25 Mart 2009 Çarşamba

DAHA GEÇ OLMADAN – Anla ve Yol’aÇık

*************************************

DAHA GEC OLMADAN..,.. lutfen izleyiniz.....izlettiriniz…..
http://video.google.com/videoplay?docid=-1212075545357100122


**************************************

DAHA GEÇ OLMADAN

Gezegenimizde oyun içinde oyunlar oynanmakta.

Oyunun tasarımcı-hokkabazları birbirinden üstün, birbirinden marifetli. Tüm dünyada petrole, nete, televizyona, hazır yiyeceğe, ilaca, kısaca; kültürünün ve gelişkinliğinin elverdiği oranda çeşitli fiziksel, zihinsel ve duygusal objeler, kalıplara ve durumlara alıştırılmış insan kitleleri şaşkın çaresiz ve korkmuş bir şekilde; küresel ısınma, savaş, itiş kakış haberleri arasında savrulup durmaktadır.

İnsanlar kime ve neye inanacağını bilmiyor. Her kafadan ayrı bir ses, her yerden ayrı bir isyan yükseliyor.
Herkes ve her şey kendi içinde, kendi hesaplaşmasını yaşıyor. Ve ancak herkes kendisine hesap verebiliyor.
Ve herkes ancak kendisini anlayabiliyor.
Hiç kimsenin birbirini duymadığı, etrafında dönen kaosundan kimsenin kimseyi gözünün görmediği anlardayız.
Sonuçta biz insanlar zeki bir türün üyesiyiz. Etrafımızda dönen dolaplar içinde neler olup bittiğini anlayabilecek ve bu kargaşanın içinden açıklığa ve feraha yol alabilecek inisiyatife sahip varlıklarız. Yeter ki görelim, anlayalım ve Yol’a çıkalım.
Gezegende en büyük hesap-kitap işleri; küresel ısınma adı altında işleyen çarklarda kargaşalar ve beklentiler olarak yaşanmakta.

Hükümetler, bilim insanları, IPCC, medya, çevre örgütleri; kısaca gezegende yaşayan insanlar; küresel ısınma olup olmadığının ve eğer oluyorsa da sonrasında ne olacağı ve dolayısıyla ne tür önlemler alınacağı ve uygulanacağı konusunda bir karara varamamış durumdadır. Yada tüm bu kurumların bir kararı var ve bizlerin; insanlar olarak bunlardan haberimiz yok.
Küresel ısınma ve felaket haberleri gündemlerimizi karabulutlar gibi kaplarken, Amerika’dan doğan ekonomik kriz haberleri ve etkileri dalga dalga dünyayı sarmaya ve -uyandırmak için- acı bir şekilde sarsmaya devam ediyor.
Sonuçta İnsanlık; Havva’nın ve Adem’in binlerce yıllık macerasından ve Elma Düşünden uyanmak üzeredir. Çünkü Elma-Dünya tahımı elden yitip gitmek üzeredir. Küresel ısınma insan kaynaklı veya değil; insanlık nüfusunun son 100 sene içinde hızlı bir şekilde artmasından, körüklenen tüketim çılgınlığından ve daha burada sayfalarca yazabileceğimiz nedenlerden dolayı; gezegenimizin; ekolojik dengesine, üzerinde yaşayan canlılarına, denizlerine ve bitki örtüsüne aşırı derecede zarar verilmiş ve gezegen tüketilmiştir. Üstüne üstlük; insanın bizzat kendisinin de gezegenin ekolojik sistemine bağımlı olmasına, gezegen üzerindeki canlılardan beslenmesine rağmen gezgene tüm bu saydıklarımızı yapabilmiştir.

İnsanoğlunun huyudur; ben yapmadım demesini adet edinmiştir. Fakat gezegende olan tahribata sesimizi çıkarmadığımız her seferinde, yok olan türleri geri getiremediğiniz her kayıpta, gezegende insanın vahşeti yüzünden ölen her canlıda, kullandığımız ve tabiata zarar veren her üründen ve bunların üretim modellerinden v.s…..v.s…sorumluyuz. (tüketim alışkanlığınızı değiştirmediğiniz sürece) .
Aslında sorumluluğumuz basitçe kendimiziz. Çünkü olan her birimizin yaşamlarına ve üzerinde yaşadığımız gezegenimize olmakta.
Durum bu ise henüz ……”daha geç olmada” gezegeni ve yaşamlarımızı dengeleyebilmek için; dünyamız ile ilgili daha net bir ANLAYIŞA kavuşmak durumundayız.
Ancak ve ancak net bir anlayış ve neler olduğunu kavrayış bizleri; içinde bulunduğumuz ataletten ve kaoslardan güvenle çıkaracaktır.
İşleyiş olarak insanın zihni; neler olduğunu anladığında çözümler üzerine odaklanabilir. Anlamak aynı zamanda olanların kabulunu ve teslimiyetini getirir. Çekişme ve kaos biter. Çünkü olan olmuştur. Sorumlularda gezegende olduğuna ve aynı akıbete üçaşağı beş yukarı zaman diliminde uğrayacağına göre, gezegenimiz, yaşamlarımız geleceğimiz ve çocuklarımız için elimizden bir şey geliyorsa yapma NİYETİNDE oluruz. Çözümlere odaklanıp, çözümleri ortaya çıkarabilir, uygulamaya koyabilir, uygulanması konusunda sivil topum örgütleri ve yola çıkan diğer insanlarla birlikte çalışabiliriz.

Sonuçta; küresel ısınma insan kaynaklı veya değil; gezegenin ve insanlığın tükenişinde, küresel ısınmayı birileri kendi çıkarlarına alet ediyor veya insanlığı bir yerlere sürüklüyor gibi gizli kapaklı oyunları seyrederken ve faillerini bulmaya çalışırken; aynı zamanda “daha geç olmadan” gezegen ve yaşamlarımız için de harekete geçecek anlayışa ulaşabiliriz.

Belki de oyun içindeki oyun; Doğru yöne bakmamızı engellemek için oynanan şaşırtmaca oyunudur. Biz yine de biraz ilkel olup gezegenimizin ve insanlığın verdiği alarm sinyallerine güvenmeyi öğrenmeliyiz ve olanı sinyallerden anlamalıyız.
Sonuçta; küresel ısınmayı en iyi açıklayan; fosil yakıt kaynaklı teori nedenlerini de içinde barındıran ve ısınmanın nedeni olarak uzaydan gelen gama ışınımlarını ve güneş patlamalarını ve neticesinde dünya çekirdeğinin hareketliliğini ileri sürerek inceleyen araştıran ve tezini ispata çalışan SEKAR John/Velikovsky-TEORİSİdir. Küresel ısınmadaki her şeyin teorisi gibi bütün nedenleri için alan ve anlamlandırarak, insanlara bütünsel bir bakış açısı sunan bir teoridir. (Bu teoriye göre tehlike yeryüzünde insanoğlunun gezegene yaptığı tahribatla birlikte uzayda ki gama ışınımından gelmektedir. İncelemenizi tavsiye ederiz)

İnsanlar son yılarda televizyondan akan cehalet yayınları ile o kadar etkisiz hale getirildi ki halen bir tepsi içinde ve öküzün boynuzlarında yaşıyor olduğumuzun sanrısına kapılabiliriz. Çeşitli şişirilmiş absürt haberler gündemimizden düşmezken ve hayat bir kutunun içinde bize yaşatılırken, uzayda; ışık hızıyla bilinmedik bir yöne hareket halinde olan bir gezegende olduğumuzu unutabiliriz. Sonuçta gezegenimiz Samanyolu Galaksisi’nde, Güneş Yıldız Sistemindeki 3.gezegendir.

Ne acıdır ki; bütünsel ve yüksek bakış açısını unuttuğumuzda; gezegenimiz ve yaşamımız da biz fark etmeden yanı başımızdan akıp geçecektir.

Dünya Gezegeni; barındığımız, karnımızı doyurduğumuz, güzel günlerimizi yaşadığımız, muhteşem güzelliklerini seyre daldığımız, ailemizle çocuklarımızla güzel günlerimizi paylaştığımız, bizi besleyen ve bize YAŞAM sunan bir Yuvadır.
Dünya bizim Yuvamızıdr.
Ve Bütün insanlar ayrımsız bizim Ailemizdir. Çünkü aynı gezegende yaşıyoruz.
Dünya üzerindeki bütün canlı türleri de varoluşumuzu paylaştığımız, varlık türleridir.

Gidecek başka gezegenimiz yok.
Gezegeninize, yaşamınıza ve geleceğinize sahip çıkınız.



