirleten ve daha çok çevreyi düşünen üretimler yapmasına neden olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun Açgözlülüğünü fark etmesi demek Kutsal Kitaplarda anlatılan ve Nefis denilen ve insanı illuzyonların peşinde koşturan ve bu dünyada yaptığı bütün kötülüklerin baş sorumlusu kişiliğini fark etmesi demektir. Fark etmek demek sorumluluk almak demektir. Sorumluluk almak onu düzeltebilme ve dönüştürme gücüne ulaşmak demektir. Ve bir kez dönüşüm başladığında, dağdan ufak bir kartopunun aşağıya inmesi gibi her şeyi siler ve temizler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açgözlülüğün fark edilmesi demek, içimizde geçeceğimiz ve geçerken de kendimizi şifalandırıp iyileştireceğimiz diğer Farkındalık kapılarının Ana Kapısı demektir. Ve Açgözlülüğün fark edilip bilincin dönüştürülmesi başka bir Yola çıktığınızın, başka bir Bilince Evrildiğinizin de habercisidir. Evrildiğiniz Bilinç Sevgi Bilincidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Açgözlülük insanı kör ve sağır eder. Hakikati görmeye mani olur!" MEVLANA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Dünya vatandaşları, haset, açgözlülük ve kin den uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir. " ATATÜRK&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-8456035000105057120?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/8456035000105057120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=8456035000105057120' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/8456035000105057120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/8456035000105057120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/08/kresel-isinma-sevgi-bilinci.html' title='KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-8726254225518184974</id><published>2007-08-04T05:22:00.000-07:00</published><updated>2007-08-04T05:24:04.972-07:00</updated><title type='text'>KÜRESEL ISINMA KÜRESEL REKABET</title><content type='html'>SEVGİ BİLİNCİ   Küresel Rekabet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınmanın önlenmesi için Küresel Bilinçlenmenin tek şart olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.&lt;br /&gt;Şu anda yeryüzüne hakim olan Toplumsal Bilincin, her birimizde yansımasına dikkatle bakabilmemiz ve kendimizdeki alışkanlıkları, inançları, kalıpları ve algıları değiştirebilmemiz, Toplumsal Bilincin değişebilmesi için tek yoldur. Kısaca her birimizin Kendini; yani egosunu; alışkanlıklarını, inançlarını, yargılarını, kanılarını, şartlanmalarını, sınırlarını, isteklerini, yaşamdan ve dünyadan ne beklediğini, nasıl bir dünyada yaşamak istediğini sorgulaması Toplumsal Bilincin değişimini sağlayacak ve hızlandıracaktır.&lt;br /&gt;Çünkü Toplumsal Bilinç her birimizin ayrı, ayrı ürettiği düşüncelerden isteklerden arzulardan korkulardan nefretten öfkeden kıskançlıktan oluşmaktadır. Şimdiye kadar binlerce yıldan beri oluşturulmuş Toplumsal Bilinç Matrixi dünyayı Küresel Felaketlerin eşiğine getirmiştir.&lt;br /&gt;Bu demek oluyor ki İnsanoğlu bir yerlerde bir Yanlış yaptı. Kısaca toplumsal bilincin bir parçasını oluşturan her birimiz bir yerlerde bir Yanlış yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birimizin Yaşamla ilgili beklentilerimiz var. Başarılı olmak, saygın olmak, iyi bir meslek sahibi olmak, daha çok kazanmak, daha iyi giyinmek, daha iyi yiyip içmek vs gibi İçimizden gelen arzuların hiçbir kötü tarafı yoktur. Yaşamı devamını sağlayan sonuçta Yaşamaya karşı duyduğumuz arzulardır. Yanlış olan daha iyiyi ve daha fazlasını hep kendimiz için istememiz ve diğerleri ile girdiğimiz dünya sahnesinde ve içimizde oynanan “Kazanan Tarafta Olma” rekabetidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta her zaman kazanan tarafta olmayı isteriz, Aile içinde en sevilen çocuk olmayı isteriz. Ailemiz bizi en çok severse, diğer kardeşlerimiz kaybeden olacaktır. Bu hiç önemli değildir. Önemli olan o anda bizim en çok sevilen ve tercih edilen olmamızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul hayatımız boyunca arkadaşlarımız arasında sınıfta birinci ve okul birincisi olmak için insafsızca bir öğrenme ve kazanma yarışına sokuluruz. En iyi, en çok bilen biz olmalıyızdır. Ve diğerleri kaybeden olacaktır. Bu hiç önemli değildir. Biz birinci olalım da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile içinde eşimizden daha iyi olmaya, aile hayatının sunduğu imkanlardan en çok biz yararlanmayı isteriz. Biz rahat edelim, sözümüz dinlensin, hiç incinmeyelim, yıpranmayalım da diğerleri ne olursa olsun diye düşünürüz. Diğerleri kaybeden tarafta olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma hayatımızda, çalıştığımız yerdeki iş arkadaşlarımızla, firmamızın rakipleri ile kıyasıya bir rekabete gireriz. En başarılı ve en çok kazanan biz olmak isteriz. Ve diğerleri kaybeden olacaktır. Kazananlar ve Kaybedenler. Rekabet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki taraf vardır. Ve Nefs (Ego) hep kazanan tarafta olmayı ister. Ego kendi küçük cennetinde mutlu yaşamına devam etmek ister. Hep “en” lerin olduğu yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde oynanan Oyun; “enlerin ve “daha çokların” adına yaşanan kıyasıya bir mücadele ve savaş oyunudur. Bun un adı REKABETTİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu da HIRS ve KİBİRDİR.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinin diğerine göre daha iyi, daha üstün olma yarışına rekabet denir. Üstün olan kazanır. Rekabet anlayışında asla herkesin birden iyi, herkesin birden başarılı, herkesin birden üstün olmasının imkanı yoktur. Herkesin aynı anda kazanması ise söz konusu bile değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun nefsinden kaynaklanan ve Rekabetle körüklenen “üstün olma”  isteği kibri, kıskançlığı, görgüsüzlüğü, cimriliği, nefreti, düşmanlığı, kabalığı da beraberinde getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana der ki “Akıl, akıl olduğundandır ki işlerin sonunu görür; sonu görmeyen akıl, nefs kesilir”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Toplumsal Bilinçte sonu görmemiş ve nefs kesilmiştir. Ve Son, her birimiz kendi bilincimizi değiştirmezsek, Küresel Felaketlerle gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmaj kişilik hiç aklına getirmez ki “enleri” ve “daha çokları” elde etmeye çalışırken yeryüzüne ve diğer insanlara verdiği zarar onun da sonu olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu dünyada yaşayan herkes şu anki Toplumsal Bilincin ürünü ve birlikte oyuncusu ise ve herkes kendi adına hep “enleri” ve ”daha çokları” isterken ve yüreği eylemleri ve düşünceleri bu “enlerin” ve “daha çokların” kölesi olmuşken, Dünyada olmakta olanın, Küresel Isınmanın idrakine nasıl varacaktır?&lt;br /&gt;Nasıl bütün bu arzularını düşüncelerini, tutkularını ve yaşam tarzını değiştirecektir. Kaybedenleri acılarını kederlerini, savaş meydanlarında tükenen hayatları, açlık ve sefaletten kıvranan insanları, an be an yok olan bitki örtüsünü, çamurlaşan denizleri ve yükselen suları, ısınan atmosferi nasıl görebilecektir? Nasıl fark edebilecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en önemlisi de nasıl DENGELEYEBİLECEKTİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmaj Kişilik bilmez ki, diğerleri olduğu için kendisi vardır. Diğerlerinin olması onun Varlık teminatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ticaretten Eğitime, Sanayiden Çiftçiliğe, işçiden, ev kadınına, işadamından sokaktaki dilenciye, tüccardan, patrona, her kes kendi adına, ortaklaşa oluşturduğumuz Toplumsal Bilinci nasıl bilinçlendireceğiz, nasıl değiştireceğiz, dünyayı nasıl “dengeleyeceğizi” kendine sormak zorundadır. Kendi adına yapabileceklerini yapmak durumundadır. Ben değişmeyeyim diğerleri değişsin, derseniz ve herkes kendi adına diğerleri değişsin ben aynı kalayım, aynı tüketim alışkanlıklarını aynı inançları aynı kalıpları yaşamaya devam edeyim derse hiçbir şey değişmez. Unutmayın diğerleri için de, SİZ DİĞERLERİSİNİZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce herkesin kendi adına cevaplaması gereken tek bir “soru” vardır. Ve bu yaşamınızda kendinize soracağınız en değerli sorudur.&lt;br /&gt;“Diğerlerini arkamda bırakmak istiyor muyum? Yoksa onları yanımda mı görmek istiyorum? Diğerlerinin de kazanmasını istiyor muyum?&lt;br /&gt;Herkes aynı anda kazanan olabilir mi? Ben, diğerleri ve Dünya aynı anda Kazanan olabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca insanlık ailesi olarak;&lt;br /&gt;BİRİMİZ HEPİMİZ İÇİN VAR OLABİLİR MİYİZ?