küresel ısınma; insana(kendimize) ve gezegene olmakta olanı görmek için lütfen izleyiniz
http://blip.tv/file/1429348/
Not: Zeitgeist Addendum filminin belirgin olarak 66:06dk, 66:23dk, 66:31 dakikalarında; insanın teknolojiye bağımlı hale getirilmeye çalışılmasını (ikna edilmek) ve böylelikle de yeni bir teknolojiye bağımlı kölelik paradigması yaratılmasını onaylamıyoruz. Teknoloji gereklidir. Ama amaç teknoloji değildir. İnsandır. Zeitgeist filminde belirttiğimiz dakikalarda teknoloji; insanın kurtarıcısı gibi sunulmuştur. Kaynak bazlı teoriden bahsetmektedir. Bize göre; filmde Venüs projesinin temellendirildiği kaynak bazlı teori, bugün ki insanın bilinci ile gerçekleştirilemez. Ve insana yeni bir kölelik getirebilir. Robotlaşma. (bu film gerçekleri açıklamak gibi bir vizyonla yola çıkmışsa da içinde teknolojiye yapılan atıfla ve değerle Matrix Filminin argumanlarını bu dünyada gerçek kılacak olan tohum zihniyettir.)
Bizim Görüşümüzden; insan bilinci; sevgi bilincine evrimleştiği zaman, zeitgeist filminin içinde önerilen kaynak bazlı teknoloji ve venüs projesi gerçek kılınabilir. Daha önce değil.)
Filmi yukarda değindiğimiz konuların ışığında; ekonomik sistemin nasıl yapılandığını kavrayabilmeniz için seyretmenizi tavsiye ediyoruz.
Ayrıca ekonomik sistemin gelişimini (insanı köleleştirmesini) bilimsel olarak daha iyi anlayabilmek için grup sayfamıza eklediğimiz Yrd.Doç.Dr.Şule Daldal’ın akademik bir çalışma olan “NEO-LİBERAL POLİTİKALAR VE HEGEMONYA KRİZİ” yazısını okumanızı tavsiye ederiz.
http://www.facebook.com/group.php?gid=17707815749&ref=ts
sevgiyle
***********************************************************************************
AMAÇ INSAN II - Sessiz Yürüyüş
Belki “Milyon” kişiyiz.Belki de “Sonsuz” kişiyiz.Hepimiz; insan onuruna yakışır şekilde yeşil bir gezegende barış huzur refah mutluluk sağlık ve sevgi içinde yaşamak istiyoruz.
Hepimiz içimizde tükenmeyen ve bizi “Gerçek İnsanoğlu” yapan; İnsanın Asaletine, Yaşamın Kutsallığına, Sevginin Aşkın hatırına ve Barışın güzelliğine Sessizce Yürüyoruz. Sessiz Yürüyüş; bilincimizde, tüketici alışkanlıklarımızda, yaşamımızda, eylemlerimizde; insanlarla ve dünya ile ilişkilerimizde bilinçli olarak (her ne olursa olsun) “Sevgiye” Yol aldığımız bir Sessiz Yürüyüştür.
Değişimle Sonuçlanır.
İnsanlığın; kendisine ve dünyaya Ol’makta olanı görmesi ve eğer istiyorsa; bütün bunlardan sevgiyle özgürleşmeyi seçmesi, kendi içinde kendine(vicdan mekanizmasını harekete geçirip) yürüyerek gerçekleştirebileceği bir süreçtir.
Ve her varlığın “Kendisinin Sorumluluğudur”.
İnsanın; “Kendisinin Sorumluluğu”; özgürlüğüdür. Ancak ve ancak kendisi olabilen insan özgürleşebilir. Özgürlüğü düşleyebilir. Ve özgürlük olasılık olarak düşlenebildiğinde, olabileceğine inanılabildiğinde gerçek olabilir ve gerçek olabilmesi için uğrunda mücadele edilebilir. Ne için mücadele ettiğinizi bilmeniz gerekir. Bildiğiniz zaman özgürlüğü bir hedef haline getirebilirsiniz. Çünkü nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiçbir rüzgârdan hayır gelmez.