Yazan Nilgün Nart
Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına
25.03.2009 / İstanbul / Türkiye

22 Aralık 2008 Pazartesi

AMAÇ INSAN II - Sessiz Yürüyüş

küresel ısınma; insana(kendimize) ve gezegene olmakta olanı görmek için lütfen izleyiniz
http://blip.tv/file/1429348/

Not: Zeitgeist Addendum filminin belirgin olarak 66:06dk, 66:23dk, 66:31 dakikalarında; insanın teknolojiye bağımlı hale getirilmeye çalışılmasını (ikna edilmek) ve böylelikle de yeni bir teknolojiye bağımlı kölelik paradigması yaratılmasını onaylamıyoruz. Teknoloji gereklidir. Ama amaç teknoloji değildir. İnsandır. Zeitgeist filminde belirttiğimiz dakikalarda teknoloji; insanın kurtarıcısı gibi sunulmuştur. Kaynak bazlı teoriden bahsetmektedir. Bize göre; filmde Venüs projesinin temellendirildiği kaynak bazlı teori, bugün ki insanın bilinci ile gerçekleştirilemez. Ve insana yeni bir kölelik getirebilir. Robotlaşma. (bu film gerçekleri açıklamak gibi bir vizyonla yola çıkmışsa da içinde teknolojiye yapılan atıfla ve değerle Matrix Filminin argumanlarını bu dünyada gerçek kılacak olan tohum zihniyettir.)

Bizim Görüşümüzden; insan bilinci; sevgi bilincine evrimleştiği zaman, zeitgeist filminin içinde önerilen kaynak bazlı teknoloji ve venüs projesi gerçek kılınabilir. Daha önce değil.)
Filmi yukarda değindiğimiz konuların ışığında; ekonomik sistemin nasıl yapılandığını kavrayabilmeniz için seyretmenizi tavsiye ediyoruz.

Ayrıca ekonomik sistemin gelişimini (insanı köleleştirmesini) bilimsel olarak daha iyi anlayabilmek için grup sayfamıza eklediğimiz Yrd.Doç.Dr.Şule Daldal’ın akademik bir çalışma olan “NEO-LİBERAL POLİTİKALAR VE HEGEMONYA KRİZİ” yazısını okumanızı tavsiye ederiz.
http://www.facebook.com/group.php?gid=17707815749&ref=ts

sevgiyle

***********************************************************************************

AMAÇ INSAN II - Sessiz Yürüyüş

Belki “Milyon” kişiyiz.Belki de “Sonsuz” kişiyiz.Hepimiz; insan onuruna yakışır şekilde yeşil bir gezegende barış huzur refah mutluluk sağlık ve sevgi içinde yaşamak istiyoruz.
Hepimiz içimizde tükenmeyen ve bizi “Gerçek İnsanoğlu” yapan; İnsanın Asaletine, Yaşamın Kutsallığına, Sevginin Aşkın hatırına ve Barışın güzelliğine Sessizce Yürüyoruz. Sessiz Yürüyüş; bilincimizde, tüketici alışkanlıklarımızda, yaşamımızda, eylemlerimizde; insanlarla ve dünya ile ilişkilerimizde bilinçli olarak (her ne olursa olsun) “Sevgiye” Yol aldığımız bir Sessiz Yürüyüştür.
Değişimle Sonuçlanır.
İnsanlığın; kendisine ve dünyaya Ol’makta olanı görmesi ve eğer istiyorsa; bütün bunlardan sevgiyle özgürleşmeyi seçmesi, kendi içinde kendine(vicdan mekanizmasını harekete geçirip) yürüyerek gerçekleştirebileceği bir süreçtir.
Ve her varlığın “Kendisinin Sorumluluğudur”.

İnsanın; “Kendisinin Sorumluluğu”; özgürlüğüdür. Ancak ve ancak kendisi olabilen insan özgürleşebilir. Özgürlüğü düşleyebilir. Ve özgürlük olasılık olarak düşlenebildiğinde, olabileceğine inanılabildiğinde gerçek olabilir ve gerçek olabilmesi için uğrunda mücadele edilebilir. Ne için mücadele ettiğinizi bilmeniz gerekir. Bildiğiniz zaman özgürlüğü bir hedef haline getirebilirsiniz. Çünkü nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiçbir rüzgârdan hayır gelmez.

Fiziksel (alışkanlıklar-tüketici veya bağımlılıklar), psikolojik (size öğretilmiş gerçeklik-inançlar değerler yargılar şartlanmalar), ruhsal ( dinsel inançlar-spritüel sanrılarımız) olarak özgür olabilmeyi kavramak (olmakta olanı görmek ve sorumluluk almak) ile gerçekleştirme (kelebek etkisine inanarak sevgiyle eylemde olmak) arasındaki süreç Sessiz Yürüyüştür.

Ekonomik sistemlerin, ahlaksal yapıların, dinlerin, doğmalarının, toplumsal bilincin, insan psikolojisinin; açıkça çöktüğü, doğrunun ne, güzelin nasıl ve iyiliğin nerde olduğunun bilinmediği toplumsal kaosun içinde; sizin ayağa kalkmanıza ve sizinle birlikte diğerlerinin de ayağa kalkmasının tek bir koşulu vardır. Vicdan mekanizmasının harekete geçirilmesi.

Ancak içinize yürüyebildiğinizde toplumsal olarak birlikte barış ve huzur içinde yaşamanın koşulu olan; vicdan mekanizmasını harekete geçirmiş olursunuz.
Vicdan mekanizmasının harekete geçmesi; birey olarak kendinizin, kendinizle birlikte diğerlerinin ve gezegeninde sorumluluğunu aldığınızın göstergesidir. Bir şekilde yaşamın devamının sorumluluğunu almaktır.

Yaşam; gezegen üzerindeki canlı ve cansızların; sürekli olarak yokluktan varlığa görünüşe çıktıkları sonsuz devinimin, değişimin ve evrimin Bütünüdür.
Her şey değişir.
Değişmeyenler durgunlaşır ve çürür.
Büyük değişimler büyük adımlarla gerçekleşir. Bu devrimdir.
Eğer ki; devrim sayılan büyük adımı atarken her iki adımı (fiziksel ve ruhsal) birlikte “”sıçramaya”” dönüştürebiliyorsak orada -Evrim- gerçekleşir.
Evrim, devrimle olur. Devrim, evrim gereği gerçekleşir. İki kelimenin üzerine koyacağımız ve herkesin en yüksek hayrına olacak değeri ise, bu ikilinin türler veya insanlık veya varlık bilincinde veya var oluşunda ne kadar özgürlük, sevgi, bütünlük, tamamlanmışlık kattığı belirler.
Eğer İnsan; içinde yaptığı Sessiz Yürüyüşünden mutluysa; olmakta olan uygundur.
Eğer Toplum; gerçekleşmekte olan devrimde; Birlikte adım atabiliyor ve nihayetinde; fiziksel, psikolojik ve ruhsal özgürlüğüne sıçrayabiliyorsa; Ol’makta Ol’An EVRİM’dir.
Ve Evrim; doğası gereği bir başlangıcı ve bir sonu içerir. Başlangıç ve son birbirinin içine geçer. Eski biterken yeni başlamaktadır. Eski gitmemiştir. Ama henüz yeni de gelmemiştir.
Yapılması uygun Ol’An; Kelebek Etkisine inanarak; kendinize, varlığınızın nedeni olan diğerlerine, gezegene ve üzerindeki canlı türlerine; gücünüzün yettiği elinizin uzandığı kadar kol kanat gererek; koruyacağınız, yok oluştan esirgeyeceğiniz ve gezegen üzerindeki yaşamın devamını özgürce gerçek kılacağınız Sessiz Yürüyüşünüzde olmaktır.
Değişimlerde insan için en sağlıklı referans noktası yüreğidir. Çünkü kaosta her şey bir nevi alacakaranlık kuşağında yaşanır.
Referans noktası yüreğinin olması; -ben yaptım oldu- mekanizması değildir. Zaten -ben yaptım oldu- mekanizması, toplumsal bilincin kurtulmaya çalıştığı hastalıklardan biridir.
Yolda yürüyecek olanı alacakaranlık kuşağından geçirecek sadece vicdan mekanizması olabilir. (vicdan; herkesin aslında için için; iyiliğin ve kötülüğün nerede olduğunu bildiği ve kendisinin ise bu iki kutbun hangi değerinde olduğunu bilmesi halidir. Vicdan mekanizması harekete geçtiğinde kişi; ya olduğu gibi olur, ya da göründüğü gibi olur.)