&lt;br /&gt;HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN VAR OLABİLİR MİYİZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin kazanacağı yeni Dünya Modelini yaratabilir miyiz? Üretim modellerimizi, fabrikalarımızı, okullarımızı, sanayimizi, uluslararası işbirliklerini ve ticaretin kurallarını herkesin kazanacağı şekilde değiştirebilir ve bunu uygulayabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı anda “ben” kazanacağım. “Diğerleri” kazanacak. Ve “Dünya” kazanacak ( Bitki örtüsü, türler, ekolojik denge atmosfer, denizler kendi ritmik dengelerinde olacak ve kirlenmeden kalacaklar. Kirletilmeden, Dengede kalarak Varlığını sürdürebilmek Doğanın ve Dünyanın kazanımıdır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada yaşayan herkes kendi adına yukarıda bahsedilmiş sorulara içsel olarak yanıt aramadıkça değişim başlamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerlerinin ve Doğanın kazanması sizi ilgilendirmediği sürece “Değişim” başlamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin değişiminiz başlamadığı için Toplumsal Bilincin değişimi de gerçekleşmeyecektir. Dolayısıyla Küresel Isınmanın nedeni olan Toplumsal Bilincin alışkanlıkları, inançları, şartlanmaları, değer yargıları, tek tek hepimizin içinde sorgulanmadığı için Robot Yaşamlarımıza devam ediyor olacağız. Ve hep diğerlerinin değişmesini ve bir şeyleri değiştirmesini bekliyor olacağız. Diğerleri de bunu bizim yapmamızı bekliyor olacak. Ve karşılıklı birbirimiz beklerken vakitler son saatlere doğru hızla yaklaşacak. Ve siz bu saatten sonra isteseniz de hiçbir şeyi değiştiremeyeceksiniz. Çünkü felaketlerin getirdiği ağır sorunlarla uğraşıyor olacaksınız. Ve Dünyanın bir köşesinde “Hayatta Kalma Mücadelesi” veriyor olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim sorgulamayla başlar. Sorgulamada herkesin kendi adına içine doğru yaptığı bir yolculuktur. Ve Dünyadaki her alandaki Değişimler sadece insanlar içsel olarak değiştiklerinde meydana gelir. Dış Dünyada hükümetlerin veya yetkililerin bizlere değişim ve ilerleme diye gösterdiği şeyler; Sanayinin geliştiği, daha refah bir toplum olduğumuz, teknolojinin nereden nereye ilerlediği, tüketici – üretici endeksleri, büyüyen ekonomiler, hepsi insanlığın gözünü boyayan illuzyonlardan başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatılanların hepsi görünüşte doğru olabilir. Fakat Toplumsal Bilincin gelişmesine, bilinçlenmesine ve gezegensel bir bilinçliliğin (ŞUUR) yaratılmasına faydası olmamıştır. Toplumsal bilinç her yüzyılda ve her teknolojik ilerlemede dönüşmüştür. Ama asla DEĞİŞMEMEİŞTİR. Bilincimizin içindekiler, beklentiler, arzular istekler, onları elde ediş şeklimiz, aç gözlülüğümüz, hırsımız, kibrimiz, üstün olma tutkumuz, nefretimizin nedenleri hep aynıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk insanın yeryüzünde var olmaya başlamasından beri Dünyayı an be an tüketmemiz, doğaya hakim olmaya çalışmamız, insan kardeşlerimizle savaşlarımız, kıskançlıklarımız, değer yargılarımız, cahilliğimiz, birbirimize üstün gelmeye çalışmamız, diğerlerini kabullenemeyişimiz, çatışmalarımız, hiç birisi değişmedi. Belki şekil değiştirdiler, renk değiştirdiler ama değişmediler. Eskiden okla yayla savaşıyorduk şimdi silahlarımız, nükleer füzelerimiz var. Hala savaşıyoruz. “Nasıl” ve “Ne Tür” araçlarla savaştığımız önemli değil. Burada görmemiz gereken hala “SAVAŞIYOR” olmamız. Sıcak Savaş oldu, Soğuk Savaş. Soğuk Savaş görünüş değiştirdi ve Dünya Ekonomisinde “Sıcak Rekabet” olarak adlandırılıyor. “Güçlü olan ayakta kalır.” “Kazanalar ve Kaybedenler”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk toplumlarda da Erki elde etmek için mücadele ettik. Kazandığımızda, kaybedenleri dilediğimiz gibi yönettik. Karşımıza çıkan her şeyi yıktık geçtik. Ne kardeş tanıdık ne arkadaş. Ne dost bildik ne de düşman. “Rekabet” her devirde vardı. Kazananlar ve Kaybedenler. Rekabet etmenin şekli değişti ama gerçek olan hala 21 yy da “REKABET” ettiğimiz olgusudur. Hırs ve Kibri hala içimizde taşıdığımız ve bununla diğerlerine ve Dünyaya zarar vermeye devam ettiğimiz GERÇEĞİDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rekabet anlayışı ve mantığı içinde kıskançlığı, açgözlülüğü, nefreti, hırsı, kibri, cimriliği, üstün gelme, daha iyi olma, daha çoğuna sahip olma, sahiplenme tutkusunu taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hasletlerin hepsi nefsin yani egonun özellikleridir. Ve insanın gözünü kör eden, gözüne perde indiren ve insanı modern bir şekilde vahşileştiren duygulardır. Rekabet İnsan-Hayvan Bilincimizin özelliğidir. Çünkü Darwin der ki: “hayatta kalmanız için güçlü olmanız gerekir.” Dünyada ilk insandan bu yana Güçlü olmak için rekabet ediyoruz. Ve güçlü olmak için en iyiye ve daha fazlaya ihtiyaç duyuyoruz. Ve daha fazlasını elde ederken Rekabet etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Çünkü Ben ve diğerleri var. Birisi kazanan olacak ve biz hep kendimizi kazanan olarak görmek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama artık bu anlayış ve kabulleniş değişime uğrayabilir. Bu kural bizler tarafından gönüllü olarak içimizde değişime uğrayabilir. Yoksa doğa bunu bize zorla öğretecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ana kadar Dünya Yüzeyinde oluşmuş Toplumsal Bilincin inşa ettiği İnsanlık Medeniyeti, yaklaşmakta olan küresel felaketlerle son bulmak üzere. Dünya Gezegeni rekabet denen olguyu artık kabullenemiyor. İnsanlığın bir şekilde birbiri ile uzlaşmaya gitmesi gerekiyor. Birlikte dünya da nasıl savaşsız, rekabetsiz, öfkesiz, nefretsiz, birbirimize üstün gelmeden kazananlar ve kaybedenler olmadan  “Nasıl Yaşarız’ı”, İnsan Bilincinin ortaya çıkarması gerekmekte. Toplumsal Bilinç kendini yeniden doğurmak durumunda. Yeniden doğmak için ise, şimdiki taşıdığımız bilincimize (alışkanlıklarımıza, anlayışlarımıza, kalıplarımıza) ölmek zorundayız. Kısaca bilincimizin içini boşaltıp Yaşamı ve isteklerimizi arzularımızı ve bunları gerçekleştirme yöntemlerimizi sorgulayıp yeniden tanımlamak durumundayız. Bu işleme de Bilinç Değişimi deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya yüzeyinde yaşayan yeterli çoğunluk değişmeye başladığında, Toplumsal Bilinci değiştirme gücüne erişebilir. Ve Toplumsal Bilinç değişir. Çünkü siz değişmişsinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer değişmezsek ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya İnsanlığı diyorum çünkü Küresel Felaket artık Gezegensel boyuttadır. Ve gezegende yaşayan bütün İnsanlık Ailesinin Yaşamı ve Geleceği söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Toplumu yapması gereken Bilinç değişimini gerçekleştiremezse, şimdiki Toplumsal Bilinç Matrixi, vahşi kapitalizmin HIRSINI ve KİBRİNİ beslemeye devam edecektir.&lt;br /&gt;Vahşi kapitalizm de daha çok atık madde daha çok hava kirliliği, zararlı gazlar, çamurlaşmış denizler, nesli tükenen balıklar, doğadan kaybolan türler, bozulan dünya dengesi ve küresel Felaketler olarak karşımıza çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Dünya uzay okyanusunda yüzen bir gemi,&lt;br /&gt;Dünya Gemisinin içinde “Enleri ve “daha çokları” Kazananların cennetinde ne kadar konforun, malın mülkün, altının paranın, imkanın olduğu veya Kazananların ne kadar itibarlı ve güçlü olup olmadıkları önemli değildir. Dünya denen gemi Küresel Felaketlere maruz kaldığı zaman hepsi denizin dibini boylayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanan ve Kaybedenler aynı acıya ve “Yok Oluşa” maruz kalacaktır.&lt;br /&gt;“Gezegensel Yok Oluşta” kazanan ve kaybeden olmanın ne önemi vardır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama “Kazanan-Kaybeden = Rekabet Bilincinden”, “ Kazanan+Kazanan = BİZ (Bütün İnsanlık ve Dünya) Bilincine, kısaca ben, diğerleri ve Dünyanın hep birlikte kazanacağı bir Toplumsal Bilinci oluşturabilirsek Küresel felaketlerin karanlık tünellerinden kurtulabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek yapmamız gereken diğerlerini de kendimiz gibi bilmek. Ve kendimiz için istediğimiz her şeyi diğerleri için de istemek.&lt;br /&gt;Bunun için Diğerleri ve Dünyayı ve en önemlisi de” KENDİMİZİ” sevmesini öğrenmemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca Sevgi Bilincini her birimiz kendi adına “içimizde” seçebilirsek ve Sevgi Bilincinden asla ve asla vazgeçmezsek, Toplumsal Bilinci değiştirebiliriz. Ve Küresel Isınmayı dengeleyip, Küresel Felaketleri vakit geç olmadan durdurabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR İNSAN BÜTÜN İNSANLIK İÇİN, BÜTÜN İNSANLIK TEK BİR İNSAN İÇİN VAR OLABİLİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İnsanoğlu yaratılmışların en üstünü ve şereflisi olarak yaratılmıştır. Ancak insanı insan yapan hayat için önemli zorunlu ve gerekli olan değerleri araştırmak, bulmak ve tatbik etmekle mümkündür.” MEVLANA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-8726254225518184974?