Fiziksel (alışkanlıklar-tüketici veya bağımlılıklar), psikolojik (size öğretilmiş gerçeklik-inançlar değerler yargılar şartlanmalar), ruhsal ( dinsel inançlar-spritüel sanrılarımız) olarak özgür olabilmeyi kavramak (olmakta olanı görmek ve sorumluluk almak) ile gerçekleştirme (kelebek etkisine inanarak sevgiyle eylemde olmak) arasındaki süreç Sessiz Yürüyüştür.
Ekonomik sistemlerin, ahlaksal yapıların, dinlerin, doğmalarının, toplumsal bilincin, insan psikolojisinin; açıkça çöktüğü, doğrunun ne, güzelin nasıl ve iyiliğin nerde olduğunun bilinmediği toplumsal kaosun içinde; sizin ayağa kalkmanıza ve sizinle birlikte diğerlerinin de ayağa kalkmasının tek bir koşulu vardır. Vicdan mekanizmasının harekete geçirilmesi.
Ancak içinize yürüyebildiğinizde toplumsal olarak birlikte barış ve huzur içinde yaşamanın koşulu olan; vicdan mekanizmasını harekete geçirmiş olursunuz.
Vicdan mekanizmasının harekete geçmesi; birey olarak kendinizin, kendinizle birlikte diğerlerinin ve gezegeninde sorumluluğunu aldığınızın göstergesidir. Bir şekilde yaşamın devamının sorumluluğunu almaktır.
Yaşam; gezegen üzerindeki canlı ve cansızların; sürekli olarak yokluktan varlığa görünüşe çıktıkları sonsuz devinimin, değişimin ve evrimin Bütünüdür.
Her şey değişir.
Değişmeyenler durgunlaşır ve çürür.
Büyük değişimler büyük adımlarla gerçekleşir. Bu devrimdir.
Eğer ki; devrim sayılan büyük adımı atarken her iki adımı (fiziksel ve ruhsal) birlikte “”sıçramaya”” dönüştürebiliyorsak orada -Evrim- gerçekleşir.
Evrim, devrimle olur. Devrim, evrim gereği gerçekleşir. İki kelimenin üzerine koyacağımız ve herkesin en yüksek hayrına olacak değeri ise, bu ikilinin türler veya insanlık veya varlık bilincinde veya var oluşunda ne kadar özgürlük, sevgi, bütünlük, tamamlanmışlık kattığı belirler.
Eğer İnsan; içinde yaptığı Sessiz Yürüyüşünden mutluysa; olmakta olan uygundur.
Eğer Toplum; gerçekleşmekte olan devrimde; Birlikte adım atabiliyor ve nihayetinde; fiziksel, psikolojik ve ruhsal özgürlüğüne sıçrayabiliyorsa; Ol’makta Ol’An EVRİM’dir.
Ve Evrim; doğası gereği bir başlangıcı ve bir sonu içerir. Başlangıç ve son birbirinin içine geçer. Eski biterken yeni başlamaktadır. Eski gitmemiştir. Ama henüz yeni de gelmemiştir.
Yapılması uygun Ol’An; Kelebek Etkisine inanarak; kendinize, varlığınızın nedeni olan diğerlerine, gezegene ve üzerindeki canlı türlerine; gücünüzün yettiği elinizin uzandığı kadar kol kanat gererek; koruyacağınız, yok oluştan esirgeyeceğiniz ve gezegen üzerindeki yaşamın devamını özgürce gerçek kılacağınız Sessiz Yürüyüşünüzde olmaktır.
Değişimlerde insan için en sağlıklı referans noktası yüreğidir. Çünkü kaosta her şey bir nevi alacakaranlık kuşağında yaşanır.
Referans noktası yüreğinin olması; -ben yaptım oldu- mekanizması değildir. Zaten -ben yaptım oldu- mekanizması, toplumsal bilincin kurtulmaya çalıştığı hastalıklardan biridir.