Ve insan bir canlı olarak gezegendeki diğer canlı türleri ile birlikte; gezegen üzerindeki Yaşama aittir. Üzerinde yaşadığı gezegen ve gezegen üzerindeki her şey ile birlikte bir Bütündür.
İnsan her ne kadar gezegenden bağımsız bir varlığı varmış; gezegende ekolojik dengenin bozulması sonucunda yaklaşmakta olan iklim değişikliğinden ve felaketlerden kendisine zarar gelmeyecekmiş gibi duyarsız ve umursamaz davranıyor olsa da maalesef insanın gezegenden ayrı bir varlığı söz konusu değildir.

İnsan; gezegeni tıpkı diğer canlı türleriyle birlikte tamamlayan ve diğer canlılarla yaşam nehrinde birlikte akandır. Kendinin Sorumluluğunu aldıktan sonrada gezegen üzerindeki yaşam nehrinin akışından daha iyiye yöneltmek ve vesile olmak maksadıyla sorumlu olandır. Yada en azından yaşam doğal akışını olduğu gibi korumak üzere sorumlu olandır. (Zarar vermemek de korumaktır)
Bu nedenle gezegen üzerinde“Kendinin Sorumluluğunu” alarak vicdan mekanizmasını harekete geçirmemiş insandan ne kendine ne diğerlerine hayır gelmez.

Vicdan mekanizmasını hareket geçirmiş insan; ataleti kırabilir ve insan olmanın gereğini yerine getirebilir.

Şu anda ekonomik ve psikolojik çöküş insanların ataleti kırmasına engel olmaktadır. Fakat; vakit artık çok geç olmadan da karanlığın kapılarının sonsuza kadar kapatılması gerekmektedir.
Zaman altın değerindedir.
İnsanlık gezegen ve diğer canlılar için her dakikanın geriye dönüşü olmayan bedelleri bulunmaktadır.

Hayvanların - bitkilerin bu durumdan haberi olmadığı ve dünyaya olanlardan da sorumlu olmadıkları için; bütün sorumluluk dünyayı kirleten, kendi içinde ve birbiriyle sürekli kavga eden, dünya gezegeninde var olduğundan beri savaşan, tatminsizliğinden dolayı çılgınca tüketen, tüm güzellikleri yok eden, her alanda kendini diğerlerinden ayıran anlamsız bir yarışın içinde olan, paylaşmayı bilmeyen, üstüne üstlük hiçbir uyarıyı da (ekolojik felaket ve toplumsal kargaşa) dikkate almayan ve hala çıkarlarını gözeten ve tarihinin en büyük -var olmak veya yok olmak- savaşının içinde bulunan; insanoğlunun üzerine kalmıştır.
Yapılması gereken gezegene, üzerindeki canlı türlerine, ekolojik sistemlere ve Biz İnsanlığa ne olduğunu görmek ve harekete geçmektir.

Şu anda dünyada iki kaos- birlikte olmaktadır.
İlk kaos (sefilliğin acizliğin dünyasıdır) gitmekte olandır. Yüz yıllardır insanlara inandırılan betimlenen ve öğretilen dünyadır.
Sizlerin korkularınızla acılarınızla ve bunları her An’da seçmenizle ve ataletinizle kendini var kılmaya devam etmektedir.

İkinci kaos (barışın sevginin dünyası) gelmekte olandır. Eğer sistemde yer almayı bırakırsanız; sessizce yüreğinize yürüyebilirseniz ve her anda vicdan mekanizmasını harekete geçirip, eylemlerinizle ve nihayetinde hepimizin seçimiyle iradesiyle gerçek olacak olandır.

Vakit geç olmadan hepimizin; değişmeyi seçenlerin; Sessizce Yürümeye başlaması hayrımızadır.
Yürüyüşünüz; Gücünüzdür.
Ve İnsanın Gücü; Kendisinin Sorumluluğunu almasıdır.
İnsan şimdiye kadar yapması gereken tüm savaşları yapmıştır.
Sevgiden başka gidebileceği tüm yollara da gitmiştir.

Şimdi Burada; insanın vicdan mekanizmasını hareket geçirmekten ve sevgiyle sessizce yürüyüp, değişmekten başka çaresi yoktur. “Sevgi Olmuş” insanın varlığından yansıyan çözümlerin her biride insanlığın hizmetine sunularak; toplumda özgürlüğün, barışın, dengenin ve huzurun yaşanmasına hizmet edecektir.

Sevgi Olmamış bir *Bilincin*; küresel ısınmayı; önleme durdurma adına ürettiği her şey yine şimdiye kadar olduğu gibi, bir takım karanlık zihniyetlerin elinde menfaatleri gereği, İnsanlığın hayrına maskesi altında kullanılarak ve insanların üzerinde güç oluşturmak için bir araç daha yaratılmasına hizmet etmekten başka bir işe yaramayacaktır.
İnsanlığın yakasından; dünyayı kirleten, çöplük haline getiren, insanları bir birine düşürerek savaş meydanlarında düşman eden ve öldüren, dünyayı ve insanları kendi çıkarları için kullanan, sömüren bütün yapıların, kurumların, birimlerin, kişilerin düşmesi gerekmektedir.

Her insanın; vicdan mekanizmasını hareket geçirecek; Sessiz Yürüyüşü; kendisine, diğerlerine, dünyaya ve evrene karşı bir SORUMLULUĞUDUR.

GÜÇ, SORUMLULUKTUR.
SORUMLULUK; Olmakta olanı olduğu görmek ve harekete geçmektir.
GÖRMEK; Değişmektir.
DEĞİŞİM; Her zaman sizin ve diğerlerinin huzuru, refahı barışı ve mutluluğu için; daha iyiye ve daha güzele olan Var Oluşu seçebilmektir.
SEÇMEK; Kaderinizi bilinçli olarak yaratmaktır.

YARATMAK; Görmek, Düşünmek, Söz Söylemek, Eylemde Bulunmak ve tüm bunları yaparken seçimlerinizin başında nöbet tutmaktır. İradedir. Azimdir. Netliktir. Açıklıktır. Kararlılıktır.

Ve sevgiyle diyoruz ki ;HENÜZ VAKİT VARKEN; GEZEGENE VE YAŞAMINIZA NE OLMAKTA OLDUĞUNU LÜTFEN GÖRÜNÜZ.
YAŞAMINIZA VE GEZEGENİNİZE LÜTFEN SAHİP ÇIKINIZ.

Yazan Nilgün Nart
Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına
11.11.2008 İstanbul / Türkiye

2 Aralık 2008 Salı

AMAÇ İNSAN I – Kelebek Etkisi

küresel ısınma; gezegene olmakta olanı görmek için lütfen izleyiniz http://vimeo.com/2316052

************************

AMAÇ İNSAN I – Kelebek Etkisi

Kaos ve karanlık; binlerce yılın getirdiği ağır sorunlarla birlikte dünya gezegenini ve sakinlerini kuşatmakta.

Sistemler karışmış, idealler insanların yüreğinden çoktan çekip gitmiş, faziletin ve vicdanın ne olduğu ise hiç hatırlanmıyor.

Dünyanın sıcak bölgelerinde yaşanan ve yaşanması muhtemel olan çatışmaların- savaşların ve nükleer tehdidin gölgesinde ve ayrıca tek başına medeniyeti dünya üzerinden silip süpürme gücünde olan küresel ısınmanın etkisi ile meydana gelen, gezegensel doğal olaylar aktivitesinin artışı ve büyüklüğü; insanları korkutan, çaresiz hissettiren nitelik almıştır. Medyanın, basın yayın kuruluşlarını da felaket haberlerinden ve gelişmelerin doğal olarak insanlığı ilgilendiren yönünü raiting amaçlı abartarak kullanımları neticesinde kişiler güvensiz, yarından umutsuz, karamsar ve depresif durumdadırlar. İnsanlar TV başında gerçeklikten uzak ve insani değerleri her gün eriten TV programlarıyla basın ve yayın ile de uyutularak fiziksel zihinsel ve duygusal olarak atalet içine sokulmaktadır.
İnsan Toplumu olarak bu karanlığın gölgesinde her geçen gün; hoşgörülü, uzlaşmacı, uzak görüşlü, sağduyulu ve metanetli olma ve birlikte hareket etme yeteneklerimizi ve anlayışımızı kaybetmekteyiz.

Merkezi hareketi Amerika’da başlayan ve dalga dalga tüm dünyaya yayılan ekonomik krizle birlikte arkasından tetiklenecek olan insanlardaki ve birlikte toplumlardaki psikolojik ve ruhsal çöküntüler aslında hepimizin bildiği gibi şimdiye kadar yaşamış olan bütün ikilik ve nefs tabanlı sistemlerin ( açgözlülüğün) çöküşü ile alakalıdır.