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/8726254225518184974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=8726254225518184974' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/8726254225518184974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/8726254225518184974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/08/kresel-isinma-kresel-rekabet.html' title='KÜRESEL ISINMA KÜRESEL REKABET'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-1089069923901137554</id><published>2007-08-04T05:20:00.000-07:00</published><updated>2007-08-04T05:22:22.509-07:00</updated><title type='text'>KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ ŞEFKAT VE MERHAMAET</title><content type='html'>KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ  Şefkat ve Merhamet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Felaketlerin durabilmesi ve Dünyanın tekrar dengesine kavuşabilmesi için Küresel Bilinçlenmenin veya Bilinç Değişiminin gerçekleşmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada insanlığı oluşturan her insanın tarafından üretilen ve eyleme dökülen düşüncelerin, arzuların, isteklerin gezegeni küresel felaketlere hazırladığı açıkça görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan da şunu anlıyoruz ki; yeryüzündeki Toplumsal Bilincin bilinçlenmesi gerekiyor. Fakat Bilinç bilinçtir. Bilinç farkındalık demektir. Kısaca bir şeyi fark etmektir. Ve Farkındalık bir şeyin veya nesnenin veya düşüncelerin arzuların üstüne odaklanmaktır. Farkındalık nesneyi fark ettiği anda Bilinç oluşur. Burada bilincin bilinçlenmesi diye bir şey söz konusu değildir. Ancak diğer adı farkındalık olan bilincin üzerinde olduğu olguları nesneleri anlayışları veya sınırları inançları her nereye odaklanıyorsa “onları” ve onlar ile kendisi arasındaki “ilişkiyi” değiştirmesinden bahsedebiliriz. Farkındalığın odaklandığı nesne veya olguları bırakıp başka nesne ve olguların üzerine odaklanmasına veya onlarla olan ilişkisinin şeklini değiştirmesine Bilinç değişimi denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Dünya İnsanlarının Farkındalığı Kazanan-Kaybeden olgusundan, “enlerin” ve “daha çokların nasıl elde edileceğinden, bizi değerlerinden ayıran, onları sevmemize ve kendimiz gibi bilmemize engel olan her türlü inancın nefretin- kinin- öfkenin üzerinden, maddenin esaretinde tutan tüketim alışkanlıklarımızdan çekmeliyiz. Farkındalığımızı “sevgiye” “kazan kazana”, “paylaşmaya”, birlikte dünya gezegeninde daha huzurlu ve mutlu nasıl yaşayabileceğimiz olgusuna çevirmeliyiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çünkü düşleriniz ve düşünceleriniz geleceğinizi yaratır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İnsanın hayatı, insanın hayalidir.” Gide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal Bilinç Değişiminin; dünyanın kapısına gelmiş felaketleri durdurması, dünyada olmakta olan ve daha da şiddetleneceği belirtilen Küresel felaketleri azaltması ve dünyayı dengelemesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Küresel Isınmadan bahsederken nedense sürekli fabrikaların sanayinin çok uluslu üretim şirketlerinin alması gereken önlemlerden, onlara verilecek cezalardan,  çevreyi kirletenlere uygulanacak yaptırımlardan ve üretim sonucu açığa çıkan gazların ve atıkların ne yapılacağından ve hatta bu atıkların ticari olarak değerlendirilmesinden bahsediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atıkların ticari olarak değerlendirilmesinin konuşulması ise apayrı etik ile ilgili bir sorun.&lt;br /&gt;Ancak ve ancak atık maddeleri üreten fabrikalara, sanayiye, kuruluşlara ve kişilere cezalar verilirse, yaptırımlar uygulanırsa ve uluslar arası anlaşmalar imzalanabilirse Küresel Isınmanın durdurulacağına ve felaketlerin önüne geçilebileceğine inanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiî ki önlemlerin alınması, yaptırımların uygulanması, atık madde üreten yerlerin cezalandırılması gerekmektedir. Anlaşmaların ve işbirliklerinin sağlanması Küresel Isınmanın ve Küresel felaketlerin durdurulması için şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat sorun şuradadır. Uluslararası işbirlikleri, anlaşmalar, imzalar, önlemler, yaptırımlar, cezalar yeterli midir?&lt;br /&gt;Ve en önemlisi de ceza ve yaptırımlar Toplumsal Bilincin değişimi için yeterli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atık madde ve zararlı gaz üreten kuruluşların patronlarına ve çevreyi kirleten diğerlerine kesilen cezalar uygulanan yaptırımlar, ilgili kişilerin akıllarını birden bire başına mı getirecek. Neye ve nasıl zarar verdiklerini birden bire fark etmeye mi başlayacaklar. Veya çevreyi kirleten üretimlerini ve tutumlarını nasıl değiştirecekler. Ve nasıl temiz bir üretim yapacaklar. Bu mümkün müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an dünyada ki atık üretimi ve ticareti besleyen, Tüketim Alışkanlığının çılgıncasına reklam ve ihtiyaç olmayan nesnelerle bombardımana tutulmasının önüne nasıl geçilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada üretilen her mal, dünya toplumu tarafından satın alınsın diye üretiliyor. Ve pazarlama stratejilerinde hedef kitleden bahsediliyor. Globalleşen dünya ekonomisinde hedef kitle bütün dünya toplumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte ihtiyaçlar yaratılıyor. Üretim ve pazarlama şirketleri; bizlere, ihtiyacımız olmayana ürünleri pazarlamak için, psişimizde  çılgıncasına bir araştırma içindeler. Ve Ürünlerini bilinçaltımıza atmak ve şartlanma yaratmak için inanılmadık  reklam modelleri yaratılıyor. Gidiyoruz ve ürünleri satın alıyoruz. Nedenini sorgulamıyoruz bile. Tıpkı yeniden programlanabilen robotlar gibiyiz. Üreticiler bile bizi, bizden daha iyi tanıyor.&lt;br /&gt;Artık biz, biz değiliz.&lt;br /&gt;Satın aldığımız ürünlerin, bize ne şekilde hizmet ettiğini, ne anlamda faydası olduğunu, bize ve çevreye zararlı olup olmadığını gerçekten sorgulamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve insanlar kendi gerçek ihtiyaçlarının dışında yaratılan tüketim alışkanlığının kurbanı oluyor. Daha çok daha çok kazanması gerekiyor. Para kazanması için daha çok başarılı olması gerekiyor. Daha başarılı olması için diğerlerini geçmesi gerekiyor…vs. daha çok kazanırsa daha çok tüketebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok kazanmak, daha çok tüketmek demek.&lt;br /&gt;Daha çok tüketmek daha fazla üretim demek&lt;br /&gt;Daha fazla üretim, daha fazla çevresel kirlilik ve Küresel Felaketlerin daha hızlı bir şekilde yaklaşması demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta küresel kirlilik ve küresel ısınma hızla tırmanmaya devam edecek. Her birimizin daha çok tüketmeyi, daha çokları istemeyi, aynı alışkanlıkları ve inançları sürdürmeyi devam edişimizde, küresel felaketlere bir davetiye daha çıkarılacak. Kısır döngü dönüp gidecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada yaşanan her şeyden kendi adımıza sorumluyuz.&lt;br /&gt;*Sanayi patronlarının, çevreyi kirleten fabrika kapılarına kilit vuracağını sanıyorsunuz yanılıyorsunuz.&lt;br /&gt;*Silahı ve savaş teknolojisini üretenlerin, artık silah üretmeyeceklerini ve tehlikeli nükleer denemeler yapmayacağını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.&lt;br /&gt;*Dünyayı yönetenlerin hepimizin, bütün dünyayı düşünerek hareket ettiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü SİZ değişmediniz.&lt;br /&gt;Çünkü sizin bilincinizin içeriği ve ilişkileri değişmedi.&lt;br /&gt;Çünkü tüketim alışkanlığınız, arzularınız, istekleriniz, beklentileriniz, inançlarınız, sınırlarınız değişmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal Bilincin değişmesi için önce SİZİN değişmeniz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dünyada görmek istediğiniz değişiklik ne ise o olun” Mahatma Ghandi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ana kadar yapılan nükleer denemelerde Dünya ve üzerinde bulunan bütün canlıların ve sistemlerin, Dünyanın Çekirdeğinin ve yörünge konumunun ne kadar zarar görmüş olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz kamuoyuna yansımamış gizli bölgelerdeki yeraltı laboratuarlarında bilim adamlarının nelerle uğraştıklarını biliyor musunuz?&lt;br /&gt;Ürettikleri biyolojik silahlardan ve teknolojilerden, oyun oynadıkları atomlardan, radyo aktif maddelerden ve bunlarla ilgili yapılan deneylerden haberiniz var mı?.&lt;br /&gt;Bu teknolojileri üretilmesine vesile olan finansöründen, araştırmacısına yöneticisinden pazarlamacısına, ne yapacağız?&lt;br /&gt;Bu kişilere nasıl bir ceza keseceğiz? Ne tür bir yaptırım uygulayacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun beyninin içindeki korkunçluktan, açgözlülükten, kokuşmuşluktan, nefretten, erdemsizlikten, sıradanlıktan çekişmeden ve kargaşadan ve açgözlü egosundan nasıl emin olabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların “henüz ortaya çıkmamış” açgözlü ve yıkıcı sonuçlar üretecek düşüncelerine ve isteklerine, ruhuna da ceza verebilir miyiz?