Yolda yürüyecek olanı alacakaranlık kuşağından geçirecek sadece vicdan mekanizması olabilir. (vicdan; herkesin aslında için için; iyiliğin ve kötülüğün nerede olduğunu bildiği ve kendisinin ise bu iki kutbun hangi değerinde olduğunu bilmesi halidir. Vicdan mekanizması harekete geçtiğinde kişi; ya olduğu gibi olur, ya da göründüğü gibi olur.)
Ve insan bir canlı olarak gezegendeki diğer canlı türleri ile birlikte; gezegen üzerindeki Yaşama aittir. Üzerinde yaşadığı gezegen ve gezegen üzerindeki her şey ile birlikte bir Bütündür.
İnsan her ne kadar gezegenden bağımsız bir varlığı varmış; gezegende ekolojik dengenin bozulması sonucunda yaklaşmakta olan iklim değişikliğinden ve felaketlerden kendisine zarar gelmeyecekmiş gibi duyarsız ve umursamaz davranıyor olsa da maalesef insanın gezegenden ayrı bir varlığı söz konusu değildir.
İnsan; gezegeni tıpkı diğer canlı türleriyle birlikte tamamlayan ve diğer canlılarla yaşam nehrinde birlikte akandır. Kendinin Sorumluluğunu aldıktan sonrada gezegen üzerindeki yaşam nehrinin akışından daha iyiye yöneltmek ve vesile olmak maksadıyla sorumlu olandır. Yada en azından yaşam doğal akışını olduğu gibi korumak üzere sorumlu olandır. (Zarar vermemek de korumaktır)
Bu nedenle gezegen üzerinde“Kendinin Sorumluluğunu” alarak vicdan mekanizmasını harekete geçirmemiş insandan ne kendine ne diğerlerine hayır gelmez.
Vicdan mekanizmasını hareket geçirmiş insan; ataleti kırabilir ve insan olmanın gereğini yerine getirebilir.
Şu anda ekonomik ve psikolojik çöküş insanların ataleti kırmasına engel olmaktadır. Fakat; vakit artık çok geç olmadan da karanlığın kapılarının sonsuza kadar kapatılması gerekmektedir.
Zaman altın değerindedir.
İnsanlık gezegen ve diğer canlılar için her dakikanın geriye dönüşü olmayan bedelleri bulunmaktadır.
Hayvanların - bitkilerin bu durumdan haberi olmadığı ve dünyaya olanlardan da sorumlu olmadıkları için; bütün sorumluluk dünyayı kirleten, kendi içinde ve birbiriyle sürekli kavga eden, dünya gezegeninde var olduğundan beri savaşan, tatminsizliğinden dolayı çılgınca tüketen, tüm güzellikleri yok eden, her alanda kendini diğerlerinden ayıran anlamsız bir yarışın içinde olan, paylaşmayı bilmeyen, üstüne üstlük hiçbir uyarıyı da (ekolojik felaket ve toplumsal kargaşa) dikkate almayan ve hala çıkarlarını gözeten ve tarihinin en büyük -var olmak veya yok olmak- savaşının içinde bulunan; insanoğlunun üzerine kalmıştır.
Yapılması gereken gezegene, üzerindeki canlı türlerine, ekolojik sistemlere ve Biz İnsanlığa ne olduğunu görmek ve harekete geçmektir.
Şu anda dünyada iki kaos- birlikte olmaktadır.
İlk kaos (sefilliğin acizliğin dünyasıdır) gitmekte olandır. Yüz yıllardır insanlara inandırılan betimlenen ve öğretilen dünyadır.
Sizlerin korkularınızla acılarınızla ve bunları her An’da seçmenizle ve ataletinizle kendini var kılmaya devam etmektedir.
İkinci kaos (barışın sevginin dünyası) gelmekte olandır. Eğer sistemde yer almayı bırakırsanız; sessizce yüreğinize yürüyebilirseniz ve her anda vicdan mekanizmasını harekete geçirip, eylemlerinizle ve nihayetinde hepimizin seçimiyle iradesiyle gerçek olacak olandır.