İnsanlar artık beni sokmayan yılan binyıl yaşasın diyemez.
Çünkü yılan herkesi sokmuştur. Ve zehrin etkisi toplumsal bilincimizde hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Bunu YAŞAMLARIMIZDA fark etmek -AN- MESELESİDİR.

Sorunlarımızın orasına burasına bakmayı ve kaderimize hayıflanmayı bırakmalı ve KENDİ çözümümüzün bir parçası olmalıyız.

Dünyaya ve İnsanlığa dolayısıyla bizim Geleceğimize ve Gezegenimize olan kayıtsız “bakışın” ve umursamaz yaklaşımların bir çözüm olmadığını basitçe görmeliyiz. Yaklaşan günlerde her koyun kendi bacağından asılmayacak. İnsanlık medeniyetini tehdit eden tüm unsurların karanlığında Tek gezegende yaşamasından ve Tek zeki tür olmasından dolayı (tüm olanlarda payımız ne olursa olsun) HEPİMİZE tek bir hesap kesilecek.

Ya tek tek YOK OLACAĞIZ yada BİRLİKTE İNSANCA VAR OLACAĞIZ.

Şimdi Burada, ülkemizde ve diğer ülkelerde, sırça köşklerinde, yönetimde koltuklarında oturanlar, söz söyleme gücünde ve hükümet etmek erkine sahip olanlar; savaş, nükleer tehdit, küresel ısınma gerçeğiyle ve dünyaya ne olduğuyla ilgilenmezlerse, eğer canları ilgilenmek istemezse veya ne bileyim; siz de bilirsiniz çok büyük işleri vardır -firmalarını karlı hale getirmek, yeni pazarlara açmak, parti işleriyle ilgilenmek, zaferlere koşmak, savaşçılık oynamak, uluslararası teşkilatlarda birkaç söz söylemek ve dostlar alış verişte görsün türünden birkaç anlaşmaya imza atmak ve koltuğu kimseye kaptırmamak gibi tatlı tatlı “çok lüzumlu şeylerle” uğraşmaya devam etmek isterlerse- biraz acele etmeleri gerekiyor.

Çünkü; Dünyamız her geçen gün ISINMAYA (?) devam etmekte.

Bölgesel savaşlar ve nükleer oyuncaklar ile gezegen riske edildiğinde ve zaten kapıda bekleyen küresel felaketler yaşanmaya başlandığı zaman, insanoğlunun bunu durduracak ne teknolojisi, ne zamanı, ne de gidecek başka bir yeri olacaktır.
Bu nedenle bir insan olarak; kısaca hayatımızın her alanında ve tüm uğraşılarımızda; tek gezegende yaşamamızdan ve tek geleceğimizden dolayı insanlığın hayrına olana hizmet edebilmeliyiz.
Çözüm sadece kendimizi düşünmek değil, kendimizle birlikte diğerlerini de düşünmek ve buna göre hareket etmektir.
Güce sahip olduğunuz alanlarda, erkin elinizde olduğu makamlarda, konumunuzun ve gücünüzün farkında olarak, toplumda bir şeyleri herkesin hayrına olacak yönde değişmesine hizmet etme yolunda çalışmak ve diğer insan kardeşlerinizi; acıda, sefillikte, insan onuruna yakışmayan durumlarda, aşağıda tutan ve tutsak eden, sistemin bütün yapılarını adanmış bir şekilde bütünün hayrına (sizin, diğerlerinin ve gezegenin) değiştirmeye çabalamak; bunun için hizmet etmek; bu dünyaya İNSAN olarak doğmamızın ve İNSAN olmamızın bir borcudur. Ve bizlerin şimdi dünyaya ve insanlığa hizmet etme ve borcumuzu ödeme vaktimiz gelmiştir.
Zamanı ŞİMDİdir.
İnsanlar sistemlere hizmet etmez.
Sistemler insanların varoluşuna ve daha mutlu bir yaşam sürmesine hizmet etmelidir.
AMAÇ İNSANDIR.
SİSTEMLERDEKİ, EFENDİ İNSANDIR.

İnsanın efendi olmadığı amaç olmadığı sistemlerde; insanlar basitçe insan değil, sistemin gönüllü kölesidir.
Sanır ki kendisine hizmet ediliyor.
Sefilliğin acının yokluğun yoksulluğun zulmün kısaca açgözlülüğün olduğu yerde; amaç insan değildir. Başka bir şeydir.
Ve Evrensel Yasalar gereği hiçbir sistem İnsanı ve yaşamı yok etmeye bırakılmaz. Yok edenin bizatihi kendisi insan olsa bile.
Neden Sonuç yasaları; şimdi küresel ısınmayla ortaya çıkan gezegensel durumda olduğu gibi devreye girer ve sistemleri tekrar -AMAÇ İNSAN- konumuna gelmesine hizmet eder. Birlikte bu amaca hizmet edenleri de faziletleri ve erdemlerinden dolayı seçimlerine ve seçimlerinin sonuçlarından harekete geçen; neden sonuç yasasına göre evrimleştirir.
Bu nedenle gerçek anlamda İnsanlığa Hizmetin vakti şimdidir. Çünkü İnsanlık geleceğimiz ve Dünyamız tehdit altındadır.

İnsan varlığınızı; gücünüzü, mesleğinizin bilgilerini-imkanlarını, konumunuzu-ilişkilerinizi, tavrınızı, umudunuzu, emeğiniz ve nihayetinde VİCDANINIZI; önce kendinizin, diğer insanların ve nihayetinde insanlığın; fiziksel, maddesel, zihinsel, duygusal tutsaklığından kurtulması ve bu yolla dünyadaki sefilliğin, aczin yokluğun, yoksulluğun, zulmün, adaletsizliğin ve cehaletin ve sonsuza kadar bitmesine hizmet etmek için seferber ediniz.

Kelebek etkisi yaratabilirsiniz.

Bunun için tek yapmanız gereken şey gerçekten Gezegene olmakta olanı görmek ve gücünüzün yettiği, aklınızın erdiği kadarıyla harekete geçerek; derde deva olacağınız yerlerde derman olmaktır.


Çünkü; gidecek başka DÜNYAMIZ yok.


Yazan Nilgün Nart
Küresel Isınma Bilinç Değişim Hareketi adına
10.10.2008 İstanbul / Türkiye

23 Kasım 2008 Pazar

“UYGUNSUZ GERÇEK” VE ÇOCUKLARIMIZ

Küresel Isınma ile ilgili bilgilendirme amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara; öğrencilerin ders saati içinde seyretmesi maksadıyla Al Gore’un “Uygunsuz Gerçek” belgesel filmi gönderilmeye başlanmış.

Ne kadar güzel…çocuklarımız bilgilenecek şeklinde düşünebilirsiniz.

Fakat; çocukların “Uygunsuz Gerçek” ile karşı karşıya geldikleri tablo çok vahimdir.

Küresel ısınma ile ilgili verdiğim seminerlerde tanıştığım çocuk insan ve genç insanlardan gördüm ki; okulda öğrendiklerinden ve deneyimlediklerinden çok etkileniyorlar. Ve yaşamlarında referans alınacak bir durum olduğunda ise okulda onlara öğretilenleri ciddiye alıyorlar.

Bu nedenle büyük bir olasılıkla okulda seyrettikleri “Uygunsuz Gerçek” filminden etkilenecekler. Çünkü filmde bizlerin bile tam farkındalığına eremediğimiz, henüz etkilerini yavaş yavaş hissetmeye başladığımız ve atalet içinde sadece seyrettiğimiz, gezegen üzerinde varoluşumuzu, medeniyetimizi geleceğimizi ve basitçe insan varlığımızı tehdit eden ekolojik olaylar olmakta.