&lt;br /&gt;Nereye kadar ceza kesip yaptırım uygulayabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her bir İnsanın Ruhunun bekçiliğini nasıl yapacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam burada Toplumsal Bilincin tek tek dünya toplumunu oluşturan her bireydeki değişimin zorunluluğundan bahsedebiliriz. Hepimiz tek tek bilincimizi değiştirmezsek Küresel Felaketleri yaratan aynı Toplumsal Bilincin düşüncelerini ve eylemlerini üretmeye devam edeceğiz. Tıpkı sonuna kilitlenmiş bir robot gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birimiz  tek tek İnsanlarla hayatla ile ilişkimizi düşüncelerimizi, isteklerimizi, inançlarımızı, sınırlarımız, kalıplarımız, yargılarımızı, tanımlarımızı değiştirebildiğimizde Toplumsal Bilinci, dolayısıyla Dünyanın Kaderini de değiştirebileceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu değişimi yaratabilmek için önce içimize ve kendimize cesurca bakabilmeliyiz. Her şeyin daha daha fazlasını istemekten, yalnızca kendimiz için istemekten vaz geçmeliyiz. Diğerlerinin Varlığını içimize sindirmeliyiz. İçimizdeki isteklerin ve arzuların kargaşasını görebilmeliyiz. Kalıplarımız, şartlanmalarımız yargılarımızı ve nelerin” Gerçek Biz” olduğunu fark edebilmeliyiz. Nelerin bizde kalacağına ve nelerin değişmesi gerektiğine dışardan etki almadan dürüstçe ve pozitif bir Ruh Eğilimiyle karar verebilmeliyiz. Seçimlerimizde ve ilişkilerimizde beklentilerimizde etki-tepki kanunlarının dinamiklerini fark ederek ve bu dinamiğin dışına çıkarak gerçekleştirmeye çalıştığımız Sevgi Bilincine geçişimizi yapabilmeliyiz. Kalıp olarak sunulan yaşamlardan- özgür yaşamlara geçebilmeliyiz. Değişmekten ve değiştirmekten korkmamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Toplumsal Bilincin değişimi her birimizin içindeki değişime bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşulsuzca vermeyi ve paylaşmayı, diğerlerini de kendimiz olarak bildiğimizde ve Dünyayı; bizim için de yaşadığımız  bir Bütün Organizma olarak kabullenebildiğimizde yapabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vermeyi ve paylaşmayı, diğerlerini ve Dünyadaki yaşamı yeniden sevmeyi öğrenebildiğimizde başarabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmeyi her birimiz kendimiz adına içimizde duygularımızda düşüncelerimizde ve ruh hallerimizde dengelenebildiğimizde başarabiliriz.&lt;br /&gt;Dengelendiğimizde kendimizi severiz. Her halimizi kabullenebiliriz. Kendini kabul etmek her halin içsel olarak görülmüş olması demektir.&lt;br /&gt;Kendini seven insan diğerlerini de sever. Kendini sevmeyen insan diğerlerini de sevemez. İçinizde ne varsa, siz dışınızda da onu görebilirsiniz.&lt;br /&gt;Siz, siz de olmayanı asla göremezsiniz. Kendinizde sevgiyi bulun ki onu bütün insanlarda ve doğada da görebilin. Ve bu sevgiyle, sevginin bilinciyle, zararsız doğa ve diğerleri için “zararsız” hale gelebilin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dengelenmek; kendi içimize, zihnimize duygularımıza, isteklerimize, açgözlülüğümüze, nefretimize, kendimizle ilgili her türlü hislerimize, kısaca imaj olarak oluşturulmuş kişiliğe korkusuzca bakabildiğimizde ve bizde olmakta olanı dürüstçe net bir şekilde görebildiğimizde ortaya çıkan bir merkezlenme ve ruhsal olarak doygunluk halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve siz dürüstçe bakabildiğinizde içiniz, yapılması gerekeni içsel olarak bilirsiniz. Ve sizin içinize dürüstçe bakabilmeniz ödülü size huzur olarak yansır. Siz huzur duydukça daha çok içinize bakabilirsiniz. Buda daha çok dengeye gelmek demektir.&lt;br /&gt;Ve bu da olgunluktur.&lt;br /&gt;Olgunluğun geçen yaşlarla ilgisi yoktur. Olgunluk idraklerle ve kendi içinizde size ait gerçekleri görmekle ve “Kendi Gerçeğiniz” olup olmamanızla alakalıdır.&lt;br /&gt;İçinizde ki değişimle birlikte, dışınızda değişmeye başlarsınız. Değişiminiz yaptığınız seçimlere ve aldığınız kararlara yansır.&lt;br /&gt;Yaptığını seçimler ve aldığınız kararlar artık diğerlerini ve dünyayı da içine alan karalar olur. Siz değiştikçe; ilişkileriniz, çevreniz, alışkanlıklarınız, inançlarınız, sınırlarınız da değişmeye başlar. Ve siz Sevgi Bilincine evrilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi Bilincine Evrimle sürecini herkes kendi adına yaşarken en büyük yardımcınız içinizde kendinize ve diğerlerine ve dünyaya karşı göstereceğiniz şefkat ve merhamettir.&lt;br /&gt;Değişim Sürecinizin, şiddeti ve acısı, şefkat - merhamet duygularınızı ve yeteneğinizi geliştirdiğiniz oranda azalır.&lt;br /&gt;Şefkat; kendinizin ve diğerlerinin değişim süreçlerine ve olmakta oldukları kişi olabilmelerine izin verebilme ve bütün bunları yaparken de dengenizde kalabilme gücü ve yeteneğidir. Kısacası Şefkat ve merhamet bir ruh hali veya ruh duruşu olduğunda süreciniz hızlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şefkat ve merhamet hisleri diğerlerini ve dünyayı sevebilme ve sayabilme gücünüzü besler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve siz Sevgi Bilincine evrildiğiniz zaman eskisi gibi dünyayı kirletecek, felaketlere sürükleyecek tüketimlerin üretimlerine neden olamazsınız. Hassas bir terazi gibi olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki herkes şefkati ve merhameti yeteri kadar hissedebilirse ve yaşamanın her alanına düşüncelerine, eylemlerine yansıtabilirse, dünyada ne savaşlar olur ne de savaş teknolojileri. Ne açlık ne kıtlık ne de felaketler olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve SİZ değiştiğiniz için Toplumsal Bilinç değişir.&lt;br /&gt;Toplumsal Bilinç değiştiği için üretim modelleri değişir.&lt;br /&gt;Üretim modelleri değiştiği için Küresel Isınma ve Dünya dengeye gelmeye başlar&lt;br /&gt;Dünya dengelenmeye başladığı için siz türünüzün ve üzerinde yaşadığınız gezegenin kaderini değiştirmiş olursunuz.&lt;br /&gt;Ve siz, size öğretilenlerin, kaderinizin kölesi değil, Efendisi olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Var olan, türlerin en güçlüsü değildir, en zekisi de değildir. Hayatta kalan değişime en çok ayak uydurabilendir.”  Charles Darwin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-1089069923901137554?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/1089069923901137554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=1089069923901137554' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/1089069923901137554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/1089069923901137554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/08/kresel-isinma-sevgi-bilinci-efkat-ve.html' title='KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ ŞEFKAT VE MERHAMAET'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-2454371450516535848</id><published>2007-08-04T05:17:00.000-07:00</published><updated>2007-08-04T05:20:07.986-07:00</updated><title type='text'>KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ  DÜRÜSTLÜK</title><content type='html'>KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ  DÜRÜSTLÜK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;02 Şubat 2007 Cuma günü Birleşmiş Milletlerin iklim raporu açıklandı.&lt;br /&gt;Raporda, küresel ısınmanın son 50 yılda yüzde 90 oranında insan eliyle yaratıldığı ve asırlarca süreceği belirtildi.&lt;br /&gt;Daha az soğuk günler, daha sıcak geceler, öldüren sıcak hava dalgaları, seller ve yoğun yağışlar, yıkıcı kuraklıklar ve kasırga ile tropikal fırtına gücünde artış. Daha şiddetli fırtınalar v.sColorado'daki Ulusal Atmosferik Araştırma Merkezi'nden iklim analizi yöneticisi Kevin Trenberth ise ''Bu durduramayacağınız bir şey. Bununla yaşamak zorunda kalacağız. Farklı bir gezegen yaratıyoruz'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panele 130 ülkeden 500 delege katıldı. Panele katılan yüzlerce bilim adamı ve bürokrat, kapalı kapılar ardında bir hafta süren müzakerelerde bulundu. Fakat ne yazık ki raporda, küresel ısınmanın nasıl ve neden olduğu, boyutları ve felaket senaryoları anlatılırken, dünya İnsanlık Ailesinin bununla ilgili “ne” yapması ve “nasıl” yapması gerektiği belirtilmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Gezegeni ısınıyor. Isınmanın neden olacağı sonuçlar raporlarla açıklanıyor. Bir sürü bilim adamı kapalı kapıların ardında “asla duymadığımız ve hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz şeyler” konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel Isınmanın önüne geçilebilmesi için, Toplumsal Bilincin değişmesi gerekiyor. Küresel Isınma ve İklim Değişikliği ile ilgili toplantıların hiç birinde değişmesi şart olan Toplumsal Bilincin ne yapması nasıl değişmesi gerektiği konusunda hiçbir şey anlatılmıyor. Hiçbir tavsiyede bulunulmuyor. Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal Bilinci oluşturan bizler ne yapabiliriz:&lt;br /&gt;Değişmeliyiz. Her birimiz değişmeliyiz. Bilicimizi değiştirmeliyiz. Yeniden yapılandırmalıyız. Dünyaya ve Kendimize ve olmakta olana dürüstçe bakmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler oluyor?&lt;br /&gt;Bize neler oluyor? İ&lt;br /&gt;Dünyamıza neler oluyor?&lt;br /&gt;Dürüstçe, kendimizi kandırmadan, hayal kurmadan, ümit etmeden, hiçbir kalıba inanca, söylentiye, beklentilere fırsat vermeden; bize ve olmakta olana bakmamız ve saf bir gözle görmemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürüstçe bakabilirsek olanlara gerçeği görebiliriz. Eğer bakışımız dürüst değilse gördüklerimizde çarpıtılmış gerçekler olarak görünecektir bize. Zihnimizin ve nefsimizin labirentinde bir süre daha oyalanacağız, zaman son saatleri vurmadan ve son gün gelmeden önce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal Bilinçte her kavram ve olgu kişilere, zamana, mekanlara göre anlamını ve mesajını değiştirdiği için artık aynı dili konuşamıyoruz. Ve dolayısıyla birbirimizi anlayamıyoruz.