Vakit geç olmadan hepimizin; değişmeyi seçenlerin; Sessizce Yürümeye başlaması hayrımızadır.
Yürüyüşünüz; Gücünüzdür.
Ve İnsanın Gücü; Kendisinin Sorumluluğunu almasıdır.
İnsan şimdiye kadar yapması gereken tüm savaşları yapmıştır.
Sevgiden başka gidebileceği tüm yollara da gitmiştir.
Şimdi Burada; insanın vicdan mekanizmasını hareket geçirmekten ve sevgiyle sessizce yürüyüp, değişmekten başka çaresi yoktur. “Sevgi Olmuş” insanın varlığından yansıyan çözümlerin her biride insanlığın hizmetine sunularak; toplumda özgürlüğün, barışın, dengenin ve huzurun yaşanmasına hizmet edecektir.
Sevgi Olmamış bir *Bilincin*; küresel ısınmayı; önleme durdurma adına ürettiği her şey yine şimdiye kadar olduğu gibi, bir takım karanlık zihniyetlerin elinde menfaatleri gereği, İnsanlığın hayrına maskesi altında kullanılarak ve insanların üzerinde güç oluşturmak için bir araç daha yaratılmasına hizmet etmekten başka bir işe yaramayacaktır.
İnsanlığın yakasından; dünyayı kirleten, çöplük haline getiren, insanları bir birine düşürerek savaş meydanlarında düşman eden ve öldüren, dünyayı ve insanları kendi çıkarları için kullanan, sömüren bütün yapıların, kurumların, birimlerin, kişilerin düşmesi gerekmektedir.
Her insanın; vicdan mekanizmasını hareket geçirecek; Sessiz Yürüyüşü; kendisine, diğerlerine, dünyaya ve evrene karşı bir SORUMLULUĞUDUR.
GÜÇ, SORUMLULUKTUR.
SORUMLULUK; Olmakta olanı olduğu görmek ve harekete geçmektir.
GÖRMEK; Değişmektir.
DEĞİŞİM; Her zaman sizin ve diğerlerinin huzuru, refahı barışı ve mutluluğu için; daha iyiye ve daha güzele olan Var Oluşu seçebilmektir.
SEÇMEK; Kaderinizi bilinçli olarak yaratmaktır.
YARATMAK; Görmek, Düşünmek, Söz Söylemek, Eylemde Bulunmak ve tüm bunları yaparken seçimlerinizin başında nöbet tutmaktır. İradedir. Azimdir. Netliktir. Açıklıktır. Kararlılıktır.
Ve sevgiyle diyoruz ki ;HENÜZ VAKİT VARKEN; GEZEGENE VE YAŞAMINIZA NE OLMAKTA OLDUĞUNU LÜTFEN GÖRÜNÜZ.
YAŞAMINIZA VE GEZEGENİNİZE LÜTFEN SAHİP ÇIKINIZ.
Yazan Nilgün Nart
Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına
11.11.2008 İstanbul / Türkiye
22 Aralık 2008 Pazartesi
2 Aralık 2008 Salı
AMAÇ İNSAN I – Kelebek Etkisi
küresel ısınma; gezegene olmakta olanı görmek için lütfen izleyiniz http://vimeo.com/2316052
************************
AMAÇ İNSAN I – Kelebek Etkisi
Kaos ve karanlık; binlerce yılın getirdiği ağır sorunlarla birlikte dünya gezegenini ve sakinlerini kuşatmakta.
Sistemler karışmış, idealler insanların yüreğinden çoktan çekip gitmiş, faziletin ve vicdanın ne olduğu ise hiç hatırlanmıyor.