Psikoloji bilimi; insanların etkileşime girdikleri olaylarda; anlayamadığımız veya bilinçli zihnimizle( yetişkinler için kalıplar, şartlanmalar, sınırlar, v.s…. çocuklar için büyüme süreci hazır olamama gerçekliği alğılayamama olabilir) kabul edemediğimiz görüntülerin ve bilgilerin; bilinçaltımız tarafından, daha sonradan tekrar gözden geçirilmek üzere kayıt edildiğini söylüyor. Bilinçaltımıza kayıt edilenler, anlayamamaktan ve çözümleyememekten dolayı tanımlayamadığımız korkulara, korkular nedensiz endişelere, nedensiz endişeler ise belirli davranış kalıpları( savunma duvarları) yaratmamıza neden olabiliyor. Ve varlığımızı tehdit altında hissediyoruz.
Bizler korkularımız doğrultusunda; ( fiziksel varlığımızı hayatta tutabilmek için ) içgüdüsel olarak bilinçaltımızdan otomatik olarak yönlendiriliyoruz. ( Freud, Gestalt incelemenizi tavsiye ederim)

Yukarda ki bilgiden hareketle; seminerler sırasında anne-babalarla ve öğrencilerle görüşmelerim neticesinde edindiğim bilgileri sizlerle de paylaşma gereği hissediyorum.
“Uygunsuz Gerçek” filminden sonra çocuklarda meydana gelen psikolojik değişimler; (tabiî ki tek anneler ve babalar tarafından dile getirilenlere rağmen bir şeyin hiçbir zaman tek bir nedeni yoktur. Hepsi birliktedir. Veya birisi ağırlıklı olabilir) Gece boyunca uyku bozukluğu, yalnız yatamama, uykuya dalmaktan korkmak, sürekli bir şey olmasından endişelenmek, anne ve babayı kaybetmekten korkmak, aşırı yemek yeme, kardeşleriyle çatışmalarda artış, ders yapma ve okula gidişte ( özellikle 3, ve 4. sınıfa kadar olan çocuklarda) sorunların çoğalması.

Kısaca çocuklarımızın psikolojisi olumsuz yönde etkilenmeye başlamış.

Küresel Isınma Bilinç Değişimi Hareketi olarak; çocuklarınızın psikolojik ve ruhsal durumlarını birkaç ay çok iyi gözlemlemenizi tavsiye ediyoruz.

Benim çocukta bir şey yok demeyiniz.
Uygunsuz Gerçek filmini bir şekilde seyretmenizi ve çocuklarınızın; hangi gerçeklik ile nasıl karşı karşıya kaldıklarını anlamaya çalışmanızı tavsiye ederiz.

Aynı zamanda gerçek şudur ki…..
Şu anda Türkiye de yaklaşık 14 milyon öğrenci bulunmaktadır.
14 milyon çocuk Türkiye’nin %20 si demektir. Üniversite öğrencileri bu rakama dahil değildir.

Bir öğrencinin 4 kişilik ailesi var ise ve ortalama “Uygunsuz Gerçek” filmini 8 milyon öğrenci seyrederse; toplamda 32 milyon kişi; filimi seyreden çocuklarından dolayı bir şekilde etki altında kalacak demektir. Çocuklar mutluysa anne babada mutludur. Çocuklar huzursuzsa; ailedeki bireylerde etkilenir.

Bu nedenle lütfen çocuklarınızla sohbet ediniz. Çocuklarınızı yalnız bırakmayınız. TV de ve bilgisayarda ne seyrettiklerinden haberiniz olsun.
Basitçe çocuklarınıza gerçekten vakit ayırınız ve çocukları şu günlerde size sunulmuş yaşam armağanı olarak ve sadece var oldukları için seviniz.(onların nasıl olması gerektiği ile ilgili hiçbir şey beklemeden ve yargılamadan)…ki zaten öyledir. Bizler, sizlerinde bildiğiniz ve her zaman Ol’duğunuz sevgiyi gündemimiz nedeniyle sadece hatırlatanlarız.

Çocukların ve etrafınızdaki sevdiğiniz insanların; dünyaya güven ve kendilerine güven duygusunu besleyecek ne varsa; sevgiyi huzuru çoğaltmak ve dengeyi köklendirmek için çaba gösteriniz.

Dünyada nasıl varolacağınızın takdirini hiç kimsenin eline bırakmayınız.

Dünyadaki her insan gibi mutlu olmaya; sevgide huzurda refahta ve sağlık da olmayı hak ediyorsunuz. Ve daha yeşil bir dünyada, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamayı sadece ve sadece siz kendi adınıza gerçek kılabilirsiniz. Ve hepimiz bunu gerçekleştirdiğimizde; daha yeşil bir dünyada İnsan onuruna yakışır bir şekilde yaşayabiliriz.

Anne ve baba olarak, nihayetinde bir insan olarak; çocuklarla ilgili öğrendiğimiz ve kendi çocuklarımızda yaşadığımız süreci ve olayı bilmenizin hakkınız olduğunu düşündük. Ve bizlerde Ol’Anı sevgiyle paylaştık.

Her daim sevgide barışta huzurda ve Neşede olmanızı diliyoruz.


Nilgün Nart
20.11.2008 İstanbul / Turkiye

19 Eylül 2008 Cuma

DÜNYA İNSANLIK AİLESİ

DÜNYA İNSANLIK AİLESİ


İnsanoğlunun psikolojik ihtiyaçlarından bir tanesi olan “bir yere ait olma” duygusu veya ihtiyacı yaşadığımız yüzyılda üzerinde önemle durulması gereken bir olgudur.
Ait olma ihtiyacı, insanın kendisini eksik hissetmesi ve neticesinde tamamlanma arzusu ile ilgilidir. Kabul görme, sevme ve sevilmeyle tamamlanır ve tatmin edilir.

İnsanlar; değişik zamanlarda ihtiyacına göre bir guruba, bir partiye, bir ideolojiye, bir dine, tarikata v.s ait olabilirler. Bu ait olmak bilinçli seçimle gelen bir aidiattir. Bir ırka, millete ve aileye ait olmak ise doğumla gelen bir seçimdir.

İnsanoğlu kendini tamamlama ve hep bir “şey” olma ihtiyacı içindedir. Bu ihtiyacın altındaki duygu; eksiklik, acizlik, zavallılık, yetersizlik, değersizliktir. Doğuştan veya seçimle gelen aidiatler; “şeylerin-yerlerin” değerleriyle kendini tamamlamaya çalışır. Fakat ne yaparsa yapsın nereye ait olursa olsun bir türlü tamamlanamaz. Tamamlanma eylemi “Kendisinin” dışında arandığından her girişim, eksikliğin yarattığı gittikçe derinleşen hayal kırıklığı ile sonuçlanır. Dışarıda dış dünya vardır. Bazen her ne kadar tinsel içerikli guruplarda “içe ait olanlar” konuşuluyormuş veya oluyormuş gibi olsa da bütün her şey dışsal şekillerde – dışarıda gerçekleşmektedir.
Bu aidiatlerde ne kadar uzun süre oyalanılıyorsa, içsel hayal kırıklığının, acının, eksikliğin boyutları ve varlığın tükenişi de o oranda artar.

İnsanoğlunun; tarihin başlangıcından beri süren uzun yolculuğunda öyle bir can alıcı noktaya gelinmiştir ki, bu dünyada; kendisi ve diğerleriyle barış içinde huzur bulabilmesi için binlerce yıldır ait olduğu kimlikleri sorgulaması gerekmektedir.

Yeryüzünde olan savaşların, zulümlerin, sefaletin, acının ve ayrılığın nedeni üzerimize yapıştırdığımız ve biz olduğunu düşündüğümüz ve inandığımız kimliklerimizdir.

Şu millettenim, şu dindenim, bu ırktanım, şuna inanırım, şu guruba üyeyim, bu mürşide giderim, bu muhterem zatın dediklerini yaparım v.s gibi söylemlerin ve “kendini” oldurmaya çalışmaların bir sonu yoktur.

Öncelikle şunun anlaşılması gerekir ki; tüm ait olma uğraşıları, insanı insandan ayıran ve bizlerin insanlığını kaybettiği dipsiz birer kuyudan başka bir şey değildir.

Bütün bu ait Ol’ma uğraşıları; dünyada hep enleri ve çokları isteyen bir türlü doymayan, hatta Öte Alemde veya Yüksek Boyutlarda Cenneti, payeleri imkanları bilgileri almak ve Ol’mak için can hıraş bir mücadelenin içine girerek, kendini her vesile ile insan kardeşlerinden ve dünyadan ayıran egodan başkası değildir.

Binlerce yıldır insanoğlunu, yaşamını, geleceğini, malını canını, umutlarını sömüren sistemler ve bu sisteme ait olan kişiler, insanın bu kimlik arayışından, kurdukları kurumlarla, partilerle, tarikatlarla, örgütlerle, ideolojilerle, uydurma dinlerle kendi egolarını tatmin etmektedirler.
İnsanoğlunun gücünden beslenmektedirler.