&lt;br /&gt;Kendimizi ve Birbirimizi anlamaya başlamadan ve ortak bir zeminde buluşmadan önce tek bir kavram konusunda tanım birliğine varmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜRÜSTLÜK.&lt;br /&gt;“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” Mevlana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bizler dürüst olmayı ve dürüst bir yaşam sürmeyi gerçekten istersek, her zaman için bir neden bulabiliriz.&lt;br /&gt;Ve şimdi Dürüst olmak için her şeyden önemli bir nedenimiz var. Küresel Isınma ve yaklaşmakta olan değişimler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Toplumsal Bilincin değişimi için her birimizin değişmesi gerektiğinin şart olduğu açıkça görülüyor. Aynı alışkanlıklar, inançlar, hırslar, öfkeler, ayrılıklar, savaşlar, nefretler, beklentiler ve NEFS ile bu dünyada yaşamamız mümkün değil.&lt;br /&gt;Değişmemiz gerekli.&lt;br /&gt;Ve değişmeden önce her şeyi oturtacağımız zemini seçmemiz gerekli. Değişimleri nasıl yapacağız ve bizim için doğru olanı nasıl bulacağız?&lt;br /&gt;Değişimlerin temel fonunu seçmezseniz ve orada sabit kalamazsanız, yapacağınız değişikliğin de makyaj tazelemekten pek farkı olmaz.&lt;br /&gt;İnsanlık Ailesi olarak yüzyıllardır hatta binlerce yıldan beri makyaj tazeliyoruz. Biz aynı biziz.&lt;br /&gt;Değişen hiçbir şey yok. Adım, adım başka bir gezegensel Var oluşa gidiyoruz. Yeryüzündeki Var oluşumuz kimlik değiştirmek üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yakında aşağıdaki şartlarda yaşamak zorunda kalacağız.&lt;br /&gt;*Su kaynakları kuruyacak. Yakında “su” elmastan ve altından daha değerli olacak.&lt;br /&gt;*Atmosferde soluyacak oksijen kalmayacak. Soluduğunuz hava için çok büyük vergiler ödemek zorunda kalacağız.&lt;br /&gt;*Bitki örtüsü tükenecek. Çocuklarımız ağacın ve çiçeği görmek için Ağaç ve Çiçek müzesine gidecek.&lt;br /&gt;*Sürekli hiç dinmeyen fırtınalar olacak.&lt;br /&gt;*Ya güneşten Kavrulacak, ya da soğuktan donacağız.&lt;br /&gt;*Tarım ve bitki alanları kuruduğu için, yapay ürünlerle besleneceksiniz. Ve bütün çabamız gıda ve su satın alabilmek ve “Yaşamda” kalabilmek için olacak.&lt;br /&gt;*Su az olduğu için bağırsak deri ve her türlü hastalık artacak. Ozon tabakası ve atmosferin diğer tabakalarının zarar görmesinden dolayı kanser ve diğer hastalıklar çoğalacak. Ve insan ömrü kısalacak.&lt;br /&gt;*Bütün bunların üzerine az gıda az su ve diğer nedenlerden dolayı paylaşım sorunları çıkacak. Ve asayiş konusu çok önemli olacak. İşte o zaman gerçek anlamda dünyada savaş çıkacak. Var olma Savaşı&lt;br /&gt;*Silahlanma ve silah teknolojilerine yatırım artacak.&lt;br /&gt;*Hayvan türleri hemen hemen bitme noktasına gelecek.&lt;br /&gt;*Şu andaki lüx tüketimin hepsi yasaklanacak. Çevreye olan zararlarından dolayı.&lt;br /&gt;*Sade bir şekilde yaşamayı ve var olmayı zorunlu olarak ve silahların gölgesinde öğrenmek zorunda kalacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tablosunu çizmeye çalıştığımız yeni “Gezegensel Var oluşu” yaşamayı istiyorsanız değişmeyiniz.&lt;br /&gt;Ne yapmakta iseniz yapmaya devam ediniz.&lt;br /&gt;Veya makyaj tazelemelerle değiştiğiniz sanarak ve hayal ederek yaşayınız. Kendinizi kandırmaya lütfen devam ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama eğer siz kendinizin ve Gezegendeki yeni Var oluşunuzun Efendisi olmak istiyorsanız GERÇEK ANLAMDA DEĞİŞMEYİ SEÇİNİZ.&lt;br /&gt;Ve lütfen gerçek anlamda, dürüstçe değişiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişimi gerçek kılabilmeniz için önce DÜRÜST olmak zorundasınız.&lt;br /&gt;Yoksa NEFSİNİZ sizi yanıltır. Çünkü Nefs değişmek istemez. Küçük cennetini bırakmak istemez. Ve bunun için de her yola başvurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim için yapmanız gereken ilk şey DÜRÜST olmak.&lt;br /&gt;İki yüzlü olmaktan vazgeçmeliyiz&lt;br /&gt;Değişiyormuş, Küresel Isınma ile gerçekten ilgileniyormuş gibi yapmaktan&lt;br /&gt;Vazgeçmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkaları için değil. Kendimize karşı yalan söylemekten ve iki yüzlü olmaktan vazgeçmeliyiz. Kendimize karşı dürüst olabilirsek başkalarına karşıda dürüst olabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl Dürüst olabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes, her şeyi kendi gözlüklerinin ardından ve kendi egosal dürüstlüğüne göre değerlendirmekte. Dürüstlük kişiden kişiye değişmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürüstlük kendi çıkarlarımıza ve arzularımızın tatmin edilmesine uygun olarak şekil değiştirmekte. Ve bin bir kılığa girmekte. Neden, nasıl dürüst olmamız gerektiği ise çoktan unutulmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğruyu ve yanlışı, güzeli ve çirkini, iyiyi ve kötüyü tanımlarken ve bu değerleri toplumda, iletişimimizde, işlerimizde, değişimimizde kullanırken, kişilik zeminimizde sağlam bir “dürüstlük” ve “samimiyet” anlayışının ve farkındalığının olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kişilik zemininde dürüstlüğümüz ve samimiyetimiz yoksa; iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin kavramları birbirine karışır. Toplumda yaşayan herkesin kendine özel iyisi-kötüsü, doğrusu-yanlışı oluşur. Daha ileri gidersek herkesin kendine özel adalet anlayışı ve iletişim şekilleri oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta ortaya milyonlarca insan tarafından, hiç bıkmadan ve durup düşünmeden oynanan binlerce senenin acı tablosu ortaya çıkar. Öfke kin nefret acı keder açlık yoksulluk, savaş, intikam, Küresel Isınma ve Küresel Felaketler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu hala vakit varken ve dünya gezegeni yerli yerinde dururken dürüst olmayı ve değişimimizi dürüstlüğümüzün ışığında yönlendirmeli ve gerçekleştirmeliyiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürüst olmak basitçe DÜRÜST olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinle samimi olmaktır. Sadece kendin için dürüst olmaktır. İnsan içsel olarak neyi yapabileceğini ve neyi yamayacağını veya neyi isteyip neyi istemediğini ve ne olup ne olamayacağını bilir. İnsan kendi içinin dehlizlerinde ne kadar yalancı veya ne kadar objektif, ne kadar haklı veya haksız olduğunu bilir. İnsan içsel olarak kendini bilir. Nefsini tanır. Hırsını , isteklerini , nefretini, ihtiyaçlarını, bunları elde ediş yollarını, menfaatlerini ve bağımlılıklarını bilir. Bilir ama değişmek istemez.&lt;br /&gt;Sürekli yalanlarla, yarınlara ertelenen iyi dileklerle, arzularına ve hırslarına bulduğu masum mazeretlerle gün geçirir. Ve arzularının isteklerinin peşi sıra dünya sahnesinden gelir geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimizi dürüstçe görme vaktimiz geldi, Artık erteleyecek on yıllarımız, yuz yıllarımız yok. Toplumsal Bilincin her üyesi değişmek zorunda. &lt;br /&gt;Dünya yüzeyinde yaşanmakta olan değişimler ve yaklaşmakta olan felaketler, İnsanoğlunu geri dönülemez noktaya getirmek üzere.&lt;br /&gt;Adı üstünde geri dönülemez nokta. Oraya vardığımız zaman geri dönemeyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit varken ve henüz doğayı, bitki örtüsünü, atmosferi, denizleri, hayvan türlerini, eşiniz,i dostunuzu, ailenizi, yeryüzünde İNSANCAVAROLMA hakkınızı kaybetmeden önce dürüstçe değişimi seçiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve siz her dürüst olduğunuzda içsel olarak onaylanırsınız.&lt;br /&gt;Verdiğiniz karar ne ise ve seçtiğiniz şey her ne ise size huzur verir.&lt;br /&gt;Çünkü bu kararı ve seçimi dürüstçe yapmışsınızdır. Dürüstlüğün ödülü huzurdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki dürüstlüğünüzden, kısa vadede zarar göreceksiniz, belki de bir süre işleriniz ters gidecek  sahip olduğunuz  şeyleri kaybedeceksiniz, belki de sözde dostlarınızı yitireceksiniz. Olsun onlar zaten size ait değillerdi. Bırakın gidenler gitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bir süre kötü gittiğinde bile siz huzurlu olacaksınız. Çünkü dürüst oldunuz ve kendinize yalan söylemediniz. Sizin yaşamınızdaki en değerli olan Size dürüst ve samimi kaldınız. Ve değişmeye başladınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürüstlük insanın sadece kendisi içindir.&lt;br /&gt;Ve siz  dürüst olduğunuzda insanoğlunun açgözlülüğünü görebilirsiniz. Hırsınızı, öfkenizi, inançlarınızı, kalıplarınızı, sınırlarınızı, değişmesi gereken tüketim alışkanlıklarınızı ve diğerlerini ve Dünyayı görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz dürüst olduğunuzda yüreğinizle ve net bir şekilde görmeye başlarsınız. Büyük tabloyu; dünyayı ve diğerlerini ve tüm dünyada olan sistemin birbirine ne kadar kopamaz bağlarla bağlı olduğunu görürsünüz.&lt;br /&gt;Ve siz yüreğinizle görmeye başladığınızda değişmeye de başlarsınız. Vicdan mekanizması harekete geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve vicdanınız hür olur. Kendinizi huzurlu e mutlu hissedersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yalan söylediğinizde ve kendinize samimi olmadığınızda sevgiden ve huzurdan ayrılısınız. Bu gün başka bir kişi yarın başka bir kişi olursunuz. Sonunda bakarsınız ki; siz küçük küçük ve hepside başka, başka arzulara ve amaçlara sahip karmaşık bir yumağa dönüşürsünüz. Bir zaman gelir ki siz kendinizi tanıyamazsınız.