Dünyanın sıcak bölgelerinde yaşanan ve yaşanması muhtemel olan çatışmaların- savaşların ve nükleer tehdidin gölgesinde ve ayrıca tek başına medeniyeti dünya üzerinden silip süpürme gücünde olan küresel ısınmanın etkisi ile meydana gelen, gezegensel doğal olaylar aktivitesinin artışı ve büyüklüğü; insanları korkutan, çaresiz hissettiren nitelik almıştır. Medyanın, basın yayın kuruluşlarını da felaket haberlerinden ve gelişmelerin doğal olarak insanlığı ilgilendiren yönünü raiting amaçlı abartarak kullanımları neticesinde kişiler güvensiz, yarından umutsuz, karamsar ve depresif durumdadırlar. İnsanlar TV başında gerçeklikten uzak ve insani değerleri her gün eriten TV programlarıyla basın ve yayın ile de uyutularak fiziksel zihinsel ve duygusal olarak atalet içine sokulmaktadır.
İnsan Toplumu olarak bu karanlığın gölgesinde her geçen gün; hoşgörülü, uzlaşmacı, uzak görüşlü, sağduyulu ve metanetli olma ve birlikte hareket etme yeteneklerimizi ve anlayışımızı kaybetmekteyiz.
Merkezi hareketi Amerika’da başlayan ve dalga dalga tüm dünyaya yayılan ekonomik krizle birlikte arkasından tetiklenecek olan insanlardaki ve birlikte toplumlardaki psikolojik ve ruhsal çöküntüler aslında hepimizin bildiği gibi şimdiye kadar yaşamış olan bütün ikilik ve nefs tabanlı sistemlerin ( açgözlülüğün) çöküşü ile alakalıdır.
İnsanlar artık beni sokmayan yılan binyıl yaşasın diyemez.
Çünkü yılan herkesi sokmuştur. Ve zehrin etkisi toplumsal bilincimizde hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Bunu YAŞAMLARIMIZDA fark etmek -AN- MESELESİDİR.
Sorunlarımızın orasına burasına bakmayı ve kaderimize hayıflanmayı bırakmalı ve KENDİ çözümümüzün bir parçası olmalıyız.
Dünyaya ve İnsanlığa dolayısıyla bizim Geleceğimize ve Gezegenimize olan kayıtsız “bakışın” ve umursamaz yaklaşımların bir çözüm olmadığını basitçe görmeliyiz. Yaklaşan günlerde her koyun kendi bacağından asılmayacak. İnsanlık medeniyetini tehdit eden tüm unsurların karanlığında Tek gezegende yaşamasından ve Tek zeki tür olmasından dolayı (tüm olanlarda payımız ne olursa olsun) HEPİMİZE tek bir hesap kesilecek.
Ya tek tek YOK OLACAĞIZ yada BİRLİKTE İNSANCA VAR OLACAĞIZ.
Şimdi Burada, ülkemizde ve diğer ülkelerde, sırça köşklerinde, yönetimde koltuklarında oturanlar, söz söyleme gücünde ve hükümet etmek erkine sahip olanlar; savaş, nükleer tehdit, küresel ısınma gerçeğiyle ve dünyaya ne olduğuyla ilgilenmezlerse, eğer canları ilgilenmek istemezse veya ne bileyim; siz de bilirsiniz çok büyük işleri vardır -firmalarını karlı hale getirmek, yeni pazarlara açmak, parti işleriyle ilgilenmek, zaferlere koşmak, savaşçılık oynamak, uluslararası teşkilatlarda birkaç söz söylemek ve dostlar alış verişte görsün türünden birkaç anlaşmaya imza atmak ve koltuğu kimseye kaptırmamak gibi tatlı tatlı “çok lüzumlu şeylerle” uğraşmaya devam etmek isterlerse- biraz acele etmeleri gerekiyor.
Çünkü; Dünyamız her geçen gün ISINMAYA (?) devam etmekte.
Bölgesel savaşlar ve nükleer oyuncaklar ile gezegen riske edildiğinde ve zaten kapıda bekleyen küresel felaketler yaşanmaya başlandığı zaman, insanoğlunun bunu durduracak ne teknolojisi, ne zamanı, ne de gidecek başka bir yeri olacaktır.
Bu nedenle bir insan olarak; kısaca hayatımızın her alanında ve tüm uğraşılarımızda; tek gezegende yaşamamızdan ve tek geleceğimizden dolayı insanlığın hayrına olana hizmet edebilmeliyiz.