İyi veya hayrımıza hizmet ediyor görünse bile eğer bir sistem, ideoloji, düzen; bizim içimizde acizlik, yetersizlik, değersizlik, bağımlılık, korku, tükeniş yaratıyorsa ve bu aidiyeti yitirmeyle kaybedeceklerimiz (maddi manevi) bizi bu oluşumlarda hala tutmaya devam ediyorsa, biliniz ki gücünüzü sizden alıyorlar. Sizden besleniyorlar.

İnsanın çaresizliği, gücünüzü sizden alanların çaresi oluyor.

Bu nedenle; insanoğlu, Maslow’un Kuramı olan ihtiyaçlar hiyerarşisindeki “Bir yere ait olma ve sevgi ihtiyacını” tüm insanlık olarak önce Tek bir yere ait olduğunu görerek ve idrak ederek, yeryüzündeki tüm ayrılıkları, savaşları çatışmaları, sefilliği bitirebilir.
Çünkü İnsan yeryüzünde kendini diğerlerinden ayrı gördüğü için yeteri kadar acı ve keder yaşamıştır. Yapılması gereken kimlikler sıralamasında insanın ilk kimliğine yerleşmesidir.

İnsan Dünya gezegeninde yaşayan canlılar arasında bir Tür’dür.
Ve sadece bir Tek İnsan türü vardır.
İnsanın kimliği; İNSAN Ol’masıdır.
Diğer bütün kimlikler “İnsan Olma” kimliğinin üzerine gelerek oturan kimliklerdir.

İnsanoğlunun bundan sonra hayrına hizmet edebilecek yeğane kimlik “İnsan Kimliğidir”.
Ve bu da aslında İnsanın ilk değeri ve ilk kimliğidir.

İnsan Kimliğinizi gerçek kılmadan, hiçbir kimliğimizi gerçek kılamayız.

Gezegenin geldiği son noktada kaosların arasında bütün kimlikler de boştur.

İnsanoğlunun; artık “Evrensel İnsan” olabilmesi için, şimdiye kadar ki bütün kimliklerini terk etmesi ve sadece “İnsan Kimliğinin” içine yerleşmesi gerekmektedir.

Ve bunun için insanın tek ihtiyacı olan “Kendisi” olmaktır. İnsan Ol’maktır.

21yy da; dünyamıza ve insanlığa yüzlerce sen önce gelmiş öğretiler, dinler, insanoğlunun kendi eliyle yaratılan ideolojiler, örgütler, partiler, kuruluşlar, dernekler her ne kadar bizim hayrımıza hizmet ediyor görünürse görünsün ve gerekçesi ne olursa olsun, İnsanlık kendisine “sunulan” hiçbir şeye ait değildir. Hiçbir sisteme, öğretiye, ideolojiye, bütünlüğe ve “Kadere” ait değildir.

Her insan tek tek, önce “Kendisine” sonra İnsanlık Bütünlüğüne sonrada Dünyaya aittir. Ve bunların “oluşunun” bütün bilgisiyle kendi yaratacağı “Kadere” aittir.
Dünya ve İnsan bir Bütündür.
İnsanlık bir Bütünlüktür.

Biz insanlık olarak hepimiz dünya gezegeninde, diğer dünya üzerinde olan canlı türleri ile birlikte bir Bütünü oluşturuyoruz.

Tıpkı bir organizmanın unsurları gibi.

İnsanoğlu her ne kadar dünya üzerindeki diğer canlı türlerinden zeki bir varlık olsa da, dünya sisteminin dışında her şeyden soyutlanmış olarak yaşayabilen bir varlık değildir.
İnsanoğlu Dünya Ekolojik Sistemine aittir.
İnsanoğlunun üzerinde yaşadığı gezegenden ayrı bir varlığı yoktur.
İnsan dünya gezegenin dışında var olamaz. Yaşayamaz.
Aynı şekilde insan için, diğer insan kardeşleri olmazsa da yaşayamaz. Var Ol’masının bir amacı kalmaz.

Bu nedenle; Dünya ekolojik sisteminden tek bir unsur eksik bile olsa sistem dengede kalamaz ve var olmaz.

Oysa İnsanoğlu; çevresini, doğal imkanlarını, kendi türü de dahil diğer canlı türlerini; kısacası gezegene ait Ol’An her şeyi babasından kalmış miras gibi harcamakta ve tüketmektedir. Veya tüketilmesine acizliği, duyarsızlığı ile izin vermektedir.

Yaşadığınız çevreye ile ilgili tahribatlara, yaşamınız canınız ve geleceğiniz kısacası İnsanlığınız ile oynanan oyunlara, olaylara duyarsız kalmak, seyirci kalmak acizlik sergilemek, duyarsızlıktır.
Ve duyarsızlık kısaca izin vermektir.

Nereye kadar?

Binlerce yıldır doğayı, havayı, madeni dağı taşı toprağı, suyu kendi malıymış gibi har vurup harman savuran insanları ve bu olaylara ve insanlara duyarsız kalarak izin veren Biz İnsanlığı, küresel ısınmayla tetiklenen gezegensel aktivitelerden dolayı zor günler beklemektedir.

Dünyanın sabrı bitmiştir. Kaynakları tükenmek üzeredir.
Ama İnsanoğlunun hala sahiplenme arzusu, sahiplenme hırsının tetiklediği diğerlerini ve riskleri yok etme dürtüsü tükenmemiştir.

İnsan ve gezegen bir bütün olduğu için ve gezegen tükendiği için aslında İnsanın geleceği ve kendi varlığı da tükenmiştir. Ama insanlık bunu hala görememektedir.

Ne acıdır ki görmediği için olup biteni anlayamamakta, anlayamadığı için de, gezegenini kurtarmak için hep birlikte harekete geçip gidişata dur diyememektedir.

Çünkü insanlar, bloklara, oluşumlara, milletlere, dinlere, tarikatlara, örgütlere ideolojilere bölünmüş bir durumdadır. İnsan kendi içinde büyük bir kimlik bölünmesinden doğan GAFLETİ yaşamaktadır.

Bölünmüş olduğu içinde birlikte hareket edememektedir.

Kimlik bölünmesi insanı her geçen gün güçsüzleştirir.
İnsan Ol’ma Gücünüzü, Özgür Ol’ma Gücünüzü, huzurlu ve barış içinde insana yakışır bir yaşam sürme GÜCÜNÜZÜ elinizden alırlar.

Ve insanoğlunun içinde ve dışında bütün haline geldiğinde, kimliklerine bakmadan insan kardeşlerine güvendiğinde ve inandığında, kendisine şimdiye kadar anlatılmış bütün toplumsal bilincin kötü masallarını unuttuğunda; birlikte Tek yürek, Tek el, Tek söz olarak iyiliğe güzelliğe barışa huzura refaha kilitlendiğinde çözebileceği gezegensel bir durumu vardır.


İnsanlık olarak yapmamız gereken Gezegenimize ve İnsanlık Medeniyetimize ne olmakta olduğunu bir an önce görmek, değişmek ve İnsan Kimliğimize yerleşerek kendimiz ve Dünyamız için “VAKİT GEÇ OLMADAN” İnsan kardeşlerimize gezegenimize yaşamamıza sevgimize ve yüreğimize sahip çıkarak hareket geçmektir.


Acizlik, sefillik, atalet, bölünmüşlük, savaş, zülüm, tozlu öğretiler, ritüeller zavallılık, sistemlere yem olmak, dilencilik yapmak ve İnsan Bütünlüğüne ihanet ve delalet içinde olmak İnsanoğluna yakışmaz.

İnsanoğluna; insan onuruna yakışan bir şekilde, ayağa kalkarak kendine, insan kardeşlerine, gezegenine sahip çıkmak ve İnsan Ruhunun asaletinde durarak Dünya ve Evrende fark yaratmak yakışır.

Her şeyin tüm şiddetiyle etrafımızda döndüğü bir süreçte sarılabileceğimiz ve iman edebileceğimiz sadece yüreğimiz ve insan kardeşlerimiz ve gezegenimizdir.

Bütün kimliklerimizi terk ederek sadece İnsan kimliğine yerleşmemiz, Dünya ve İnsanlık için, savaşın, zumlun, acının ayrılığın sefaletin de bitmesi anlamına gelir.
Ve tarihin tozlu sayfaları sizlerin seçimiyle kapanır.

Ve böylece İnsanlık olarak Yeni Çağın şafağını hep birlikte huşu içinde nihayet seyreyleyebiliriz.

Vakit Şimdidir
Mekan Dünya Gezegenidir
Bütünlük Dünya İnsanlık Ailesidir.