&lt;br /&gt;Ve en önemlisi de siz her dürüst ve kendinize samimi olmayışınızda, bir kez daha yüreğinizde yaşama ölürsünüz. Sevince ölürsünüz. Robotlaşırsınız. Olaylar sizi yönetir. İnsanlar sizi yönetir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve siz bir gün gelir gerçekten ölmek istersiniz. Yaşamınızda dürüst ve kendinize samimi olmayarak o kadar çok kendinizi kalbinizde öldürdünüz ve kendinizden ayrı düştünüz ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimiz için ve yaşamımızda huzuru, mutluluğu ve sevgiyi getirmek  ve dünyada değişerek İnsanca Var olmak için dürüst ve kendimize samimi olmamız gerekiyor. Dürüstlük bulaşıcıdır ve güçlü – cesur kişiliği de beraberinde getirir.&lt;br /&gt;Siz dürüst olunca diğerleri de dürüst olmak zorunda kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ekerseniz onu biçersiniz. Tasavvufa göre dünya bir aynalar evrenidir. Siz kendinizde dürüstlüğü ve kendine samimiyeti yaşadıkça ve “oldukça”  size diğer insanlardan gelen yansımalarda dürüstlük ve samimiyet olacaktır.&lt;br /&gt;Ayna size, sizden başkasını gösteremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Senin önüne parlak bir ayna gibi durduğumda, içime baktın ve kendi yansımanı gördün. Sonra dedin ki, “seni seviyorum.” Oysa sevdiğin içimdeki kendindir” &lt;br /&gt; Halil CİBRAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ne iseniz dünyanız ve ilişkileriniz de o olacaktır. Ayna ne kadar temiz ise aynadaki görüntüde o kadar net ve açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve siz dürüstçe kendi içinize bakarak değişmeyi seçtiğinizde, Toplumsal Bilinçte değişir.&lt;br /&gt;Toplumsal Bilinç değiştiği için Dünya, bitki örtüsü, atmosfer her şey dengelenmeye başlar.&lt;br /&gt;Ve İnsanlık diğerlerine ve dünyaya zararsız hale gelmeye başladığı için Sevgi Bilincine doğru yol alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve insanlık Ailesi Dünya gezegeninde yeni bir İnsanca Var oluşu bilinçli olarak, vakit geç olmadan dürüstçe seçmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-2454371450516535848?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/2454371450516535848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=2454371450516535848' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/2454371450516535848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/2454371450516535848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/08/kresel-isinma-sevgi-bilinci-drstlk.html' title='KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ  DÜRÜSTLÜK'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-747635106226969265</id><published>2007-08-04T05:14:00.000-07:00</published><updated>2007-08-04T05:17:00.764-07:00</updated><title type='text'>KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ ROBOT YAŞAMLAR</title><content type='html'>SEVGİ BİLİNCİ Robot Yaşamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Gezegeninde yaşayan ve bugünkü medeniyeti oluşturmuş İnsanoğlunun bilincini değiştirmesi veya geliştirmesi için önce, şu andaki bilincinin ne tür “şeylere” hizmet ettiğini ve nasıl bir medeniyet yarattığını tespit etmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün insanlığın topluca meydana getirdiği medeniyete bakmak ve bilincimizin neye hizmet ettiği ile ilgili tespitlerde bulunmak aynı zamanda “içimize bakmak” demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü siz, ancak siz de olanı görebilirsiniz. Gördüğünüz manzara SİZSİNİZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye bakarsanız bakın gördüğünüz her şey ve herkes, bir şekilde sizi, size yansıtan aynadır.&lt;br /&gt;Siz, siz de olmayanı asla göremezsiniz. Bir şeyi görmek istiyorsanız eğer; dünyada değişim, dengelenme, daha güzel günler, daha sevgi dolu insanlar, daha yeşil bir dünya, daha bolluk ve adalet bu özelliklerin ve değişimlerin hepsini önce kendinizde, kendi yaşamınızda gerçekleştirmeniz gerekir.&lt;br /&gt;Siz olursanız dünya da olur.&lt;br /&gt;Siz nasılsanız dünya ve diğer insanlar da öyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardan beri gezegenimizde tehlikesi artan Küresel Isınma olgusu vardı. Isınmayı durduracak önlemlerin alınması için Uluslararası sözleşmeler hazırlandı. Yaptırımlar uygulanmak istendi. Kimileri imzaladı kimileri imzalamadı. Eskiden bu görüşmeler televizyonlarda izlediğimiz bizi ilgilendirmeyen bizim başımıza geleceğini sanmadığımız herhangi bir haberden farksızdı.&lt;br /&gt;Yıllar geçtikçe bu haberleri daha çok duymaya başladık. Haberlerin şiddeti ve miktarı artıkça Küresel Isınmanın sonuçlarından genel ve bölgesel olarak etkilendik. Kimi bölgelerde felaketler şeklinde; tusunami, deprem, volkanik patlamalar, tayfunlar olarak, kimi bölgelerde ürünlerin azalması, toprakların çölleşmesi veya akarsuların kuruması olarak yaşandı.&lt;br /&gt;Dünya genelinde ise en hafif şekliyle; yaz mevsimlerinin uzaması, dört mevsimi zincirinden ilkbahar ve sonbaharın yok olması, sıcaklığının artışı olarak yaşanıyor. Devamında içilebilir tatlı su kaynaklarının azalması, çölleşme, tarımda verimsizlik v.s.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz insanlar, dünya tablosunun orta yerinde neredeyiz? Her birimiz kendimiz ve gezegenimiz adına ne yapıyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamlarımızın ve Dünya üzerindeki Varlığımızın sorumluluğunu, her ne pahasına olursa olsun almaya hazır mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün dünya size karşı olsa da, her şeyiniz elinizden gitse de, bütün dostlarınız sizi terk etse de, bütün sevdiğiniz oyuncaklarınızı elinizden alsalar da siz Yaşamı ve Dünya üzerindeki varlığınızı aziz tutmaya ve insan onuruna yaraşır bir şekilde Dünyada yeni bir Varoluşa geçmeye hazır mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evriminizi bilinçli olarak seçmeye kararlı mısınız?&lt;br /&gt;Evriminize insan onuruna yakışır bir yaşamı destekleyen yönü vermek için cesaretiniz var mı?&lt;br /&gt;Gerçek ihtiyaçlarınızı belirleyip, yaşamınızda sadeleşmek ve tüketici alışkanlıklarınızı değiştirmek için gerekli arzuya sahip misiniz?&lt;br /&gt;Kendinizle ve diğerleri ile “yarışı” bırakmaya hazır mısınız?&lt;br /&gt;İnsan kardeşlerinizle her zaman ve her yerde, insanca bir Varoluş için işbirliği yapmaya gönüllü müsünüz*&lt;br /&gt;Siz gerçek manada “kendiniz” ile yüzleşmeye hazır mısınız?&lt;br /&gt;Siz kendinizi ve diğerlerini koşulsuzca ve sonsuza kadar bağışlayacak mısınız?&lt;br /&gt;Siz Dünya üzerindeki “kaderinizin” sorumluluğunu elinize alabilecek ve bunu taşıyabilecek kadar “İnsanoğlu musunuz”?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bütün bu sorulara evet diyebilirse, vakit geç olmadan Dünya üzerinde kaderimizin efendisi olmamız için bir şansımız var demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer cevabımız hayır ise, kaderimiz ve bir sonraki evrim basamağımız yani Varoluş şeklimiz, Toplumsal Bilincin, Küresel Sermayenin ve onu belirleyecek olanların elinde demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şu andaki Toplumsal Bilincin gittiği yön ve seçtikleri bellidir. Bu bilincin bir parçası olmaya devam etmek istiyorsanız ve seçiminiz buysa; her ne yapıyorsanız yaptıklarınızı yapmaya devam ediniz. Ne düşünüyorsanız ve iseniz o olmaya devam ediniz. Hiçbir şeyi değiştirmeyiniz. Bırakın öyle kalsın. Biliniz ve emin olunuz ki yönünüz ve hedefiniz şimdi yaşanan dünya ve onun ağırlaşmış şartlarından farklı olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer farklı bir dünyada yaşamak istiyorsanız ve “şeyleri” değiştirmek istiyorsanız; o zaman değişimin, düzeltmenin, iyileştirmenin ve hayatınızın sorumluluğunu almanız gerekecektir.&lt;br /&gt;O zaman biliniz ve olunuz ki; yönünüz ve hedefiniz siz değiştiğiniz için değişecek ve insan onuruna yaraşır bir dünyada yaşayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim sürecinizde şundan da emin olunuz ki; üstün bir caba gösterilmeden, gayret edilmeden, insanoğlunun kendi üzerinde çalışmadan değişmesi, bilinçlenmesi mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve değişim “kendinizi” olduğunuz gibi görmeyi gerektirir.&lt;br /&gt;Ve insan ne kadar robotlaşmış olduğunu, eşya ve alışkanlıklar-kalıplar-inançlar tarafından ne kadar tutsak edildiğini görmeden değişemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın ve sizin artık kaybedecek bir şeyiniz yok. Çünkü dünya üzerindeki yaşamı tükettik.&lt;br /&gt;Yaşadığımızın robot bir yaşam olduğunu fark edebildiğimiz de, yaşamın gerçeğini yaratmak için robot yaşamı kaybetmeyi göze alabiliriz. Bunu fark ettiğimiz zaman dünyayı ve dünya üzerindeki yaşamı yeniden kazanabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamımızda neler robotlaşmış hareketlerden oluşuyor.