Çözüm sadece kendimizi düşünmek değil, kendimizle birlikte diğerlerini de düşünmek ve buna göre hareket etmektir.
Güce sahip olduğunuz alanlarda, erkin elinizde olduğu makamlarda, konumunuzun ve gücünüzün farkında olarak, toplumda bir şeyleri herkesin hayrına olacak yönde değişmesine hizmet etme yolunda çalışmak ve diğer insan kardeşlerinizi; acıda, sefillikte, insan onuruna yakışmayan durumlarda, aşağıda tutan ve tutsak eden, sistemin bütün yapılarını adanmış bir şekilde bütünün hayrına (sizin, diğerlerinin ve gezegenin) değiştirmeye çabalamak; bunun için hizmet etmek; bu dünyaya İNSAN olarak doğmamızın ve İNSAN olmamızın bir borcudur. Ve bizlerin şimdi dünyaya ve insanlığa hizmet etme ve borcumuzu ödeme vaktimiz gelmiştir.
Zamanı ŞİMDİdir.
İnsanlar sistemlere hizmet etmez.
Sistemler insanların varoluşuna ve daha mutlu bir yaşam sürmesine hizmet etmelidir.
AMAÇ İNSANDIR.
SİSTEMLERDEKİ, EFENDİ İNSANDIR.
İnsanın efendi olmadığı amaç olmadığı sistemlerde; insanlar basitçe insan değil, sistemin gönüllü kölesidir.
Sanır ki kendisine hizmet ediliyor.
Sefilliğin acının yokluğun yoksulluğun zulmün kısaca açgözlülüğün olduğu yerde; amaç insan değildir. Başka bir şeydir.
Ve Evrensel Yasalar gereği hiçbir sistem İnsanı ve yaşamı yok etmeye bırakılmaz. Yok edenin bizatihi kendisi insan olsa bile.
Neden Sonuç yasaları; şimdi küresel ısınmayla ortaya çıkan gezegensel durumda olduğu gibi devreye girer ve sistemleri tekrar -AMAÇ İNSAN- konumuna gelmesine hizmet eder. Birlikte bu amaca hizmet edenleri de faziletleri ve erdemlerinden dolayı seçimlerine ve seçimlerinin sonuçlarından harekete geçen; neden sonuç yasasına göre evrimleştirir.
Bu nedenle gerçek anlamda İnsanlığa Hizmetin vakti şimdidir. Çünkü İnsanlık geleceğimiz ve Dünyamız tehdit altındadır.
İnsan varlığınızı; gücünüzü, mesleğinizin bilgilerini-imkanlarını, konumunuzu-ilişkilerinizi, tavrınızı, umudunuzu, emeğiniz ve nihayetinde VİCDANINIZI; önce kendinizin, diğer insanların ve nihayetinde insanlığın; fiziksel, maddesel, zihinsel, duygusal tutsaklığından kurtulması ve bu yolla dünyadaki sefilliğin, aczin yokluğun, yoksulluğun, zulmün, adaletsizliğin ve cehaletin ve sonsuza kadar bitmesine hizmet etmek için seferber ediniz.
Kelebek etkisi yaratabilirsiniz.
Bunun için tek yapmanız gereken şey gerçekten Gezegene olmakta olanı görmek ve gücünüzün yettiği, aklınızın erdiği kadarıyla harekete geçerek; derde deva olacağınız yerlerde derman olmaktır.
Çünkü; gidecek başka DÜNYAMIZ yok.
Yazan Nilgün Nart
Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına
10.10.2008 İstanbul / Türkiye
************************
AMAÇ İNSAN I – Kelebek Etkisi
Kaos ve karanlık; binlerce yılın getirdiği ağır sorunlarla birlikte dünya gezegenini ve sakinlerini kuşatmakta.
Sistemler karışmış, idealler insanların yüreğinden çoktan çekip gitmiş, faziletin ve vicdanın ne olduğu ise hiç hatırlanmıyor.