Yazan Nilgün Nart
11.11.2007 / İstanbul / Turkiye
Küresel Isınma
Bilinç Değişim Hereketi



http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749
www.kuresel-isinma.org, www.dunyadabaris.org , www.peaceforhumans.com , www.globalwarmingvideos.org

THE WORLD HUMANITY FAMILY İstanbul / Turkiye

THE WORLD HUMANITY FAMILY
İstanbul / Turkiye


“Belonging to somewhere” sense or need; that is one of the psychological requirements of the human beings; is a phenomenon that should be strongly emphasized in our era.
Belonging need is related to the sense of human about his/her own imperfection and as a consequence of this sense desire to complete it. This can be completed and satisfied by being honored, loving and being loved.

In different periods; people can be a part of a group, a party,an ideology, a religion, a sect etc. due to their needs. This belonging is the one that comes about with conscious choice. On the other hand; belonging to a race, nation and family is a choice that comes along with birth. .

The human being continuously needs to define himself/ herself and needs to be “something”. The sense underlying this need is imperfection, incapability, pitifulness, poorness, worthlessness. The belongings that come along with birth or choice try to complete themselves with the values of “things-places”. However the human can not be completed no matter what he/she does, no matter where he/she belongs to. As the completion act is searched out of “Itself”; all initiatives end up with ever deepening disappointment created by imperfection. The external world is outside. Sometimes, even though it seems that “ the ones belonging to interior world” are being pointed out or occur in spiritual groups; everything materialize in external figures – external world.
The longer human beings hang around these belongings; the more increase the extent of interior disappointment, sorrow, imperfection and the exhaustion of the entity.

In the long journey of the human being that has been continuing till the start of the history, it has been reached to such a crucial point that in order to find peace in reconciliation with itself and others in this world; the humanity has to question the identities to which it has belonged to for centuries.

The cause of the wars, oppressions, misery, sorrow and seperation on earth is the identities that we attach ourselves, consider as ourselves and to which we believe in.

There is no end in discourses such as I am from that nation, I am from that religion, I am from that race, I believe in that, I am a member of that group, I follow that guide, I exercise what that reverend person says etc. and trying to mature “oneself”.

First of all this should be understood that all struggles for belonging to something is not anything other than dead wells seperating one from the other and in which we lose our humanity.

All these struggles for belonging to something is not other than ego that desires the tops and more in the world and never being satisfied ; that seperates one from his/her human brothers and sisters and that in each single occasion strives in a hard struggle to obtain Heaven in even the World Beyond and on High Dimensions, to have honours, oppurtunities and knowledge ; and to be.

For thousands of years; the systems that exploit the humanity, its life, future, wealth, soul, hopes and the ones who are part of this system have been satisfying their own egos from this identity seek of the human by means of the institutions, parties, sects, oraganizations, ideologies, fabricated religions which they have founded. They have been nurtured from the power of humanity.

Even seems to serve in good-will or to our benefit; if a system, ideology, order creates incapability, inadequacy, worhtlessness, dependency, fear, exhaustion in ourselves and the probable losses ( material or spiritual) resulting from quitting this belonging still continue to keep us in these formations; be sure that it takes its strength from you. They are nurtured from you.

The desperation of the human becomes the relief for the ones who take their strength from you.

For this reason; humanity can terminate all discrepancies, wars, conflicts , misery on earth through seeing and conceiving that the whole humanity belong to single place as in “ Belonging to a place and love need” in Moslow’s theory of hierarchy of needs.

Because humanity experienced lots of sorrow and grief on earth as it considers itself seperate from the others. What should be done is to place the human in its original identity in identity order.

Human is one of the species among the living things in the World planet.
And there is a Single Human kind.
The identity of the human is its being HUMAN.
All other identities are the ones that come about and reside in the “ Being Human” identity.

The single identity that can serve for the benefit of the mankind from now on is “ Human Identity”.
And this is actually the original value and original identity of human.

We can materialize none of our idenitites unless we materialize our Human Identity.

In the recent situation of the planet; all identites are also blank between chaoses.

For mankind’s being “ Universal Human” ;from now on, it should leave its all identities till now and it should bear only the“ Human Identity.

And all that human needs for this is being “ Itself”. Being “Human”.

In 21st century; no matter to what extent the doctrines, religions, idelologies created by mankind, organizations, parties, institutions, associations seem to serve to our benefit and no matter what the justification is; the humanity belongs to nothing “offered” for it. It does not belong to any system, doctrine, ideology, integrity and “ Fate”.

All people, one by one, firstly belong to “himself/herself” and afterwards to the World. And the “ “existence” of these belongs to the “ Fate” that he/she will create on himself/herself through knowledge.
World and Human is one and only.
Humanity is an integrity.

As the human beings; we all form an integrity on the planet world with the other living specimens on the other world.

Just like the elements of an organism.

In spite of the fact that the human being is a far cleverer creature than the other living specimens in the world; it is not an entity that is able to live in a manner isolated from everthing out of the world system.
Human beings belong to World Ecology System.
The mankind has no other entity than the one that is available on the planet it lives.
The human can not exist out of the planet world. Can not live.
In the same manner; a human can not live without his/her brothers and sisters in mankind. On the contrary;he/she has no reason for existence.

So; even a single component is deficient from the World’s Ecologic System, the system can not sustain its balance and can not exist.

Whereas, humanity wastes away and exhausts its environment, natural facilities, living specimens including itself; in short, everything that belongs to the planet, like a patrimony. Or thanks to its incapability, insensivity, let them to be exhausted.

Remaining insensitive, not being involved in and remaining incapable against hazards to the environment you live, tricks made on your life, soul and future shortly to your Humanity is merely insensitivity.
And insensitivity means letting, in short.

How far?

The human beings; who waste away the nature, air, mines, all around the world and earth as if they were their own and we, the Mankind, who remain insensitive to these acts and people and who let them; will face with hard times because of the planetary activities set off by global warming.

The world is at the end of its tether. Its resources are about to exhaust.

But the human’s will to possess, and impulse to destruct the other and risks that is triggered by this will to possess have not been exhausted.

As the humanity and the planet is one and only, the future and entity of Human itself have also been exhausted along with the planet. But the humanity still fails to see this fact.

It is what a shame that as it can not see, it fails to understand what happens; and as it fails to understand, it can not take an action all together to save the planet and can not put a brake on the course of events.

Because; human beings are divided into blocks, formations, nations,religions, sects, organizations and ideologies. The humanity experiences the UNAWARENESS in itself that come about from the great identity division.

It can not act in unison as it is divided.

Identity division weaks the human day by day.
They take away your power of Being Human, Power of Being Free, POWER of surviving in a humanely life in peace and reconciliation.

And the humanity has an planetary issue which it can solve by keeping in unity in its external and interior world, trusting and believing in its brothers and sisters without distinction about their identities, forgetting all evil tales of the social consciousness that have been told to it till now; by focusing all together on welfare, glory, peace, reconciliation, prosperity in single heart, single hand, single voice.


What we should do as humanity is to see immediately how we destroy our Planet and Human Civilization, to change and upon adopting our human identity; to take an action by protecting our brothers and sisters, our planet, our life, our love and heart “ BEFORE IT IS TOO LATE” for us and our world.


In capability, misery, inertia, disunity, war, oppression, old doctrines, rituals, pitifulness, being bait for systems, begging, treason and misguidance towards Human Integrity is an unhumanlike attitude.

An humanlike approach is to stand up in a manner proper for human dignity , to protect itself, its brothers and sisters and its planet and to create difference in World and Universe by keeping in nobility of Human Spirit.

In a process that everything revolves around us with a vengeance, what we can wrap and believe are only our hearts, brothers and sisters and our planet.

Our adoption of only our Human identity and leaving all other identities means the termination of wars, oppression, sorrow, discrepancy and misery for World and Humanity.
And ancient pages of the history is closed through your choice.

And so; as Humanity, we can finally watch the dawn of a New Era in awe.

The Time is Now.
Place is the Planet World.
Integral World is the Family of Humanity.

Author: Nilgün Nart
Action for Global Warming Consciousness Change
11.11.2007 / İstanbul / Turkiye


http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749 www.peaceforhumans.com www.globalwarmingvideos.org

İKLİM DEĞİŞİKLİGİ – EVRENSEL SİYASET- EVRENSEL İNSAN

İKLİM DEĞİŞİKLİGİ – EVRENSEL SİYASET- EVRENSEL İNSAN

2007 de Bali’de İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 13. ,Kyoto Protokolü’nün de 3. Taraflar Konferansı gerçekleştirildi.
Bali Eylem Planı adı adı altında bir çalışma oluşturuldu. Fakat bu çalışma hemen Şimdi Burada başlayan bir eylem kararından ziyade, konferansta görüşülen konular ve yapılacak anlaşmalar ile nereye gidileceğini gösteren başlangıcın başlangıcı kararı gibi bir hazırlık çalışması niteliğindeydi.