&lt;br /&gt;Yediğimiz yemeklerden, seyrettiğimiz dizilere, arkadaşlarımızla konuştuğumuz konulardan, jest ve mimik hareketlerimize, her gün aynı yoldan işe gidip gelmemize, aynı insanlara aynı nedenlerden dolayı kızmamızdan, her gün giyinme stilimize ve saçımıza, başımıza, yaptığımız işe, günlük tasalarımıza endişelerimize, arzularımıza tutkularımıza kullandığımız cümlelere ve düşünce tarzımıza kadar her şey aynı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek tip sıradan, doğan büyüyen üreyen, yaşadığı sürece çılgınlar gibi tüketen, yarışan ve sonrada ölen bir insanlık.&lt;br /&gt;Dünya yüzeyinde yüzyıllardır aynı yoksulluğu çeken, aynı acıları yaşayan, aynı çatışmanın ve savaşın içinde olan, aynı kaygıları taşıyan, bize dünya böyle olduğu betimlemesiyle uyutulan, yüreğinde aynı kinleri, nefretleri korkuları yaşayan ve “Yaşamı” diğerleri gibi ıskalayan bir kitleyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanma kılavuzumuz, bize dünyanın böyle olduğuna inandıran ve böyle gelmiş böyle gideceğine ikna eden Toplumsal Bilincin ellerinde. Toplumsal Bilincin tek gündemi var “diğerleri” gibi olmak”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç; sabah erken kalkıp güneşin doğuşuna eşlik ettiniz mi? Sabahın köründe aynı endişelerle işinize giderken bir çiçeğin önünde durup onun muhteşem güzelliğini seyrettiniz mi? Bir insana nedensiz gülümseyip halini hatırını sordunuz mu? Denizin dalgalarında kendinizi kaybettiniz mi? Sizi işten atan patronunuza teşekkür edip umutla yeni bir başlangıca yürüdünüz mü? Bir insana bütün kimliklerinizden sıyrılarak ve onu sadece özünden dolayı sevebildiniz mi? En sevdiğiniz diziyi yarıda bırakıp sevdiklerinizle koyu bir sohbete dalabildiniz mi? Çatışma içinde olduğunuz kişileri her şeye rağmen af edip onunla kırk yıllık hatırı olacak bir kahveyi dost sıcaklığında yudumlayabildiniz mi? Bir gün olsun, kimseye aldırmadan kendiniz için yaşayabildiniz mi? Kendinizi bütün etiketlerinizin dışında, sadece bu dünyada var olduğunuz için değerli hissedebildiniz mi?&lt;br /&gt;Siz hiç yalnızca kendiniz olmak için, sahip olduğunuz her şeyi; toplumsal değerleri, inançları, kalıpları sınırları, etiketleri bırakıp değişime yürüyebildiniz mi? Yalnızlığınızın orta yerinde durabildiniz mi? İçinizde ve dışınızda hüküm süren kaosun orta yerinde durup hala ümitle geleceğe bakıp, kendiniz ve diğerleri için mükemmel bir dünya düşleyebildiniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bütün bunları yapabilirseniz ve yaptıysanız neler olur bilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya mekanik bir sistemdir. Tıpkı bir makine gibidir. Evrensel kanunlar, toplumsal kanunlar, değerler ve hepsi de birbirinin içinde büyük bir makinenin dişlileri gibi birlikte dönerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz kendinizi, robot olan sizi, eğer bu sistem içinde durdurmaya kalkarsanız bütün bir makineye veya anlayışı durdurursunuz. Aynı olan “şeyi” durdurmak değişmek aynı şekilde cevap vermemek ve davranmamak demektir. Mesela televizyon seyretmeyi bırakmak, daha fazla içe dönmek, yarışmayı bırakmak, kavgayı bırakmak, saldırganlığı bırakmak, yemek alışkanlığınızı değiştirmek veya sevmediğiniz sizin için iyi olmadığına inandığınız herhangi bir şeyi değiştirmek, kıskanmayı, öfkeyi, düşmanlığı yargılamayı, kibirlenmeyi, bağımlılıkları, kalıpları bırakmak gibi.&lt;br /&gt;Kendinizde herhangi bir şeyi değiştirdiğinizde sizinle ilişkide olan her şeyin de değişmesine neden olursunuz. Diğer “şeylerde” kendilerini sizin yeni “halinize” göre ayarlamak zorunda kalır. Ayarlayamayanlar gider. Size uyum sağlayanlar kalır. Ve onlarda değişmeye başlar. Değişen diğerleri ile ilişkide olan diğerleri de değişir. Siz değiştiğiniz için dünyada değişmeye başlar. Fakat bu uzun soluklu bir yürüyüştür. Robot düşünce tarzını ve hareketleri bırakmak kararlı bir seçimler silsilesini de beraberinde getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan tamamen robot, mekanik bir yaşam sürdüğü sürece mekanik ve robot yaşadığını da farkına varamaz. Fark etmek için veya robotluğu olduğu gibi görebilmek için mekanik yaşamın dışına çıkmak ve kendi yaşamına ve yaşayışına şöyle bir uzaktan objektif gözlerle bakmak gerekir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam seçimlerden oluşur. Her an farkında olalım veya olmayalım seçim yapıyoruz. Ne giyeceğimizden yiyeceğimize, herhangi bir olay karşısında hangi tavrı alacağımızdan nereye gideceğimize ne söyleyip neyi dinleyeceğimize ve kimlerle birlikte olacağımıza ne düşündüğümüze kadar seçimler dünyasında yaşıyoruz ne istediğiniz bilirseniz ve orada kalırsanız nasıl bir dünyada yaşamak istediğinizin tablosunu gözlerinizden ve yüreğinizden kaybolmasına izin vermezseniz ve seçimleriniz bu tabloyu oluşturacak kararları destekleyebilirse değişiminiz güçlü bir ivme kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişiminiz; sizi tutsak eden ve gün be gün sevinçleri ve sevgileri sizden alıp götüren inançları, kalıpları yargıları bırakarak yüreğinizden geçenleri sevgiyle ve sınırsızca yaşamak ve paylaşmak, diğerlerinin de “kendi” ve mutlu oldukları bir dünyayı gerçekleştirmelerine hizmet ediyorsa değişiminiz evrimleşme olarak tanımlanır. Bu değişimde bütünlenme, iyileşme ve sevgi vardır. Sistem ve kişilerin yaşadığı değişim herkesi ve bütün bir sistemi desteklemektedir. Sonuçta herkes ve her şey fiziksel ve ruhsal olarak şifalanır. Ve siz sonuçta “Kendiniz” olursunuz. Kendiniz olmanız demek sevgi olmanız demektir. İnsanın özü sevgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişiminiz kendi egonuzu daha da besleyip büyüten, diğerlerini geçmeye ve onları bir şekilde sömürmeye yönelik ve paylaşmayan kirleten, yarışan, kibirden hırstan ve öfkeden besleniyorsa değişiminiz dönüşümünüz olur. Yani asıl olan ve daha mükemmele gitmesi gereken doğanızdan uzaklaşmayı yaşarsınız. Ve buna da bozulma veya çözünme veya çürüme denir. Tıpkı şu anda dünyadaki bütün ideallerin, ahlaksal sistemlerin, değerlerin ve fiziksel dünyanın çökmesi gibi. Bu tarz değişimde yozlaşma ayrışma ve yalnızlaşma vardır. Değişiminiz diğerlerinden ayrılmayı ve diğerlerini yok etmeyi ve kendi için daha iyiyi ve daha çok olanı ister. Sonuçta acı gözyaşı bozulma ve yok oluş vardır. Sonuçta herkes ve her şey fiziksel ve ruhsal olarak bozulur ve biter. Siz kendinize yabancılaşırsınız. Kendinizden uzaklaştığınız oranda sevgiden de ayrılırsınız. Sevgiden ayrılmak acı ve karanlık demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve siz robot yaşamınızın dışına çıkıp, kendinizi objektif gözlerle görüp ne yöne gideceğinize karar verdiğinizde, kararınızda dürüst ve samimi olduğunuzda, içinizde ve seçimlerinizde nöbet tutabildiğinizde, eskiyi bırakıp yeniyi kucaklayabildiğinizde, Kendiniz olmaya cesaret edebildiğinizde, Yaşamı ve sevgiyi aziz tutabildiğinizde, seçimleriniz sevgi olduğunda ve siz gerçekten kendiniz olduğunuzda Sevgi Bilincine evrimleşirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bu dünyada kendiniz olmak için varsınız.&lt;br /&gt;Kendinizi gerçekleştirmek için buradasınız.&lt;br /&gt;Ve siz insan türü olarak anlamlı bir var oluşa sahipsiniz.&lt;br /&gt;Çünkü farkındalığa ve kendinize sahipsiniz.&lt;br /&gt;Ve sizin kendiniz sevgidir.&lt;br /&gt;Siz bu dünyada sevgiyi gerçekleştirmek ve yüceltmek için bulunuyorsunuz. Çünkü siz sevginin ne olduğunu biliyorsunuz.&lt;br /&gt;Çünkü siz kendinizsiniz.&lt;br /&gt;Çünkü “Kendiniz” sevgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz robot olmayı bırakıp kendiniz olduğunuzda her şey sevginin açılımlarım olur. Bereket olur, güzellik olur, dostluk olur, barış olur, muhteşem bir dünya olur.&lt;br /&gt;İnsanoğlunun, sevgiyi gerçek kılmaya ve sevgi olmaya gücü vardır.&lt;br /&gt;İNSANOĞLUNUN ÖZÜ SEVGİDİR. Yeter ki “kendisi” olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun Dünya gezegeninde varlığını sürdürmesi için, Sevgi Bilincine evrilmesinden ve sevginin gidilecek tek yol olduğunu idrak etmesinden başka bir seçeneği yoktur.&lt;br /&gt;Değişim; ya evrime(bütünlenmeye) gider ya da yok oluşa(çözülmeye) doğru gider.&lt;br /&gt;Ve insanın seçimleri değişiminin türünü belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz vakit varken, kendiniz ve dünyanız için kaderinizin efendisi olmayı seçebilirsiniz.&lt;br /&gt;Dünya betimlemesini ve robot yaşamı bırakıp “Kendiniz” olmayı seçtiğinizde “KADERİNİZİN EFENDİSİ” olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dünyada görmek istediğiniz değişiklik ne ise o olun” Mahatma Gandi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir sır daha var, çözdüklerinden başka&lt;br /&gt;Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka&lt;br /&gt;Hiçbir yaptığınla yetinme, geç öteye&lt;br /&gt;Bir şey daha var, bütün yapıtlardan başka.” Hayam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-747635106226969265?