Dünyanın sıcak bölgelerinde yaşanan ve yaşanması muhtemel olan çatışmaların- savaşların ve nükleer tehdidin gölgesinde ve ayrıca tek başına medeniyeti dünya üzerinden silip süpürme gücünde olan küresel ısınmanın etkisi ile meydana gelen, gezegensel doğal olaylar aktivitesinin artışı ve büyüklüğü; insanları korkutan, çaresiz hissettiren nitelik almıştır. Medyanın, basın yayın kuruluşlarını da felaket haberlerinden ve gelişmelerin doğal olarak insanlığı ilgilendiren yönünü raiting amaçlı abartarak kullanımları neticesinde kişiler güvensiz, yarından umutsuz, karamsar ve depresif durumdadırlar. İnsanlar TV başında gerçeklikten uzak ve insani değerleri her gün eriten TV programlarıyla basın ve yayın ile de uyutularak fiziksel zihinsel ve duygusal olarak atalet içine sokulmaktadır.
İnsan Toplumu olarak bu karanlığın gölgesinde her geçen gün; hoşgörülü, uzlaşmacı, uzak görüşlü, sağduyulu ve metanetli olma ve birlikte hareket etme yeteneklerimizi ve anlayışımızı kaybetmekteyiz.
Merkezi hareketi Amerika’da başlayan ve dalga dalga tüm dünyaya yayılan ekonomik krizle birlikte arkasından tetiklenecek olan insanlardaki ve birlikte toplumlardaki psikolojik ve ruhsal çöküntüler aslında hepimizin bildiği gibi şimdiye kadar yaşamış olan bütün ikilik ve nefs tabanlı sistemlerin ( açgözlülüğün) çöküşü ile alakalıdır.
İnsanlar artık beni sokmayan yılan binyıl yaşasın diyemez.
Çünkü yılan herkesi sokmuştur. Ve zehrin etkisi toplumsal bilincimizde hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Bunu YAŞAMLARIMIZDA fark etmek -AN- MESELESİDİR.
Sorunlarımızın orasına burasına bakmayı ve kaderimize hayıflanmayı bırakmalı ve KENDİ çözümümüzün bir parçası olmalıyız.
Dünyaya ve İnsanlığa dolayısıyla bizim Geleceğimize ve Gezegenimize olan kayıtsız “bakışın” ve umursamaz yaklaşımların bir çözüm olmadığını basitçe görmeliyiz. Yaklaşan günlerde her koyun kendi bacağından asılmayacak. İnsanlık medeniyetini tehdit eden tüm unsurların karanlığında Tek gezegende yaşamasından ve Tek zeki tür olmasından dolayı (tüm olanlarda payımız ne olursa olsun) HEPİMİZE tek bir hesap kesilecek.
Ya tek tek YOK OLACAĞIZ yada BİRLİKTE İNSANCA VAR OLACAĞIZ.
Şimdi Burada, ülkemizde ve diğer ülkelerde, sırça köşklerinde, yönetimde koltuklarında oturanlar, söz söyleme gücünde ve hükümet etmek erkine sahip olanlar; savaş, nükleer tehdit, küresel ısınma gerçeğiyle ve dünyaya ne olduğuyla ilgilenmezlerse, eğer canları ilgilenmek istemezse veya ne bileyim; siz de bilirsiniz çok büyük işleri vardır -firmalarını karlı hale getirmek, yeni pazarlara açmak, parti işleriyle ilgilenmek, zaferlere koşmak, savaşçılık oynamak, uluslararası teşkilatlarda birkaç söz söylemek ve dostlar alış verişte görsün türünden birkaç anlaşmaya imza atmak ve koltuğu kimseye kaptırmamak gibi tatlı tatlı “çok lüzumlu şeylerle” uğraşmaya devam etmek isterlerse- biraz acele etmeleri gerekiyor.
Çünkü; Dünyamız her geçen gün ISINMAYA (?) devam etmekte.