Dünya ülke liderleri henüz küresel Isınmayı durduracak eylemleri gerçekleştirme ile ilgili “kavrayışı” ve “İradeyi” geliştirmiş değildiler.

Kısaca Bali’de olan; Dünya ülkelerinin nasıl bir fikir ve eylem birliğine varacaklarının usullerin de uzlaşmaya çalıştıkları seromoniden ibaretti.
Ve Bali de gerçekleştirilen ritüelin işaret etiği acı gerçek ise; 2012 tarihinin sonunda eğer dünya liderleri kendi aralarında nasıl uzlaşabilecekleri konusunda anlaşabilirlerse; birlikte karbon salınımları ve diğer acil önlemler konusunda birlikte ciddi birşeyler yapmaya ve gerçek eyleme geçmeye kara verecekleridir.
Kısaca anlaşılması gereken henüz dünya üzerinde ki hiçbir lider gezegen, insanlık ve geleceğimiz için ciddi bir şey yapmaya karar vermiş değildir. Şimdiye kadar ülkelerin kendi insiyatifleri ile küresel ısınmayı durdurma maksatlı bölgesel bazda yaptıkları çalışmalar ise son derece yetersizdir.

Dünya fabrikaları, santralleri tam kapasite tüm kıtalarda eski usul üretim sistemleriyle, fosil yakıt tüketerek- karbonlarını atmosfere salarak, kirli sularını – atık maddelerini doğaya bırakarak, buna ek olarak toplumsal bilinçte akıl almaz reklam ve davetlerle tüketim çılgınlığına sürüklenerek, duyarsızlık ataletsizlik, çıkar çatışmalarıyla dünyamızın ve insanlığın geleceği bir oldu bittiye getirilmek üzere. İnsanlık Medeniyeti, Evren tarihinin tozlu kayıtlarına her an kaldırılabilir.

Bu işlemden kim karlı çıkacak, karlı çıktığında; ne işine yarayacak anlaşılır gibi değil.
Yıllardır dünya çapında tanınan iklimbilim uzmanları, saygın bilim akademileri, IPCC tarafından; Küresel ısınma ve yaklaşmakta olan felaketler konusunda yapılan uyarılara kulak tıkayan ve bir türlü harekete geçmeyen dünya ülke liderlerinin artık küçük hesap peşinde koşmaktan vaz geçmeleri gerekiyor. Yoksa dünya adına çok büyük bir fatura Evren tarafından İnsanlığa kesilmek üzeredir.

Bu gün hala Kyoto protokolunu imzalayıp imzalamama hesapları yapan ülke temsilcileri bilmiyorlar mı ki; Kyoto Protokolu konusunda uzlaşmaya varsalar ve dünyadaki her ülke karbon salınımını durdursa bile, hemen her şey yoluna girmeyecek ve bıçakla kesilmiş gibi küresel ısınma-etkileri durmayacaktır. Atmosferde şimdiye kadar birikmiş karbon ve diğer gazların atmosfer içinde çözünümü dönüşümü ve dengeye gelmesi için 50-100 senelik bir zamana ihtiyacımız var.


Geçtiğimiz senlerde Birleşmiş Milletlerin raporlarında hareket geçmek ve bir şeyleri gezegende kalıcı olarak değiştirmek için (iklim değişikliğini ve küresel ısınmayı önlemek) ne önlem alınması gerekiyorsa 5 sene içinde uygulanması konusunda açıklama yapmışlardı. Bu belirtilen zaman içinde önlemler alınmadığı takdirde geç kalınmış olunacak ve gezegendeki yaşam, insanlık ve medeniyetimiz büyük bir tehlikeyle baş başa kalacaktı.

Dünya ve İnsanlık yani medeniyetimiz şimdiye kadar olmadığı kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır.
İnsanoğlu tarihin hiç bir devrinde bu kadar “yokoluşun” sınırlarına yaklaşmamıştır.
Kısaca gezegenimiz ağır, ölümcül bir hastalık geçiriyor. Ve biz gezegenimizi hemen acil servise alıp müdahale etmeliyiz. Beklide müdahaleden sonrada iyileşmesi için ellerimizi açıp dua edebiliriz!
Gezegeni bu hale nasıl getirdiğimizi düşünüp, kendimize ders çıkartarak bir daha aynı hatayı yaşamamak için gerçek ve kalıcı önlemleri almalıyız. Bütün bir insanlık olarak da yekpare hareket etmeyi öğrenmek her zaman için hayrımızadır.

Olay bu kadar basittir.
Fakat şu anda ülkelerin “hala” Kyoto ile oyalanmaları, “sürekli” ulusların kendi çıkarlarından bahsetmeleri, özel durumlarını öne sürmeleri (haklı olabilirler fakat bu gelmekte olan sonu değiştirmiyor) çok komik ve açıkça anlamsız.
Bu aynen şuna benziyor. Yukarda anlattığımız işlemin tersine hareket ediyoruz. Hastamızın başında hala hurafeler anlatıp, kocakarı usulleri ile onu yatıştırmaya çalışıyor ve derdine çare olduğumuzu sanıyoruz.
Siz böyle bir görüntü görseydiniz ne yapardınız. Hasta ölmek üzere can çekişiyor
Ve başındakiler hala masal anlatarak mal kavgası yapıyor.
Kısaca dünyamıza İnsanlık medeniyetimize ve geleceğimize olmakta olan budur. Bunun dışında anlatılan her şey hikayedir.

Bu nedenle dünya ülke liderlerini, erki elinde tutanları, sermayenin başında oturanları ve gücü bir şeylere yeterek dünyanın ve insanlığın derdine ilaç olacak olanları Evrensel İnsan olmaya davet ediyoruz.

Eyleme geçmeniz ve birlikte gezegen ve insanlık için birlikte hareket etmeniz gereken gün bu GÜNDÜR.

Karbon salınımlarını gezegen yüzeyinde ve atmosferinde ciddi oranda azaltmanız gereken hatta belki de durdurmanız gereken gün, bu GÜNDÜR.

2012 sonrası DEĞİL.
2012 sonrasında alınacak tedbirlerin hiçbir şey ifade etmeyeceğini Birleşmiş Milletler raporlarında zaten belirtiyor.

Tek Bir gezegenimiz olduğunu dikkate alarak, tek bir atmosferi teneffüs ettiğimizin bilincinde, yeryüzünde Tek Bir İnsan Türünün var olduğunu idrak etmiş, ülkesinde ve dünyada yaptığı siyaseti bütünleştirmiş; bütün gezegeni, İnsanlık Medeniyetini ve geleceğimizi dikkate alarak yapılan siyaset Evrensel Siyasettir.

Gezegenin ve İnsanlığın hepsini kucaklayan, insanlığa yaklaşmakta olan felaketlerin yanında devede kulak kalan, küçük tarihsel hesapları, ülkesel menfaat diyerek nereye gittiği belli olmayan “kazançları” insan menfaati olarak savunmaları ve nitekim gerektiğinde kalabalıkları ve kendini de aşarak ve gündeminden sapmayarak, dünyada bir insan bir insan “hepimiz” diyen siyasetçi Evrensel Siyasetçidir.

Ve İnsanlık; eğer bütün bu tarihsel kader anlarını sağ salim atlatabilirse; Evrensel Siyasetçilerinin ve Evrensel İnsanlarının ellerinden öpecektir.
Evrensel İnsanlar, dünyada yeni birlik anlayışının temelini oluşturacak İnsanlık medeniyetinin ölümsüz “Ataları” olacaktır.

Dünya sahnesine Evrensel İnsanların ( Ataların) çıkma zamanı gelmiştir.
Yoksa 2012 sonrası için vakit çoktan gelip-geçmiş olacaktır.

Yazan Nilgün Nart
16.01.2007
İstanbul / Türkiye
Küresel Isınma
Bilinç Değişim Hereketi

www.kuresel-isinma.org
http://www.new.facebook.com/group.php?gid=17707815749




NOT; “İnsanlığa Çağrı” ve “Evrensel Siyaset” yazılarının İngilizcesini www.kuresel-isinma.org dan veya www.globalwarmingvideos.org, www.paceforhumans.com uluslararası sitemizden alabilirsiniz. Rus dilindeki çağrıları nilgunart@yahoo.com.tr adresimden isteyebilirsiniz.


Küresel Isınma ile ilgili diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz…
http://www.kuresel-isinma.org