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/747635106226969265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=747635106226969265' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/747635106226969265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/747635106226969265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/08/kresel-isinma-sevgi-bilinci-robot.html' title='KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ ROBOT YAŞAMLAR'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5642904696733845488.post-8993474839459996853</id><published>2007-08-04T05:13:00.000-07:00</published><updated>2007-08-04T05:17:47.908-07:00</updated><title type='text'>KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ SANAL YAŞAMLAR</title><content type='html'>SEVGİ BİLİNCİ   SANAL YAŞAMLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Güneşin sana ulaşmasını istiyorsan gölgeden çık.” Konfüçyüs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızda, yaşadığımız deneyimlerin değerini, o deneyimlerin yaşamımızı değiştirebilme gücü belirler.&lt;br /&gt;Deneyim doğası gereği, hareket, eşzamanlılık, nesne ile birlikte gelir ve içimizde ki etkileşimi yaratarak bizim daha ileriye, evrimleşmemizi, daha kendine hakim, iradeli bir birey olarak hareket etmemizi sağlar. Neden daha kendine hakim ve iradeli bir birey olmak isteriz?&lt;br /&gt;Yaşamlarımızı daha gerçek kılmak, kendimizi bu dünyada daha iyi ifade edebilmek ve ifade etmek istediğimiz, yüreğimizin onayladığı bir “Yaşamı” görünüşe çıkarmak için. Değişebilmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa bizler dağ başında oturup, tek başına yaşayan ve “diğerlerini” asla görmemiş ve insan tadında bir Yaşamın değerini bilmemiş olsaydık, kendimizle neden bu kadar uğraşacaktık. Neden birbirimize yansıma ve paylaşma ihtiyacı hissedecektik. “Diğerleri” olmasaydı asla “Var” olduğumuzun hissini algılamaz ve Bilincimizin evriminde bir kerte dahi ileri gidemezdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerlemenin kaynağı da yaşantımızdaki deneyimlerimizdir. İyi-kötü, mutlu veya acı hepsi de bize, değeri sonradan anlaşılacak, birer inci tanesi bırakıp giderler. Hayatımıza giren insanlar, yaşamımızdan ayrılanlar, edilen sohbetler, küçük anlara sığdırılan mutluluklar…hepsinin de merkezinde “İnsan İlişkisi” vardır. Aslında hepimiz birbirimiz için vazgeçilmeziz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerini kaybedince anladığımız “şeyler”. İnsan ilişkileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknoloji Çağı başladığından bu yana, elimizden kum taneleri gibi kayıp gidiveren zamanlar, dostlar, sevgiler, ilişkiler. Daha nereye kadar bilgisayarın başında saatlerce oturup, Sanal Bir Dünyanın içinde kendimizi ifade etmeye, dost aramaya, eskilerden kalan içimizi ısıtacak bir söz, bir şiir bulmaya veya bir “Değerli An” yakalamaya çalışacağız.&lt;br /&gt;Yalnızca yalnızca “Zihnimizi” kullanarak, duygularımızı ve ruhumuzu ve asıl önemli olanda “diğer insanları” yok varsayarak, daha ne kadar bilgisayarların yanına saklanacağız.&lt;br /&gt;“Sanal Dünyaya”&lt;br /&gt;Dünya “küreselleşme” oyunu ile gitgide yalnızlığa itilirken ve insanlar insan olmaktan uzaklaştırılırken, insanı insan yapan değerler bir bir anılarımızdan bile sökülürken ve sanal yaşamlara hapsedilirken, yaşam gücünü nasıl kendi içimizde açığa çıkaracağız.&lt;br /&gt;Elimiz yanımızdaki komşuya uzanamazken nasıl olacakta biz dünyanın geri kalanı için bir şeyler yapacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşlar şimdi Televizyonlarda, başkalarının hayatları dizilerde, dost selamları merhabaları e-maillerde, aşklar bile sanal oldu. Eskiden Aşk mektupları vardı fotoğraflar vardı, kurutulmuş çiçekler saklanırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ise sanal tutkulu aşıkların, sanal guruplarda, sanal e-mailleri, sanal çiçekleri, dijital fotoğrafları var.&lt;br /&gt;Kızgın kalabalıklardan bunalanlar, gerçek hayatla baş edemeyenler, duygularına ve kendine hakim olamayanlar, dünyayı kulak arkası edenler, büyük şehirlerde karınca misali dört duvar içinde yaşayanlar ve gerçek insani iletişimi unutanlar veya unutmak isteyenler daha “soft” bir bitkisel yaşamı seçiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaşamada Sanal Yaşam deniyor. Bu yaşam türünde fazla zarar görmüyorsunuz. Yaşam tek parmağınızın uçunda. Düğmeye bastınız mı hemen önünüzde beliriveriyor. Canınız daraldı mı kapatıveriyorsunuz. Kimse sizi üzemiyor. Hatta şu anda Dünyada olmakta olan bütün çirkinliği ve rezilliği ve acımasızlığı bile tek düğmede “sizin”” için “sanal dünyanız” için sona erdiriyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada yaşanan felaketlerin acımasızlığı, vahşet ve rezillik sizin sanal dünyanız için sona erebilir. Fakat siz uykudasınız. Sanal dünyanızın büyüsü altındasınız. Fakat gerçek dünyanız için tek elinizle kapattığınız bütün çatışma ve kaos halen devam ediyor. Gerçek dünyanız üzerinde diğer insan kardeşlerinizle beraber yaşadığınız ürettiğiniz ve tükettiğiniz ve her türlü deneyiminizi gerçekleştirdiğiniz deneyim alanınız olan gezegeniniz.&lt;br /&gt;Ve gezgen gerçek olduğu için ve siz de gezegenin bir sakini olduğunuz için gerçeksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gerçek Toplumsal Bilincin, dünya genelinde gücü elinde tutanlarca bilinçli ve sistematik olarak kendi çıkarları doğrultusunda uyutularak sanal dünyalara hapsedildiği gerçeğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gerçek dünyada savaş vahşet yıkım açlık sefalet acı, sonuna kadar tüketilmiş bir gezegen, insan olmayı ve yaşamı ıskalamış bir insan kitlesi mücadele vermektedir.&lt;br /&gt;Sanal dünyaya sığınmak bütün bu gerçeği reddetmektir. Yaşana bütün bu insanlık dramına gözünü yummaktır. Yok varsaymaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanal dünya duygularımızı uyuşturduğu için ve duygularımız, bizi harekete geçiren içgüdüleri bağrında sakladığı için eylemsizliğin– umursamazlığın eşlik ettiği bitkisel yaşamlara giriyoruz. Dünya ve insanlarla etkileşime girmeye tahammülümüz olmadığı için ve bu yeteneğimizi de sanal ortamlarda an be an kaybettiğimiz için, kendimizi değiştirme -bilinçlenme – gelişme – büyüme ivmesini kaybediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizde bananeci – ben bilirimci, yaşam mücadelesi dediği şey için küçük hesaplar yapan, görüşü dar, küçük dağları ben yarattım “benlerimizle” sanal dünyamızda yaşayıp gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamlarda hiç bir şey değişmiyor. Neden?....Çünkü Eylem yok. Çünkü yüreğimizle yaşamıyoruz. Çünkü duygularımız uyuşturduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat halen içinizde bir daralma hissi ve depresyonla mücadele ediyorsanız, yalnızlığınızda an be an ölmekte iseniz, gerçekten kapına gelen bir komşunuz yoksa, telefonlarınız çalmıyorsa, eş-dost sizi çoktan terk ettiyse, hiçbir sebep olmamasına rağmen hep bir umut içinizde baş vermeye hazır bir şekilde sizi rahatsız ediyorsa……ve siz gerçekten güneşe hasret kaldıysanız ve “Yaşamı Yaşamayı” özlediyseniz…….gölgeden çıkınız. Çünkü siz gölgede duruyorsunuz. Gölgede duran sizsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş alabildiğince her yerde. Siz hareket geçmezseniz hep o gölgede kalacaksınız. Ve bir gün bakacaksınız ki “Yaşamadığınız Yaşamın” Güneşi gecenin kollarına sarmalanmakta. Ve siz artık isteseniz de Güneşe yürüyemeyeceksiniz. Güneş çoktan ufuktan gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Güneş”; Dostlarla edilen sohbetlerdir, güneş akşam vakti sevgiliyle bir yürüyüştür, bir arkadaşın gözlerine bakarak onun derdini dinlemek, yeri geldiğinde sırtına dokunmaktır, küçük bir çocuğun gözyaşlarını silmektir, nedensiz bir insana gülümsemektir, bir insan kardeşinin yaşamına anlam katabilmektir, balkonda çiçek büyütmektir, kitap okumaktır, sevmektir, gülmektir, paylaşmaktır. Belki de yaşamımızdaki bir şeyleri bırakıp gidivermektir. İşimizi değiştirmektir. Evimizi değiştirmektir. Size gerçekten yüreğinizi titreten “şeyleri” yapmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş çıkmak halen bir seçim şansınızın olduğunu ve iyi bir yaşamı hak ettiğinize inanmak ve değişmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişmek seçimle mümkündür. Seçim dünyanın yaşadığı sefaleti ve yıkımı görmekle mümkündür. Gerçek görmek fark etmektir. Dünyada ne olduğunu açık seçik idrak etmek demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdrak insanı seçime götürür. Seçim değişimi başlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam için daha iyi bir yol mutlaka vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Güneş”; Yaşamı, İnsan tadında, korkusuzca, yüreğinizde hissederek&lt;br /&gt;Yaşamı Gerçekten Yaşayabilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Güneş”; herkese ve her şeye rağmen Kendiniz olabilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5642904696733845488-8993474839459996853?l=kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/feeds/8993474839459996853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5642904696733845488&amp;postID=8993474839459996853' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/8993474839459996853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5642904696733845488/posts/default/8993474839459996853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com/2007/08/kresel-isinma-sevgi-bilinci-sanal.html' title='KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ SANAL YAŞAMLAR'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