Bölgesel savaşlar ve nükleer oyuncaklar ile gezegen riske edildiğinde ve zaten kapıda bekleyen küresel felaketler yaşanmaya başlandığı zaman, insanoğlunun bunu durduracak ne teknolojisi, ne zamanı, ne de gidecek başka bir yeri olacaktır.
Bu nedenle bir insan olarak; kısaca hayatımızın her alanında ve tüm uğraşılarımızda; tek gezegende yaşamamızdan ve tek geleceğimizden dolayı insanlığın hayrına olana hizmet edebilmeliyiz.
Çözüm sadece kendimizi düşünmek değil, kendimizle birlikte diğerlerini de düşünmek ve buna göre hareket etmektir.
Güce sahip olduğunuz alanlarda, erkin elinizde olduğu makamlarda, konumunuzun ve gücünüzün farkında olarak, toplumda bir şeyleri herkesin hayrına olacak yönde değişmesine hizmet etme yolunda çalışmak ve diğer insan kardeşlerinizi; acıda, sefillikte, insan onuruna yakışmayan durumlarda, aşağıda tutan ve tutsak eden, sistemin bütün yapılarını adanmış bir şekilde bütünün hayrına (sizin, diğerlerinin ve gezegenin) değiştirmeye çabalamak; bunun için hizmet etmek; bu dünyaya İNSAN olarak doğmamızın ve İNSAN olmamızın bir borcudur. Ve bizlerin şimdi dünyaya ve insanlığa hizmet etme ve borcumuzu ödeme vaktimiz gelmiştir.
Zamanı ŞİMDİdir.
İnsanlar sistemlere hizmet etmez.
Sistemler insanların varoluşuna ve daha mutlu bir yaşam sürmesine hizmet etmelidir.
AMAÇ İNSANDIR.
SİSTEMLERDEKİ, EFENDİ İNSANDIR.
İnsanın efendi olmadığı amaç olmadığı sistemlerde; insanlar basitçe insan değil, sistemin gönüllü kölesidir.
Sanır ki kendisine hizmet ediliyor.
Sefilliğin acının yokluğun yoksulluğun zulmün kısaca açgözlülüğün olduğu yerde; amaç insan değildir. Başka bir şeydir.
Ve Evrensel Yasalar gereği hiçbir sistem İnsanı ve yaşamı yok etmeye bırakılmaz. Yok edenin bizatihi kendisi insan olsa bile.
Neden Sonuç yasaları; şimdi küresel ısınmayla ortaya çıkan gezegensel durumda olduğu gibi devreye girer ve sistemleri tekrar -AMAÇ İNSAN- konumuna gelmesine hizmet eder. Birlikte bu amaca hizmet edenleri de faziletleri ve erdemlerinden dolayı seçimlerine ve seçimlerinin sonuçlarından harekete geçen; neden sonuç yasasına göre evrimleştirir.
Bu nedenle gerçek anlamda İnsanlığa Hizmetin vakti şimdidir. Çünkü İnsanlık geleceğimiz ve Dünyamız tehdit altındadır.
İnsan varlığınızı; gücünüzü, mesleğinizin bilgilerini-imkanlarını, konumunuzu-ilişkilerinizi, tavrınızı, umudunuzu, emeğiniz ve nihayetinde VİCDANINIZI; önce kendinizin, diğer insanların ve nihayetinde insanlığın; fiziksel, maddesel, zihinsel, duygusal tutsaklığından kurtulması ve bu yolla dünyadaki sefilliğin, aczin yokluğun, yoksulluğun, zulmün, adaletsizliğin ve cehaletin ve sonsuza kadar bitmesine hizmet etmek için seferber ediniz.
Kelebek etkisi yaratabilirsiniz.
Bunun için tek yapmanız gereken şey gerçekten Gezegene olmakta olanı görmek ve gücünüzün yettiği, aklınızın erdiği kadarıyla harekete geçerek; derde deva olacağınız yerlerde derman olmaktır.
Çünkü; gidecek başka DÜNYAMIZ yok.
Yazan Nilgün Nart
Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına
10.10.2008 İstanbul / Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)